YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15618
KARAR NO : 2023/1010
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı (mağdureler … ile …’ya karşı)
HÜKÜMLER :Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2020 tarihli ve 2019/547 Esas, 2020/182 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 02.12.2020 tarihli ve 2020/1817 Esas, 2020/1809 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında mağdure …’ya yönelik eylemleri sebebiyle nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (c) ve (d) bentleri ve 43 üncü maddesi ile 28 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdure …’ya yönelik eylemleri sebebiyle aynı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesi ile 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliyesi Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/19433 Esas, 2022/2347 Karar sayılı kararı ile özetle kararların gerekçe içermemesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/1116 Esas, 2022/1188 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdure …’ya yönelik eylemleri sebebiyle nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) ve (d) bentleri ile 43 üncü maddesi ile 28 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdure …’ya yönelik eylemleri sebebiyle aynı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddeleri ile 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 04.12.2022 tarihli ve 9-2022/144684 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle
Temel cezaların alt sınırlardan belirlenmemesi gerektiği, mağdure …’nın beyanlarına istinaden bu mağdure yönünden de eylemin silah sayılan odunla işlediğinden dolayı artırım yapılması gerektiği ve eylemlerin süresi dikkate alındığında zincirleme suça ilişkin artırımın daha fazla yapılması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle
Dosyada sanığın cezalandırılmasına yeter somut delil bulunmadığı, intikalin geç olduğu, taraflar arasında husumet olduğu, mağdurelerin beyanlarının çelişkili olduğu, eylemler kabul edilse dahi rızalı olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı ve müvekkilinin beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Özetle
Sanığın gelini … ile rızası veya rızası dışında cinsel ilişkiye girdiği ve diğer gelini … ile cinsel ilişkiye girerken cebir ve tehdit kullandığı sübuta ermediğinden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi ve … hakkındaki eylemini bıçakla gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “Sanık … hakkında sanığın katılanlar … ile …’ya yönelik Nitelikli Cinsel İstismar suçlamasına bakımından yapılan değerlendirmede, katılanlar ile tanıkların aşamalardaki ifadeleri, sanığın aşamalardaki ifade ve savunmaları, Adli Tıp Kurulu’nun 18/05/2018 ve 27/06/2019 tarihli raporları göz önüne alındığında, katılan …’nın 2011-2017 yılları arasında sanığın kendisi ile zorla cinsel ilişkiye girdiğini, kabul etmediği vakit odun, oklava ve eline ne geçerse kullanarak yaptığını, katılan … ile konuştuğunda da …’ya da aynısını yaptığını öğrendiğini, sanığın kendisini öldürmesinden, evliliğinin bozulabileceğinden, kaçmış olması sebebiyle ailesi ile görüşmediğinden ayrıca katılan … ile kimsenin kendilerine inanmayacağından olayları kimseye söyleyemediklerini beyan etmesi, katılan …’nın 2009-2017 yılları arasında sanığın kendisi ile zorla cinsel ilişkiye girdiğini, kabul etmediği vakit odun kullanarak yaptığını, katılan … ile konuştuğunda da …’ya da aynısını yaptığını öğrendiğini, kimsenin kendilerine inanmayacağından ve korktuğundan olanları kimseye söyleyemediğini beyan etmesi, tanıklar … (oğul olan) ve …’ın sanığın katılanlara yönelik cinsel eylemlerini karakolda öğrendiklerini ve sanığın daha önce sanığın