Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/16665 E. 2023/897 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16665
KARAR NO : 2023/897
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2022/126 Esas, 2022/203 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, aynı Kanun’un 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/2238 Esas, 2022/1881 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığına, mağdurenin beyanlarının çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, takdiri indirim maddesinin uygulanmama gerekçesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece “Sanık ile küçük katılan …’nın annesi olan katılan …’in 10.05.2016 tarihinde evlendikleri, küçük katılanın, katılan …’in önceki eşinden olan çocuğu olduğu, küçük katılanın 9 yaşını henüz doldurmuş olduğu ve 4. Sınıfı başladığı 2017/2018 öğretim yılı döneminin başlarında sanığın küçük katılan …’nın göğüslerine kıyafetlerinin üzerinden dokunmaya başladığı, daha sonra özel bölgesine de kıyafetlerinin üzerinden dokunmaya başladığı, dokunmalarının küçük katılanın kıyafetinin içinden olacak şekilde göğüslerine ve özel bölgesine dokunmak suretiyle devam ettiği, bu dokunmaların küçük katılan ile yaşadıkları evde yalnız oldukları sırada gerçekleştiği, küçük katılanın şikayet tarihinden 1-2 ay önce olayları arkadaşı olan tanık …’e anlattığı, daha sonra şikayet tarihinden 10-15 gün önce küçük katılanın sanığın eylemlerini annesi katılan …’e anlattığı, akabinde katılan …’in küçük katılan …’nın odasına kamera yerleştirdiği, 02.04.2022 tarihinde küçük katılan odasında yatağının üzerinde tabletle oynadığı sırada sanığın küçük katılanın yanına geldiği, önce eliyle küçük katılanın yanağını bir süre okşadığı, daha sonra elini küçük katılanın bluzunun içine sokarak bir süre de göğüslerini okşadığı, daha sonra eylemine son vererek odadan ayrıldığı, ertesi gün katılan ile küçük katılanın şikayetçi oldukları; mağdurun soruşturma aşamasında alınan beyanında sanığın eylemlerinin ilk başlarda 20 saniye kadar sürdüğünü, daha sonra özel bölgesine de dokunmaya başladığını, kıyafetlerinin üzerinden dokunmalarının 1 dakika kadar sürdüğünü ve okşama şeklinde olduğunu beyan ettiği, duruşma alınan beyanlarında ise sanığın dokunmalarının 15-20 saniye kadar sürdüğünü beyan ettiği, dosya içerisinde bulunan … kaydı izlendiğinde ise sanığın mağdurun yanağını ve göğüslerini okşama eylemlerinin toplamda 1 dakika 17 saniye sürdüğü, sanığın mağdurun yanağını ve göğsünü okşamak şeklindeki eyleminin artık belli bir yoğunluğa ulaşmış olduğu ve süreklilik arz ettiği, yine sanığın küçük katılanın tek bir bölgesine dokunmuş olmasının da eylemin niteliğini değiştirmeyeceği, kaldı ki somut olayda sanığın küçük katılanın yanağını ve göğüslerini uzun süre okşayarak eylemini gerçekleştirdiği, bu haliyle sanığın eyleminin sarkıntılık boyutunu aştığı ve basit cinsel istismar eylemi kapsamında kaldığının kabul edildiği görülmüştür.” şeklindeki gerekçeyle oy çokluğuyla karar verildiği anlaşılmış olup,

Mahkeme Başkanının Muhalefet Şerhi Gerekçesi
“Mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanları dikkate alındığında sanığın fırsatını buldukça mağdurun odasında veya evin mutfak kısmında mağdurun göğsüne dokunmak şeklinde, yine mağdurun ön bölgesine dokunmak şeklinde 15 – 20 saniye sürecek tarzda eylemini gerçekleştirdiği, göğüse ve vajinal bölgeye dokunmanın aynı anda gerçekleştiğine dair mağdurun bir beyanının bulunmadığı, mağdur beyanının içeriğinden bu eylemlerin sanık lehine yorumla zincire dahil farklı tarihlerde gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, eylemin belirli bir ağırlık ve yoğunluğa ulaşmadığı, her ne kadar kamera görüntüsüne konu olayda sanığın önce mağdurun yanağını daha sonra ise göğsüne kıyafetlerinin içerisinden elini sokarak okşadığı ve bu olayın toplamda 1 dakika 17 saniye sürdüğü sabit ise de yine görüntü içeriğinden anlaşılacağı üzere sanığın mağdurun göğsüne dokunmasının 40.saniyede başladığı, bu haliyle mağdurun göğsüne dokunma eyleminin 37 saniye sürdüğü, mağdurun anlatımları gözetildiğinde sanığın olayları kısa zaman dilimi içerisinde gerçekleştirdiği, eylemin Türk Ceza Kanun’ un 103/1-1.cümlesi kapsamında belirli bir yoğunluğa ulaşmadığı, sanığın eyleminin ani ve kesik eylem mahiyetinde kabul edilerek eylemin 12 yaşından küçük çocuğun zincirleme şekilde sarkıntılık suretiyle cinsel istismarı suçu kapsamında kabul edilerek sanık hakkında Türk Ceza Kanun’ un 103/1-2 ve 3.cümleleri, 103/3-c, 43/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekirken eylemin Türk Ceza Kanun’ un 103/1-1.cümle kapsamında kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi sebebiyle sayın çokluğun görüşüne katılmıyorum” şeklinde olduğu görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın farklı tarihlerde mağdurenin kıyafetlerinin içerisine elini sokarak göğüs bölgesine ve ön cinsel bölgesine dokunma şeklinde belirli yoğunluğa ulaşan eylemlerinin ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle gerçekleşmediği, bu nedenlerle fiilin sarkıntılık düzeyini aşarak cinsel istismarın temel şeklini oluşturduğu anlaşıldığından kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler, pişmanlığına dair herhangi bir eylem ve iradesinin bulunmaması gözetilerek…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/2238 Esas, 2022/1881 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 1. Ağır Ceza derece Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.