Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/16535 E. 2023/1585 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16535
KARAR NO : 2023/1585
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli ve 2021/298 Esas ve 2021/411 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2022/1018 Esas, 2022/1099 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, kayyım ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın yeğenine karşı cinsel amaçla hareket etmediğine, ne amaçla gönderildiği şüpheli olan birkaç saniyelik bir videoya dayanarak ceza verildiğine, mağdurenin beyanlarından da sanığın cinsel amaçla hareket etmediğinin anlaşıldığına, beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Üst sınırdan indirimsiz ceza verilmesi gerektiğine, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi istemine ilişkindir.

3. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Üst sınırdan indirimsiz ceza verilmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; ”Delillerden olay nedeni ile tanzim olunan tutanaklara, 01/08/2021 Saat:17.45′ de düzenlenen Yakalama-üst Arama Ve Geçici Olarak Muhafaza Altına Alma Tutanağına, 02/08/2021 günü saat 09:00 de düzenlenen görüntü izleme tutanağına, Dr. … Uz Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzlem Merkezinin 03/08/2021 tarihli Adli Görüşme Değerlendirmesi raporuna, İzmir 5. SCH’nin 2021/4240 D.iş sayılı kararına, Katılan mağdurun, mağdurun, sanığın geçici koruma kimlik belgesine, Mağdur hakkında düzenlenen 12/08/2021 tarihli Psikiyatrik Muayene/konsültasyon Raporuna, mağdur anlatımına, müştekinin aşamalarda verdiği kısmen itibar olunan beyanlara itibar olunarak olayın aşağıdaki şekilde oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Mahkemece kabul edilen oluşa göre; olay tarihi olan 01/08/2021 tarihinde Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü arayan kimliğini vermeyen bir şahsın Limontepe Mah. 9689/1 Sokak No:8 adresinde kim olduğunu bilmediği bir şahsın küçük bir kız çocuğuna karşı cinsel saldırı şeklinde hareketler yaptığını görerek telefonuyla görüntüye aldığını ihbar edip bu görüntüleri, bu görüntüleri polis memurunun telefonuna aktarması üzerine soruşturmanın başlatıldığı, kolluk tarafından verilen adresin araştırıldığı, bu adreste mağdur …’in, kızı …’in ve kardeşi olan sanık …’in ikamet ettiğinin, üzerlerindeki giysiler ve görüntülerdeki eşgal ile fiziki olarak görüntünün eşleşmesi dikkate alınarak görüntülerdeki çocuğun …, erkek şahsın da sanık … olduğunun, olay yerinin koltuklarda dikkate alınarak bu ikametin bahçesi olduğunun görülerek tespit edildiği, ihbarcı tarafından telefonla çekilen görüntülerin CD halinde dosyamızda bulunduğu anlaşılmıştır. Tarafların Suriye uyruklu oldukları, bu sebeple akrabalık ilişkileri yönünden nüfus aile kaydı temin edilememiş ise de aşamalarda alınan beyanlara, geçiçi koruma kimlik belgesine istinaden sanığın, mağdurun öz amcası olduğu kabul edilmiş olup yine alınan beyanlara göre aynı evde yaşadıkları anlaşılmıştır. Sanık aşamalarda cinsel kasıt ile hareket etmediğini, yeğeni olan mağdurla normal sevgi sınırları içerisinde oynadığını ifade etmiştir. Mağdurun babası olan müşteki Ahmed’in soruşturma aşamasında görüntüleri izledikten sonra sanığın cinsel amaçlı hareket ettiğinin düşünerek şikayetçi olduğu fakat mahkeme aşamasında bu beyanından döndüğü görülmüş ise de görgüye dayalı bilgisi olmadığı anlaşılmıştır. Mağdurun bilirkişi raporuyla rapor haline getirilen beyanından, adli görüşme raporlarından “…evde annem babam var, iki tane kardeşim var”, “…başka akraba, geri kalan kimse gelmiyor”, “…bizim eve gelen amcam yok, hayır”,”…yalan söyledim, çünkü korkuyorum.” şeklindeki beyanları dikkte alınarak mağdurun babasından, amcasından, aile fertlerinden korkarak doğruyu söyleyemediği, yalan söylediği, olayların oluşuna ilişkin net ifade vermediği görülmüş ise de olayların oluşuna ilişkin en önemli delilin kolluk görevlilerine sunulan video kaydı olduğu video kaydının izlenmesine göre, bahçede koltuk üzerinde oturan sanığın mağduru kucağına oturttuğu, ikisin de kıyafetlerinin üzerinde olduğu, sanığın mağduru kızı boynundan öptüğü, bacaklarını topladıktan sonra geriye yaslandığı, mağduru iki eliyle kalçasından tuttuğu, mağdurun ön ve arka özel bölgeleri kendi cinsel organının üstüne gelecek şekilde oturttuğu bu şekilde mağdurun arka tarafından her iki eliyle kucaklayarak kendi vücuduyla ileri geri yapmak suretiyle cinsel amaçla hareket ettirdiği, bu hareketi arka arkaya 8-9 defa