katılanları darp ettiğini bildiklerini beyan etmeleri, hatta tanık …’in daha 2011 yılında sanığın davranışları sebebiyle evden ayrılmak istediğini belirtmesi, tanık …’ın olayı karakolda öğrendikten sonra eve gelip sanığın kapıyı açmaması nedeniyle sanığa ait araca taş attığını beyan etmesi ve polis tarafından tutulan 11/07/2017 tarihli tutanakta bu hususun kayıt altına alınması, tanıklar … (kardeş olan), … ve …’in sanık ile katılan … arasında cinsel birliktelik olduğunu ve bir kızın olduğunu bildiklerini beyan etmeleri, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 27/06/2019 tarihli raporda sanığın %99,99 ihtimalle …’nin biyolojik babası olduğunun tespit edilmesi, sanığın 11/07/2017 tarihli ilk beyanında tanık … ve katılan … arasındaki ilişkiyi bilmesi ve arsa parası nedeniyle şikayette bulunulduğunu, 31/05/2019 tarihli ifadesinde de suçlamaları kabul etmeyip yeniden evlenmesi ve arsa parası nedeniyle iftiraya uğradığını, huzurda da katılanlarla cinsel ilişkiyi kabul etmemiş ise de Adli Tıp Kurulunun 27/06/2019 tarihli raporu hatırlatıldığında katılan … ile … zoru ile 3-4 defa olduğunu beyan etmesi, sanığın her anlatımda ifadelerinin bir kısmında farklılıklar olması, sanık her ne kadar hakkındaki suçlamaların katılanlar ile çocuklarının tekrar evlenmesinden ve paradan kaynaklandığını belirtse de sırf iddia edilen 50.000,00 TL (sanığın 2. Celsedeki beyanında) ve ya 100.000,00 TL ( sanığın kardeşi olan tanıkların son celsedeki beyanları) için sanığın gelinleri olan katılanların ve katılanların eşleri olan çocuklarının bu şekilde iftira atmalarının hayatın olağan akışına uygun olmaması, katılanlar ile tanıkların ifadeleri ve raporların çelişmemesi ile; sanığın olayların geçtiği zaman gelini olan katılan …’yı 2009 Nisan-Mayısdan (katılanın ilk cinsel birlikteliğinin evlendikten 3-4 ay sonra olduğu beyanına istinaden- evlilik tarihi 29/01/2009) 2017 Şubatına (katılanın en son cinsel ilişkinin kayınvalidesinin ölümünden 2 hafta sonrasına kadar olduğunu beyanına istinaden- kayınvalide vefat tarihi 02/02/2017) kadar olan süreç içerisinde ve yine olayların geçtiği zaman gelini olan katılan …’yı Eylül 2011’den (katılanın ilk cinsel ilişkinin evlendikten ertesi gün olduğunu beyanına istinaden- evlilik tarih 21/09/2011) 2017 Şubatına kadar (katılanın en son cinsel ilişkinin kayınvalidesinin cenazesinde olduğunu beyanına istinaden- kayınvalide vefat 02/02/2017) olan süreç içerisinde her iki katılanla zorla cinsel birliktelik yaşadığının kabulü ile sanığın her iki katılana yönelik ayrı ayrı üzerine atılı suçları işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.” değerlendirmenin yerinde olduğu görülmekle birlikte;
Katılan … ‘ya yönelik eyleminini, gelinine yönelik ve TCK’nun 6.md.gereğince silahtan sayılan aletle zorla gerçekleştirdiği (katılan …’nın tüm aşamalardaki beyanında bıçakla odasına girerek gerçekleştirdiği şeklindeki beyanları) ve dolayısı ile TCK 102/3-c ve d bentlerini ihlal etmesi nedeni ile temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken alt sınırdan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Katılan … ‘nın ise soruşturma aşamalarındaki ifadelerinde kayın pederi olan sanığın tehdit ettiğini belirtmesine rağmen silahtan ya da silahtan sayılan herhangi bir aletle sanığın eylemlerini gerçekleştirdiğine yönelik bir iddiasının olmadığı, kovuşturma aşamasında ise “…. bir keresinde eline geçirdiği odunla kendisini darp ettiği … ” şeklinde iddiasının bulunduğu değerlendirildiğinde sanık …’ın katılan …’ya yönelik eylemlerini silahla ya da silahtan sayılan aletle gerçekleştirdiği hususunda şüphe oluştuğu anlaşılmakla sanık … hakkında katılan …’ya yönelik eylemi açısından TCK 102/3-d maddesi uygulanmamıştır.
