YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16032
KARAR NO : 2023/933
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Van Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2021 tarihli, 2021/3415 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/183 Esas, 2021/525 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/2671 Esas, 2022/23 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvuruları kabul edilerek özetle;
Gerekçesiz hüküm kurulması, sanığın mağdureye yönelik 12 yaşında başlayıp 22 yaşına kadar devam eden eylemlerinin zincirleme şekilde işlendiği gözetilerek 6545 sayılı Kanun ile anılan maddelerde yapılan değişiklikler gözetilip ayrı ayrı olaya uygulanarak lehe kanun değerlendirmesi yapılması, gerekçe ve hükümde çelişkili ifadeler kullanılması nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2022/45 Esas, 2022/190 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
5. Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 20.09.2022 tarihli ve 2022/1709 Esas, 2022/1524 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; Sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı mahiyetinde olmasına, temel cezada üst sınırdan hüküm tesisi gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; Mahkumiyete yeter delil bulunmamasına, mağdureyle evlenmek isteyen uzman çavuş ile sanığın kolluktaki ifadesinde ocas sisteminden atanan vekilin tanık olarak dinlenmemelerine, eksik kovuşturma ile karar verilmesi ve lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık hakkında öz kızı katılan mağdureye karşı on iki yaşından itibaren zincirleme şekilde altsoya karşı sarkıntılık boyutunu aşan cinsel istismar suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
2. Katılan mağdure aşamalarda özetle, babası olan sanığın on iki yaşlarındayken üstünü değiştirdiği esnalarda sürekli odasına girerek izlediğini, mutfaktayken arkasından gelip sarılmaya çalıştığını, bu sırada göğüslerini ellediğini, mutfakta temizlik yaparken poposunu ellediğini, liseye gittiği ve ilkokullarda staj yaptığı dönemlerde sanığın staj yaptığı okullara gelerek oradaki çocuklara dokunduğuna dair şikayetler nedeniyle staj yaptığı okulu değiştirmek zorunda kaldığını, en son 22.04.2021 günü tuvalete gittiğini, sanığın kapının altından kendisini izlediğini fark edince şikayetçi olduğunu beyan eder.
3. Tanık anne ….’nin katılan mağdurenin anlatımlarını doğruladığı, sanık ile tanık ….’nin anlaşmalı şekilde boşandığı görülmüştür.
4. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mağdure ve tanık ….’nin birbirini destekler mahiyette beyanları, tanığın beyanlarında anlattığı gibi birbiriyle uyumlu tarihlerde sanık ile arasında boşanma davası açıldığının tespit edilmesi, sanığında kollukta müdafii eşliğinde alınan beyanlarında kızına karşı zaafının olduğunu, onu ellediğini ve izlediğini kabul edilmesi, her ne kadar mahkemede beyanlarından dönmüş olup polislerin yönlendirmesi ile böyle beyanlarda bulunduğunu söylemiş ise de isnat edilen suçun niteliği de değerlendirildiğinde sanığın bu eylemleri yönlendirme ile kabul etmesinin hayatın olağan akışına ve sonraki beyanlarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olması, mağdurenin aynı ikamette yaşadığı aralarında bir husumet bulunmayan öz babasına yönelik iftira atmasını gerektirir bir durumun da mevcut olmaması, yine aynı ikamette yaşayan annenin de olaylara şahit olup kızını korumaya yönelik eylemlerde bulunduğunu aşamalarda çelişkisiz, tutarlı şekilde beyan etmesi de değerlendirildiğinde; sanığın kızına karşı on sekiz yaşını doldurmadan önce ve sonra dokunmak suretiyle birden fazla kez eylemler gerçekleştirdiğinin mağdure ve tanık beyanıyla sabit olup bu eylemlerin anlık, kesintili ve bir kez şeklinde gerçekleştiği, bu haliyle eylemlerin sarkıntılık boyutunda kaldığı, yine bu eylemleri değişik zamanlarda aynı suç işleme iradesi kapsamında kızı olan mağdureye karşı işlediği dosya kapsamındaki mağdure ve tanık beyanı ile sanığın müdafii eşliğinde ikrar içerir kolluk beyanında sabit olduğundan zincirleme suç kapsamında değerlendirilmiştir.
5. Bu kabule göre; sanığın eylemlerinin mağdurenin on sekiz yaşından küçük olduğu ve büyük olduğu dönemlere ilişkin gerçekleştirdiği, işlenen fiillerin bir kısmında mağdurenin on sekiz yaşından küçük olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin bir kısmında büyük olması sebebiyle aynı Kanun’un 102 nci maddesinin uygulanacak olmasına karşın zincirleme şekilde gerçekleşen eylemlerin iki kanun maddesinin ayrı ayrı uygulanmak suretiyle karşılaştırılması neticesinde kanun değişiklikleri de göz önüne alınarak daha ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince sanığın eyleminin vehamet arzettiği, kusurunun ağırlığı ve eylemlerin yoğunluğu da değerlendirildiğinde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılmak suretiyle temel cezanın belirlendiği, sanık ile mağdurenin baba kız olduğu göz önüne alınarak aynı maddenin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince artırım yapıldığı, yine zincirleme suç hükümlerine göre artırım yapılırken sanığın eylemleri gerçekleştirdiği zaman aralığının uzunluğu, sanık ve mağdurenin aynı evde yaşadığı ve eylem yoğunluğu dikkate alınarak makul düzeyde cezada artırım yapıldığı, sanığın gerçekleştirdiği eylemden pişmanlık duymadığı, yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat hasıl olmadığı da değerlendirilerek cezasında takdiri indirim uygulanmadığı belirtilerek hukuki süreç başlığı altında yer alan şekilde hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
1. Dosya kapsamı ile ilk derece mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak mahkemece suçun vasfına dair değerlendirmenin ve temel cezada alt sınırdan uzaklaşma miktarının oluş, dosya kapsamı ve Kanun’a uygun olduğu anlaşıldığından bu yöndeki temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Mahkemenin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, dinlenmesi istenen tanık uzman çavuşun olaya dair doğrudan görgü ve bilgisinin bulunmadığı, sanığın ikrarını içerir kolluktaki beyanında hazır bulunan müdafiinin de incelenen şüpheli ifade tutanağında ifadeye başlamadan önce hazır bulunduğu ve ifadenin bitiminde tutanağı imzaladığı görülmekle dinlenmesinin dosyaya yenilik kazandırmayacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/1709 Esas, 2022/1524 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.