Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/15887 E. 2023/1165 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15887
KARAR NO : 2023/1165
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/27 Esas, 2022/217 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 31 ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/1496 Esas, 2022/1515 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi; eylemin nitelikli şekilde gerçekleşmediğine, suç tarihinin net olarak belirlenememesi üzerine suça sürüklenen çocuk hakkında lehe kanun uygulanamadığına, suçu işlediğine yeterli delil olmadığına ilişkindir.

2. Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi; suça sürüklenen çocuk hakkında indirimsiz şekilde üst sınırdan cezalandırılma gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece “Sanık savunmaları, katılan beyanları, tanık anlatımları doktor raporları ve tüm dosya kapsamından; Katılan mağdur … ‘in Tokat *** Ortaokulunda 8. Sınıf öğrencisi olduğu, katılan mağdurun okullarında yapılan Bana Kendini Anlat isimli ankete çok tatsız şeyler yaşadım, açık açık anlatmak için çok güçsüzüm yazması üzerine okulun rehber öğretmeniyle görüştüğü, yapılan görüşmede; katılan mağdurun, 7-8 yaşlarında iken dayısı suça sürüklenen çocuk … tarafından tecavüze uğradığını beyan etmesinin ardından, iddiaya konu olay adli makamlara intikal ettirilmiş olup, katılan mağdur …’un 23.12.2021 tarihinde alınan ifadesinde özetle; yaklaşık 6 yıl önce annesiyle birlikte anneannesinin evine gittiğini, anneannesi ile birlikte yaşayan dayısı …’ın gece saatlerine doğru kendisini odasına götürdüğünü, o sırada odada sadece ikisinin bulunduğunu, dayısının üstlerinde bulunan elbiseleri çıkararak özel bölgesine cinsel organını soktuğunu, başka herhangi bir bölgesine dokunmadığını, dayısının şahsına yönelik herhangi bir tehdit eyleminin bulunmadığını ve bu durumun yalnızca bir defa gerçekleştiğini beyan ettiği, suça sürüklenen çocuk …’ın aşamalarda alınan savunmalarında özetle; yaklaşık 6 yıl önce yeğeni …’un ablasıyla birlikte evlerine geldiklerini, …’u kendi odasına götürdüğünü, cinsel organını mağdurun cinsel organına sürttüğü halde sokmadığını, ancak cinsel organını mağdurun ağzına sokmuş olabileceğini beyan ettiği, katılan mağdur … hakkında tanzim olunan adli raporda; “hymende saat kadranına göre saat 6 hizasında kaideye uzanan eski yırtık olduğu” hususlarının belirtildiği olayda, suça sürüklenen çocuğun tevilli ikrar niteliği taşır beyanlarının mevcudiyeti, soruşturma başlangıcından itibaren katılan mağdurun beyanlarının olay örgüsü içerir biçimde tutarlılık göstermesi, katılan mağdur ile katılan mağdurun öz dayısı olan suça sürüklenen çocuk arasında iftira atılmasını gerektirir güncel bir husumetin mevcut olmayışı ve katılan mağdurun beyanlarını destekler nitelikte hymende yırtık olduğuna dair katılan mağdur hakkında tanzim olunan adli raporun varlığı hususlarının tümü bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Her ne kadar suça sürüklenen çocuk savunmasında, yeğeni katılan mağdur …’un cinsel bölgesine organ sokma eylemini gerçekleştirmediğini beyan etse de; TCK’nın 103/2 maddesinde düzenlenen nitelikli cinsel istismar suçunun oluşması için sadece katılan mağdurun cinsel organına bir şey sokmak eyleminin aranmadığı, cinsel özellik taşıyan bir uzvun vücudun herhangi bir bölgesine sokulması eyleminin de bu suçun oluşumuna sebebiyet vereceği, bu husus dikkate alındığında; suça sürüklenen çocuk …’ın savunmasında cinsel organını katılan mağdurun ağzına soktuğu beyanını içermesi nedeniyle savunmanın tevilli ikrar mahiyetinde olduğu, kaldı ki katılan mağdurun iç beden muayenesini içerir adli raporda yapılan tespitlerden hareketle, suça sürüklenen çocuğun savunmasında belirttiği hususların suçlamadan kurtulma kastı içerdiği ve bu savunmalara itibar edilemeyeceği, tüm bu açıklamalar doğrultusunda suça sürüklenen çocuk …’ın; katılan mağdur beyanından hareketle 2015 yılı aralık ayı içerisinde, annesiyle birlikte yaşadığı ikamete gelen öz yeğeni katılan mağdurun cinsel organına kendi cinsel organını sokmak suretiyle TCK 103/2-1.cümle maddesinde yer alan nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği, ayrıca suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurun öz dayısı olmasından ötürü hakkında TCK 103/3-c maddesinde düzenlenen nitelikli halin de somut olayda uygulanması gerektiği anlaşılmakla;
… … .’nun üzerine atılı … ‘ye yönelik çocukların cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan ve daha lehine olan 6763 sayılı yasa ile değişmeden önceki TCK’nın 103/2-1.cümle maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi, …’nin amaç ve saiki, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer dikkate alınarak takdiren 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, … eylemi öz yeğenine yönelik gerçekleştirdiğinden …’nin cezası TCK’nın 103/3-c.maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılarak 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, … suç tarihinde 15-18 yaş aralığında yer aldığından …’nin cezasında TCK’nın 31/3.maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ancak TCK’nın 31/3-son cümle maddesi gereği verilecek ceza 12 yıldan fazla olamayacağından …’nin 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, …’nin duruşmadaki tutum ve davranışları, geçmişi ve cezanın failin geleceği üzerindeki etkisi dikkate alınarak …’ye verilen ceza TCK’nun 62 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, …’ye verilen hapis cezasının miktarı nedeniyle CMK’nun 231/5. ve 5395 Sayılı ÇKK’nun 23. maddelerinde belirtilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, TCK’nın 51.maddesinde düzenlenen erteleme hükümleri ve ayrıca TCK 50. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlara çevirme hükümleri, suç tarihinde …’nin 15-18 yaş aralığında yer alması nedeniyle TCK’nın 53.maddesindeki hak yoksunlukları … hakkında uygulanmamış, … hakkında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı TCK’nın 63.maddesi uyarınca aldığı cezadan mahsubuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca … hali hazırda 18 yaşını doldurması dikkate alınarak … hakkında SİR raporu alınmamıştır….” şeklindeki gerekçe ve lehe kanun değerlendirmesi yapılarak karar verildiği görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeleri ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayanılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru uygulandığı anlaşılmakla kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/1496 Esas, 2022/1515 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2023 tarihinde karar verildi.