tekrarladığı, CD’nin duruşmaa sırasında izlenmesinden de görülmüştür. Her ne kadar sanık bu hareketlerini cinsel amaçla yapmadığını savunmuş ise de video kaydındaki görüntülerden açık bir şekilde sanığın cinsel saik ile hareket ettiği sabit görülmüştür. Her ne kadar görüntü kaydı 54 saniyede sürmüş ise de sanığın mağduru cinsel organının üstüne oturtmasından sonra 8-9 kez elleriyle elbise üzerinden de olsa elleriyle ileri geri olacak şekilde hareket ettirmesi şeklindeki eylemin, temas edilen yer ve hareketin süreklilik arz etmesi hususları karşısında eylemin ani ve kesintili olmadığı, sarkıntılık boyutunu aştığı kabul edilmiştir. Sanık …’in üzerine atılı ve sabit olan 12 Yaşındaın Küçük Çocuğa Cinsel İstismar suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 103/1-1.cümlesi maddesi delaletiyle TCK 103/1-3.cümlesi maddesi gereğince suçun işleniş şekli, mağdurun zararı, cezanın sanık üzerindeki etkisi dikkate alınarak takdiren 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurun amcası olduğundan TCK 103/3-c maddesi gereğince sanığın cezası 1/2 oranında artırılarak sanığın 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, duruşmadaki tutum ve davranışı lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasında TCK’ nun 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın TCK’ nun 53/1-a.b.d.e maddesindeki yasal haklarından cezanın tamamen infazına kadar, TCK’ nun 53/1-c maddesindeki yasal hakkından kendi alt soyu üzerinde koşullu salıverilinceye kadar, kendi alt soyu dışındaki kişiler yönünden cezanın tamamen infazına kadar yoksun bırakılmasına (İnfazda Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E. – 2015/85 K. Sayılı iptal kararının ve 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı yasanın 10. maddesinin infaz aşamasında nazara alınmalarına), Yasal koşulları oluşmadığından TCK 58. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerinin TCK’ nun 63/1 maddesi gereğince cezasından mahsubuna, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” şeklinde hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; ”Tercüman gideri olarak sarf edilen 200,00 TL’nin yargılama giderlerine dahil edilmesi ve 5271 sayılı CMK’nın yargılama giderleri başlıklı 324/1. maddesinde yer alan “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir” hükmü ve aynı Kanunun 325/1. maddesinde yer alan “Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi halinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir” hükmü dikkate alındığında davaya konu olayda katılan mağdura baro tarafından tayin edilen vekile ödenen vekâlet ücretinin yargılamanın yürütülmesi amacı ile yapılan bir harcama ve ödeme olması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 5271 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanunlarda da mağdur için tayin edilen vekile ödenecek olan vekâlet ücretinin meccani olacağı veya sadece devlet hazinesinden karşılanacağı veya sanık ya da bir başkasına yüklenemeyeceğine dair bir hüküm de bulunmaması karşısında bu harcama ve ödemenin yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı olmakla birlikte bu hususların davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK’nın 280/1-a ve 303/1 maddeleri uyarınca düzeltilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasındaki “4-CMK 325/1 maddesi gereğince yargılama sırasında re’sen sarf edilen tercüman bilirkişi ücreti 200 TL, bilirkişi ücreti (Doğukan Çavuş) 350 TL, ÇİM aşamasında c.savcılığı tarafından 04/08/2021 tarihli sarf kararı gereğince yapılan gider 110,40 TL, 2 e-davetiye gideri 11 TL olmak üzere toplam 671,40 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,” kısmın çıkarılıp yerine “4-Yargılama gideri olarak yapılan 350,00 TL bilirkişi gideri, sarf gideri 110,40 TL, 2 e-tebligat gideri 11,00 TL ve mağdura atanan zorunlu vekil gideri 1536,00 TL olmak üzere toplam 2007,40 TL yargılama giderinin CMK’nın 325/1.maddesi uyarınca sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,” kısmın eklenmesi, diğer hususların ise aynı kalması suretiyle, CMK’nın 280/1-a ve 286/1. maddeleri gereğince YARGITAY’DA TEMYİZ yolu açık olmak üzere, DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE” şeklinde hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudandoğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

B. Diğer Sebeplere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2022/1018 Esas, 2022/1099 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.03.2023 tarihinde karar verildi.