YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15605
KARAR NO : 2023/656
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/132 Esas ve 2021/298 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/1562 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyizi; intikalin geç olduğu sanığın istikrarlı şekilde eylemi reddettiği mağdure ile aralarında geçen mesajlaşmalarda da dahil cinsel ilişkiye dair delil bulunmadığı kıskançlık gibi şahsi sebeplerle sanığa iftira attığı, suç tarihinde sanıkla mağdurenin görüşmediklerine dair mesajların bulunduğu, iddia edilen olaydan sonra görüşmeye devam ettikleri hususları dikkate alınarak sanığın beraatine karar verilmesine ilişkindir.
2. Katılan mağdure vekilinin temyizi; sanığın üst sınırdan cezalandırılmasına ilişkindir.
3. Katılan Bakanlık vekilinin temyizi; sanığın üst sınırdan indirimsiz cezalandırılması ve Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Mağdur ve sanık anlatımları ile dosya arasında mevcut mesajlaşma ve … kayıtlarından anlaşıldığı üzere, mağdur ve sanığın aynı köyde ikamet ettikleri, “…” isimli sosyal medya uygulaması üzerinden konuşmaya başladıkları, olay tarihinden 7-8 ay öncesinden itibaren duygusal birliktelik yaşadıkları, sanık ve katılanlar tarafından belirtildiği şekliyle sanığın ailesinin mağduru istemeye gittikleri, ancak mağdurun yaşının küçük olması sebebiyle katılanların rıza göstermedikleri, ancak mağdur ve sanığın görüşmeye devam ettikleri,
Mağdurun … İzleme Merkezindeki ifadesinde, sanığa şikayet tarihinden 2 hafta kadar önce ayrılmak istediğinin söylediğini, gününü pek hatırlamamakla beraber 10 ya da 11 mayısta sanığın kendisini arayarak yanına çağırdığını, bunun üzerine 21.00-22.00 sıralarında evlerinin yakınındaki zeytin ağaçlarının bulunduğu tarlada buluştuklarını, sanığın burada kendisine yönelik organ sokmak suretiyle cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiğini beyan etmesine nazaran, sanığın müdafi huzurunda kollukça tespit edilen beyanında şikayet tarihinden 2 hafta belki daha fazla bir zaman diliminde 21.30 sıralarında
mağdurla evlerinin yanında konuştuklarını ifade ettiği, bu haliyle mağdurun beyanının yer, gün ve saat bakımından sanık tarafından doğrulandığı, ayrıca sanığın serbest bırakıldıktan sonra hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılmasını müteakip yakalanması neticesinde, 01.06.2021 tarihli Cumhuriyet savcısı huzurunda mağdurla mayıs ayı içerisinde kesinlikle görüşmediği şeklindeki beyanı ile beyanları arasında açıkça çelişkiye düştüğü, kovuşturmada ise mağdur ile en son şikayet tarihinden bir hafta önce görüştüklerini beyan ettiği,
… İzleme Merkezinde mağdur ile yapılan görüşmesi sonrasında adli görüşmeci (psikolog) tespitine göre, mağdurun verdiği ifadenin (olay örüntüsü, yer, mekân, kişi olarak) son derece samimi, tutarlı ve güvenilir olduğu kanaatine varıldığı,
Sanığın müdafi huzurunda kollukça tespit edilen beyanında mağdur ile aralarında herhangi bir cinsel saldırı, yaklaşım veya temaslarının olmadığı beyanına karşın, Salihli Sulh Ceza Hâkimliğinin 2021/156 Sorgu sayılı sorgusu sırasında, “…’in elinden tutar, en fazla alnından öperdim” şeklinde beyanda bulunduğu,
… Kurumu’nun 27.05.2021 tarihli raporuna göre mağdurun jinekolojik muayenesinde; himende eski yırtık saptandığı, vajinal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin gerçekleşmiş olduğu, özelliklerine göre tespit edilen yırtığın muayene tarihinden önceki 10 günlük zaman diliminden önce gerçekleşmiş olduğu,
Mağdurun Ödemiş Devlet Hastanesi 3214 numaralı doğum raporuna göre, sağlık personeli yardımı ile 18.12.2006 tarihinde doğduğu, bu kapsamda olay tarihinde yaşının 14 olduğu,
Mağdurun olayı teyzesine anlattığını, babasının sinirli olması ve öldürmesinden çekindiğinden söyleyemediğini ifade ettiği,
Bu halde tüm açıklamalar nazara alındığında; sanığın mağdur ile olayın gerçekleştiği yer, zaman açısından uyumlu tevil yollu ikrarı, adli görüşmecinin mağdurun verdiği ifadenin (olay örüntüsü, yer, mekân, kişi olarak) son derece samimi, tutarlı ve güvenilir olduğu kanaatine varıldığı yönündeki tespiti, … Kurumu raporu ile mağdurun cinsel birliktelik yaşadığının ve mağdurun olayın gerçekleştiği zaman bakımından beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu, sanığın aşamalarda çelişkili ve kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına bilimsel raporlar ve uzman görüşlere nazaran itibar edilmediği birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmüştür.