Yine katılan …’nın 20.11.2019 tarihli savcılık beyanında sanığın eylemlerinin 2009 yılından 2011 yılına kadar devam ettiğini belirttiği, kovuşturma aşamasında ise kayın validesinin ölümünden iki hafta sonrasına kadar devam ettiğini belirtmesi nedeni ile sanığın eylemlerinin bitiş tarihinin ve dolayısı ile sanık hakkında uygulanacak yasa maddesinin tespiti açısından Dairemizce beyanı alınan katılan …’nın “Tarihi karıştırmış olabilirim. Kayınvalidem öldükten bir kaç ay sonra yine sanığın benimle ilişkileri devam etti. Bana karşı eylem 2009 yılından 2017 yılına kadar devam etmişti” şeklinde belirttiği değerlendirildiğinde sanığın her iki katılana yönelik eylemlerinin 2017 yılına kadar devam ettiği ve dolayısı ile 6763 SY. ile yapılan değişiklik sonrası TCK 102/2 maddesinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla;
Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 07.07.2020 tarih ve 2019/547 Esas, 2020/182 Karar sayılı, sanık … hakkında katılan …’ye yönelik sabit görülen cinsel saldırı suçundan verilen mahkumiyet hükmünün ve katılan …’ye yönelik sabit görülen cinsel saldırı suçundan verilen mahkumiyet hükmünün CMK 280/2 madde uyarınca kaldırılmasına ve katılan …’ye yönelik 2011-2017 yılları arasındaki cinsel saldırı suçundan TCK’nun 102/2,102/3-c-d, 43/1.maddeleri uyarınca,katılan …’ye yönelik 2009-2017 yılları arasındaki cinsel saldırı suçundan TCK’nun 102/2,102/3-c, 43/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Olayın intikal şekli ve özellikle süresi, katılanlar ve eşleri ile sanık arasında dosyaya yansıyan husumet, tanık beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın gelini katılan … ile rızasıyla veya rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair, diğer gelini katılan … ile rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmış, sanık müdafinin eylemlerin zorla gerçekleşmediğine dair temyiz istemi bu kapsamda yerinde görülmüştür.
2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/1116 Esas 2022/1188 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye … ile Üye …’ın karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dosya kapsamına göre; mağdurlar … ve …’nin kayınbabası olan …’nin ekonomik özgürlüğü olmayan ve oğullarıyla ailelerinin rızası dışında kaçarak evlenen gelinlerine, aynı evde yaşamanın verdiği rahatlıktan faydalanarak ve ekonomik, sosyal otoritesini kullanarak; cinsel birliktelik yaşadığıgerek katılanların, gerekse tanıkların beyanlarından ve en önemlisi de cinsel birliktelik yaşandığını doğrulayan Adli Tıp Kurumu Raporu’ndan anlaşılmıştır.
Ancak mağdurlar ve sanık arasındaki cinsel birlikteliğin rızaya dayalı olup olmadığı konusu dosya kapsamına göre çözüme bağlanmalıdır.
Mağdurların bu durumu adli makamlara geç intikal ettirmesinin bir yandan psikolojik diğer yandan sosyolojik gerekçeleri bulunmaktadır. Bu durumun başlı başına, ‘suçun sübutunda şüphe olduğu (Mağdur … için), mağdurun rızasının olmadığında şüphe olduğu (Mağdur … için)’şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
Mağdurlar ‘öğrenilmiş çaresizlik’ sebebiyle durumlarını ifadede acziyet yaşamışlardır. Öğrenilmiş çaresizlik bu olayda olduğu gibi kişinin tekrar eden travmatik durumlar yaşaması sonucunda ortaya çıkar ve karşı karşıya kalınan travma sebebiyle kişinin pasif kalmasına yol açar. Süreç içerisinde pekişen ve tekrar eden travmatik olayın mağdurları bu durumun değişmeyeceğine çaresizce inanır ve harekete geçmezler. Bu çaresizlik halinin rıza olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Mağdurlar, yakınlarına ve sosyal çevrelerine toplumdan dışlanma ve kınanma ihtimali nedeniyle olayı anlatamamıştır. Bunun, cinsel saldırı suçlarında tüm toplumlarda yaygın bir sosyolojik olgu olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Benzer durumlarda yaşananlar, kişilerde korku ve endişe oluşturur ve pasif bir tutum almalarına yol açar. Mağdurların yaşadıkları travmayı saklamalarının sebebi bu korku olmuştur.
Mağdurelerin eşleriyle kaçarak evlenmiş olmaları bu korkuyu güçlendirmiştir. Öz ailelerinin bu durumu öğrenmeleri halinde yaşayacakları travmanın ağır olacağı açıktır.
Mağdur …’nın yaşadığı korkuya dayalı çaresizliği ‘rızasının olmadığında şüphe bulunduğu’ şeklinde açıklamak ve buna bağlı bir hukuki sonuca ulaşmak dosya kapsamına uygun düşmeyecektir.
Belirtilen nedenlerle nitelikli cinsel saldırı suçundan verilen mahkumiyet kararının bozulmasına yönelik sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.