Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/15609 E. 2023/3102 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15609
KARAR NO : 2023/3102
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/396 E., 2022/1171 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim edilen 22.02.2016 tarihli ve 2016/1966 Esas sayılı iddianame ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2018 tarihli ve 2016/86 Esas, 2018/91 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 01.02.2019 tarihli ve 2018/1442 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 01.02.2019 tarihli ve 2018/1442 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk ve müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 07.03.2022 tarihli ve 2021/13356 Esas, 2022/1997 Karar sayılı kararı ile özetle; dosya kapsamı ile bağdaşmayan soyut ve yetersiz gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin uygulanmaması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.09.2022 tarihli ve 2022/396 Esas, 2022/1171 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan yargılama neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Takdiri indirim yapılmadan üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Eylemin nitelikli şekilde gerçekleştiğine, takdiri indirim uygulamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

C. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun cinsel bir amacı olmadığına, bu sebeple beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Olay tarihinde lise 1.sınıf öğrencisi olan mağdurenin anne ve babası boşandığı, velayeti annesinde olan ve annesi ile birlikte yaşayan mağdure psikolojik sorunlar yaşaması üzerine götürüldüğü psikiyatristin yaptığı muayyene sonrasi … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 44 gün tedavi gördüğü, bu tedavi sırasında yaşadığı olayları doktorlara anlattığı ve bu şekilde annesinin de durumdan haberdar olduğu, hastane yetkililerinin 07/12/2015 tarihinde Çocuk İzleme Merkezi’ne mağdure cinsel istismara uğradığına dair anlatımlarda bulunuyor diye yazı gönderdiği, bu merkezce yazının 10/12/2015 tarihinde karakola havale edilmesi ile soruşturmaya başlandığı ve bu soruşturma sonrasında sanıklar ve SSÇ’ler hakkında kamu davası açıldığı,
Dosyaya yansıyan beyanlar ile tüm dosya kapsamında 2015 yılı yaz sonlarında SSÇ …’ın mağdureye arkadaşlık teklif ettiği ve çıkmaya başladıkları, 2015 yılı Ekim ayında mağdurenin alkol aldığı bir gün … ve abisi … ile birlikte Emirler’deki … balıkçısı karşısındaki binanın garajına gittikleri, burada … ve …’un mağdurenin vücuduna dokunup alt giysilerini çıkardıkları, kendi cinsel organlarını mağdurenin poposuna sürttürdükleri,
SSÇ … ******* her aşamada haklarındaki suçlamaları reddetmiş ise de mağdure ile arasında herhangi bir husumet bulunmadığı, bu nedenle iftira atması için bir neden olmadığı, kaldı ki mağdurenin iftira atmak gibi bir niyeti olsa doğrudan polise başvurup ya da ailesine söyleyip şikayetçi olabileceği, oysa yaşadığı olayların psikolojisini bozması üzerine annesi tarafından götürülen doktorun yaptığı muayyene sonucu hastaneye yatırıldığı, tedavi sırasında doktorlara anlatması ile bu durumu hastane yetkililerince ilgili birimlere bildirilmesi ile soruşturmaya başlandığı yani doğal şekilde ortaya çıktığı,
SSÇ müdafiisinin mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunu ileri sürmüş iseler de ÇİM’de mağdurenin ifadesi alındıktan sonra uzman tarafından hazırlanan Adli Görüşme Değerlendirme raporunda mağdurenin zaman ile ilgili net bilgi veremediği, olayların sıralaması ile ilgili karmaşa yaşadığı, ancak birden fazla kişi ve olay olduğundan ve yaşadığı olayların travmatik etkisi dikkate alındığında mağduredeki bu durumun normal olduğunu belirtmesi,
Ve mağdurenin sanık ve SSÇ’ler ile yaşadıklarından psikolojik olarak etkilendiği, hastanede 44 gün yatarak tedavi görmesinden de anlaşıldığı, cinsel istismar suçunun mağdurları üzerinde yapılan bilimsel çalışmalarda özellikle 15 yaşını bitirmemiş ve yaşı küçük mağdurlarda kendi isteği ile yaşanmış olsa bile küçük yaşlarda yaşanan cinselliğin zaman içerisinde mağdurda pişmanlık duymasına ve bundan psikolojik olarak etkilenmesine yol açtığı gibi bilinçaltının bu etkilenmeyi azaltmak için kaçma ve unutma çabası içerisinde olması, mağdurda olayların sırasını ve zamanını karıştırmaya yol açtığı bilimsel görüş olarak belirtilmesi karşısında mağdurenin beyanlarında çelişki olması normal ve olağan kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler de dikkate alınarak mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınarak değerlendirmede bulunulmuştur.
