Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/16497 E. 2023/2913 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16497
KARAR NO : 2023/2913
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

Katılan vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde sundukları sebeplere göre sanıklar haklarında İlk Derece Mahkemesince özel hayatın gizliliğini ihlal ve tehdit suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin olmadığı belirlenmiştir.

Sanıklar hakkında katılan …’e karşı şantaj ve cinsel taciz suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi oldukları tespit edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanıklar haklarında cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2019 tarihli, 2019/24012 Esas sayılı iddianamesiyle sanıklar haklarında, çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmaları amacıyla kamu davaları açılmıştır.

2. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2020 tarihli, 2019/360 Esas, 2020/362 Karar sayılı kararı ile cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası , üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 21 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmaları ile hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına; şantaj ve cinsel taciz suçlarından ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 26.01.2021 tarihli, 2021/15 Esas, 2021/88 Karar sayılı kararı ile sanıklar haklarında İlk Derece Mahkemesince cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.12.2022 tarihli ve 14-2021/23234 sayılı, kısmi ret ve kısmi düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Katılanın suç tarihinde on yedi yaşında olduğu, aldırılan raporun tek başına yeterli olmadığına ve dilekçesinde belirtilen diğer hususlara yöneliktir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu, sanıklar hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmesinin dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı, sanıklar hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiği ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

C. Sanık … Müdafinin Temyiz İstemi
Katılanın beyanlarından başka bir delilin mevcut olmadığı ve bu anlatımlarının ise çelişkili olduğu, katılanın telefonun kırıldığı ve numarayı bilmediğini beyan ettiğinden araştırma yapılamadığı, HTS kayıtlarının istenmediği, katılanın annesinin olayı bildiğine dair aşamalardaki çelişkili ifadeleri, olayın intikal şekli, şantaj ve cinsel taciz suçlarından kurulan hükümlere de kararın sirayet edeceğinden bozulması ve dilekçesinde belirtilen diğer hususlara yöneliktir.

D. Sanık … Müdafinin Temyiz İstemi
Olayın üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra şikayette bulunulduğu, sanığın telefonunda katılana ait fotoğrafın çıkmadığı, telefonu kırdığını ve numarasını bilmediğini beyan etmesi nedeniyle telefon kayıtlarının incelenemediği, katılanın beyanlarının soyut ve çelişkili olduğu ve başka delil olmadan katılan beyanlarına itibar edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu, taraflar arasında husumet olduğu, bu hususun tanık beyanları ile desteklendiği ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluşmadığından dolayı beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan ile sanıkların aynı mahallede oturdukları için birbirlerini tanıdıkları, sanıkların öncesinde katılana “Sen çok güzelsin, fiziğin çok güzel, seninle birlikte olmak istiyorum” diye cinsel tacizde bulundukları, sanıklardan …’un mağdureye elinde fotoğraflar olduğundan bahisle fotoğrafları internete atacağını söyleyerek şantajla katılanı boş bir araziye gelmesini sağladığı, burada sanığın katılanın bacaklarını kıyafetleri üzerinden okşadığı, katılanın bakkala gitmek için evden çıktığı bir gün sanıkların katılanı zorla arabalarına bindirip …’a götürdükleri, burada her iki sanığın da katılanın göğüslerini kıyafetlerinin içinden okşadığı, dönüş yolu boyunca sanıklardan …’in katılanın bacaklarını ve boynunu okşamaya devam ettiği, sanık …’in katılanı zorla evine götürdüğü, katılanın üst kıyafetlerini çıkardığı kendisinin de şort dışında diğer kıyafetlerini çıkardığı, katılanın vücudunu okşadığı ve şortlu olduğu halde sanığın cinsel organının katılanın cinsel bölgelerine sürtmeye çalıştığı, sanıkların katılanın cinsel bölgelerine dokunmak, vücudunu ellemek suretiyle istismar ettikleri, her iki sanığın da katılanın rızası olmaksızın birden fazla kez arabalarına zorla bindirdiği, katılanın rızası olmaksızın ve karşı koymaya çalışmasına rağmen şantaj yaparak katılanı …’da boş bir araziye götürdükleri, yine sanıklardan …’in katılanı zorla evine götürdüğü şeklinde iddia ve kabul edilen kamu davasının yapılan yargılamasında; mağdure ve babasının aşamalardaki beyanları, olayın intikal şekli, aralarında sanık … ile katılanın babası Erhan arasında kavga olayına kadar husumet bulunmayışı, sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilerek sanıklar haklarında cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmaktadır.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden sanıklar haklarında kurulan hükümlere yönelik istinaf talepleri esastan reddedilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Cinsel Taciz ve Şantaj Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi oldukları, temyizlerinin mümkün olmadığı, aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

B. Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
1. Katılanların aşamalardaki beyanları, sanıkların savunmaları, raporlar ve tüm dosya kapsamına göre; sanık …’un savunmalarında geçen … isimli şahsın adres ve kimlik bilgilerinin tespiti ile tanık sıfatıyla yargılama konusu olaylar hakkında detaylı ifadesinin alınması, katılan … …’nin aşamalardaki sanıkların kendisini …’a götürdükleri şeklindeki beyanları dikkate alınarak suç tarihlerini kapsayan dönemde kullanmış olduğu telefon numaralarının katılanlardan ve ilgili yerlerden sorulmak suretiyle tespit edilip HTS kayıtları getirtilerek sanıklar ile aralarındaki iletişimin ve olay tarihinde aynı yerde bulunup bulunmadıklarının tespiti ile baz istasyonlarının karşılaştırılmasının yapılması, sanık …’in emanette kayıtlı olan telefonu üzerinde inceleme yapılarak iddianameye konu görüntü veya videoların bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ile toplanacak delillere göre ve katılan … …’nin aşamalardaki beyanlarına ne şekilde ve neden üstünlük tanındığı mevcut deliller ile ilişkilendirilmek suretiyle gerekçeli kararda belirtilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması sebebiyle istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Katılanların ve sanıkların İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında 20.08.2019 ve 02.10.2020 tarihli celselerde alınan beyanları 5271 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kamera yardımıyla kayda alınmış ise de, aynı Kanun’un 219 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde bu kayıtların vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hakim ile zabıt katibi tarafından imzalanması gerektiği yönündeki düzenlemeye göre işlem yapılmadığının (ilgi tutanağın mahkeme başkanı ve zabıt katibi tarafından ıslak imza veya e-imza ile imzalanmadığı) anlaşılması karşısında, söz konusu kararlara yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekirken düzeltilerek esastan reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

3. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36 ncı maddesi gereğince, yaş düzeltme davalarında nüfus müdürlüğü temsilcisinin hazır bulundurulması zorunlu olmasına karşılık, Mahkeme tarafından anılan maddeye aykırı olacak şekilde nüfus müdürlüğü yetkilisinin yokluğunda yargılamaya devamla mağdurenin on sekiz yaşından büyük olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hükümler kurulması karşısında, söz konusu kararlara yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekirken düzeltilerek esastan reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Bozma gerekçesine göre katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiş ve Tebliğname’de düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Cinsel Taciz ve Şantaj Suçlarından Kurulan Hükümlerin İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ile sanıklar müdafilerinin kanun yolu başvuruları itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

B. Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlerin İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafileri ile katılan … vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 26.01.2021 tarihli, 2021/15 Esas, 2021/88 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma sebeplerine göre sanıkların ayrı ayrı TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadıkları takdirde derhal salıverilmelerinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.