Mağdur ile sanığın olay tarihinden sonra da görüşmeye devam ettiklerinin … ve mesajlaşma kayıtları ile anlaşıldığı, … Kurumu raporunda sanığın eylemi ile mağdurun yaralandığına ilişkin bir tespitin bulunmadığı, mağdurun olayı önce teyzesine anlattığını, babasının kendisine zarar vereceğini düşündüğünden anlatamadığını beyan etmesinin toplumda evlilik dışı cinsel birlikteliğin hoş karşılanmaması hatta bireylerin aileleri tarafından ciddi tepkilerle karşılaşabileceklerinin bir tezahürü şeklinde olduğu nazara alındığında, sanık ile mağdur arasındaki cinsel birlikteliğin rızaen gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Bu haliyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü de uygulama alanı bulmamaktadır.
Sanığın karar celsesinde esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanında mağdurun yaşını 17 olarak bildiğini belirtmesine karşın aşamalarda mağdurun yaşının küçük olduğunu defaaten beyan ettiği, tanık C. K.’nın sanıkla konuşmalarında mağdurun yaşını sanığa söylediğini ifade ettiği, mesajlaşma kayıtlarında mağdurun yaşının küçük olduğuna ilişkin konuşmaların bulunduğu, ailesinin mağduru istemesine rağmen
kızlarının yaşının küçük olması nedeniyle evliliğe rıza göstermediklerini ifade ettiği, doğum raporuna göre 14 yaşında olan ve 7-8 ay boyunca duygusal birliktelik yaşadığı, ortaokul 8.sınıf öğrencisi mağdurun yaşını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümleri tatbik edilmemiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak 5271 sayılı CMK’nın yargılama giderleri başlıklı 324/1. maddesinde yer alan “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir” hükmü ve aynı Kanunun 325/1. maddesinde yer alan “Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi halinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir” hükmü dikkate alındığında davaya konu olayda katılan mağdura baro tarafından tayin edilen vekile ödenen vekâlet ücretinin yargılamanın yürütülmesi amacı ile yapılan bir harcama ve ödeme olması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 5271 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanunlarda da mağdur için tayin edilen vekile ödenecek olan vekâlet ücretinin meccani olacağı veya sadece devlet hazinesinden karşılanacağı veya sanık ya da bir başkasına yüklenemeyeceğine dair bir hüküm de bulunmaması karşısında bu harcama ve ödemenin yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı olmakla birlikte bu hususun davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK’nın 280/1-a ve 303/1 maddeleri uyarınca düzeltilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasındaki “9-Sanığın sarfına sebebiyet verdiği 250,00-TL ATK gideri, 300,00-TL bilirkişi ücreti, 98,37-TL sarf kararı ve 4 adet e-tebligat gideri 22,00-TL olmak üzere toplam 670,37-TL yargılama giderinin sanıktan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,” kısmın çıkarılıp yerine “9-Sanığın sarfına sebebiyet verdiği 250,00-TL ATK gideri, 300,00-TL bilirkişi ücreti, 98,37-TL sarf kararı ve 4 adet e-tebligat gideri 22,00-TL, mağdura 14/07/2021 tarihli celsede atanan zorunlu vekil gideri 1.536,00 TL, olmak üzere toplam 2.206,37-TL yargılama giderinin sanıktan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,” kısmın eklenmesi, diğer hususların ise aynı kalması suretiyle, CMK’nın 280/1-a ve 286/1. maddeleri gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve … Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması
ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, … ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudandoğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/1562 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.