Mağdure beyanlarında anal yoldan ilişkiye girdiğini söylemektedir, aldırılan iç muayyene raporunda hymenin intakt olduğu, kızlık zarının elastik olmayıp, cinsel ilişkide bozulacak yapıda olduğu, fiili livata bulgusuna ise rastlanmadığı belirtilmiştir. Mağdure anal ilişkilerin Ekim 2015’te olduğunu belirtmektedir. İç muayyene bu tarihten 2 ay sonra yapılmış ise de 6 kişi ile zorla girilen anal ilişkiye girdiğini iddia eden mağdure kısa bir tarih aralığında birden fazla sayıda ve zorla ilişkide ilişki üzerinden bir süre geçtikten sonra yapılacak muayyenede anlaşılacak ufak da olsa emare kalmasının daha beklenir olduğu, mağdurenin cinsel ilişkinin anlatımlarının detaylı olmayıp genel bir ifade ile arkadan ilişkiye girdiler şeklinde anlatıldığı ve iç muayyene rapor içeriği de dikkate alındığında sanık … ********’in ilk derece mahkemesindeki duruşma sırasında mağdure ile anal yoldan ilişkiye girdiğini kabul ettiği, diğer sanık ve SSÇ’lerin mağdure ile anal veya diğer yoldan cinsel ilişkiye girdiklerine dair bir delile ulaşılamadığı, yine mağdure beyanlarında anlaşıldığı üzere bu ilişkiler sırasında mağdurenin alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olduğu dolayısıyla cinsel organların sürtünmesi sırasındaki baskıya bağlı canının acımasını yaşı ve cinsel ilişki konusundaki deneyimsizliği de dikkate alındığında cinsel ilişkiye girmiş olduğunu zannedebileceği de dikkate alınarak şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince bu durum SSÇ lehine yorumlanarak SSÇ … *******’in mağdurenin vücutlarına dokunduğu, cinsel organlarını mağdurenin poposuna sürttüğü ve bu eylemlerin basit ve ani dokunmalar şeklinde olmayıp devamlılık arz eder tarzda olduğundan eylemlerinin TCK’nın 103/1-1.cümle anlamında çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Aynı şekilde mağdure yaşadığı istismar eylemlerinin zorla olduğunu iddia etmiş ise de zorun ne şekilde olduğuna dair somut bir anlatımının olmadığı, yine mağdure beyanlarına göre cinsel istismar eylemleri sırasında mağdurenin kendi isteği ile aldığı alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olduğu, yaşadığı ilişkilerden sonra hemen şikayetçi olmadığı, şikayetçi olmaması konusunda kendisinin tehdit edildiğine dair bir anlatımının da olmadığı ve bu şekilde yaşadığı ilk cinsel istismar olayından sonra başka kişilerle yine alkol ve uyuşturucu madde alıp benzer olaylar yaşamaya devam ettiği birlikte değerlendirildiğinde cinsel istismar eylemlerinde rızasının olduğu kabul olunmuştur.
SSÇ … hakkında mağdure hazırlık ifadesinde kendisi ile anal yoldan ilişkiye girdiğini söylediği halde ilk derece mahkemesindeki duruşmada cinsel ilişkiye girmediğini, vücuduna dokunduğunu ve ellediğini anlatması birlikte değerlendirildiğinde ve yukarıda yapılan genel değerlendirme de dikkate alınarak …’ın … Balıkçısı karşısında bulunan binanın garajında mağdurenin alt giysilerini çıkardıktan sonra vücuduna dokunduğu ve cinsel organını mağdurenin anüs bölgesine süttürdüğü, bu eylemin basit ve kısa süreli şekilde değil devamlılık arz eder tarzda dokunma ve sürttürme şeklinde olduğu bu nedenle TCK’nın 103/1-1.cümle anlamında çocuğun basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu dairemizce kabul edilmekle SSÇ …’a çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen ilk derece mahkemesi kararı CMK’nın 280/2.maddesi uyarınca kaldırılarak eylemine uyan TCK’nın 103/1-1.cümle uyarınca suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak ceza alt hadden tayin olunmuş ve bu ceza miktarı üzerinden …’ın suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğundan cezasında TCK’nın 31/3.maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmıştır.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.09.2022 tarihli ve 2022/396 Esas, 2022/1171 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili, katılan mağdure vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.05.2023 tarihinde karar verildi.