YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16872
KARAR NO : 2023/2724
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.
Sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 2017/514 Esas, 2019/328 Karar sayılı kararıyla sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi’nin 21.02.2020 tarihli ve 2019/2764 Esas, 2020/387 Karar sayılı kararıyla sanıklar haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükümleri 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırarak 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.06.2022 tarihli ve 2021/15039 Esas, 2022/6162 Karar sayılı kararıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin “…Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükümlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında suç tarihinde önce sosyal medya ortamında on beş yaşından küçük mağdure ile tanışıp arkadaş olan sanıkların olay günü buluştukları mağdurenin direncini kırarak üzerinde hakimiyet kurmak suretiyle alıkoyduklarına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp mevcut haliyle mağdurenin yaşı itibariyle hukuken geçersiz rızasına istinaden alıkonulması şeklinde sübuta eren eylemlerinden dolayı 5237 sayılı TCK’nın 109/1. maddesi ile belirlenen cezanın koşulları oluşmadığı halde aynı Kanunun 109/3-b. maddesi ile artırılıp bu gerekçeyle temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma kararı sonrası Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 19.10.2022 tarihli ve 2022/800 Esas, 2022/1303 Karar sayılı kararıyla sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi;
Temyiz dilekçesinde temyiz sebebi göstermemiştir.
B.Sanık … ve Müdafiinin Temyiz İstemi;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mağdurun mesajlarda on sekiz yaşından büyük olduğunu söylediğine, hangi okulda okuduğunu söylemediğine, fiziksel özelliklerinin yaşından büyük gösterdiğine, mesajların yaşından beklenmeyecek nitelikte olduğuna, sanık ile mağdurenin ayrı şehirlerde yaşadıklarına, sadece sosyal medya üzerinden mesajlaştıklarına, birbirlerini daha iyi tanıyacak kadar zaman geçirmediklerine, kamera kayıtlarından mağdurenin rızası ile konutta bulunduğuna ve dilekçelerinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
C.Sanık … ve Müdafiinin Temyiz İstemi;
Sanığın mağdurenin yaşı konusunda esaslı hataya düştüğüne, suçun oluşmadığına, mağdurenin rızası olduğuna ve dilekçelerinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin Kapsamına Göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
1.Mağdurenin sosyal medya üzerinden önce sanık … ile tanıştığı, Ankara’da yaşadığını öğrenmesi üzerine İstanbul’da yaşayan sanık …’ın mağdureyle görüşmeyi kestiği, ancak arkadaşı olan sanık …’a mağdureye twitterden fotoğrafı gösterdiği, bu defa sanık … ve mağdurenin görüştükleri bu görüşmeler sırasında birbirlerine cinsel içerikli fotoğraf ve videolar gönderdikleri ve birlikte cinsel ilişkiye girme konusunda konuşup anlaştıkları, mağdurenin whatsapp yazışmalarından da anlaşıldığı üzere başka kişilerle de ilişkiye girmek istediği ve bunun üzerine sanık …’ın bu durumu sanık …’a söylediği ve birlikte İstanbul’dan Ankara’ya geldikleri internet üzerinden günlük ev kiraladıkları sanık … evde beklerken sanık …’ın mağdurenin okuduğu okulun önüne giderek burada mağdure ile buluştuğu, birlikte eve geldikleri, evde bir süre sohbet ettikten sonra odaya geçen sanık … ve mağdurenin burada cinsel ilişkide bulundukları bu cinsel ilişki sırasında mağdurenin sert sevişmek istediğini söylemesi üzerine sanık …’ın mağdurenin sırtına eliyle vurduğu, boynunu ve sırtını emdiği, cinsel ilişki bitiminde odadan çıktıkları, duş aldıktan sonra mağdurenin bu defa sanık … ile odaya geçerek onunla da cinsel ilişkiye girdiği, sonrasında sanık …’ın giderek yemek aldığı, hep birlikte evde yemek yedikleri daha sonra taksiyle mağdureyi evine yakın bir yerde bıraktıkları, eve giden mağdurenin okulda kurtarma sınavı olduğunu söyleyerek saat 12:00 gibi evden çıkarak saat 18:00 gibi eve dönmesi üzerine babasının nerede kaldığını sorduğu, okulun kapalı olduğu için arkadaşına gittiğini sonra bir parkta bayıldığını bir kadının kendisine yardım ettiğini bayılırken boynunu vurduğunu söylediğini, babası katılan …’ın kızının boynundaki izlerin öpme izi olduğunu fark etmesi üzerine kardeşine yani mağdurenin halasına bu durumu söylediği, halasının kendisiyle konuşması sırasında cinsel saldırıya uğradığını söylemesi üzerine polis merkezine giderek şikayetçi olunması ile sanıklar hakkında soruşturma başlatılıp kamu davası açıldığı tüm dosya kapsamıyla olayın oluş şekli olarak kabul olunmuştur.
2.Usul yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyma kararı verildiği belirtilmiştir.
3.Her ne kadar sanıklar hakkında cebir ve tehdit ile kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçundan kamu davası açılmış ise de dosyada örnekleri mevcut sosyal medya yazışma örnekleri, mağdurenin sanık … ile birlikte gittiği eve girerken güvenlik kamerası görüntüsündeki görüntü ve hareketleri olaydan hemen sonra eve dönünce olayı gizlemeye çalıştığı, babasının boynundaki izlerden şüphelenmesi üzerine ve halasının ısrarı sonucu olayı anlattığı dolayısıyla mağdurenin sanıklar ile isteği ile buluşup onların bulunduğu eve gittiği kabul olunmuş ancak kendi isteği ile gitmiş olsa bile suç tarihinde mağdure on beş yaşını bitirmediğinden bir yere gitme ve bir yerde kalma iradesinin hukuken geçerli olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluştuğuna ilişkin hukuki nitelendirmesinin doğru olduğu ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için eylemin zor kullanılarak yani cebir ve tehdit ile işlenmesi gerektiği, birden fazla kişi olmanın mağdurenin direncini kırmaya yönelik olarak kanunda yer aldığı dolayısıyla dava konusu olayda olduğu gibi mağdurenin kendi isteği ile birden fazla kişi ile kendi isteği ile gitmesi durumunda aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanamayacağı, bu hali ile İlk Derece Mahkemesinin sanıklar hakkındaki kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçundan verdiği hüküm belirlediği, ceza miktarı dosya kapsamına uygun olduğu ve bu nedenle esastan red kararı vermek gerekiyor ise de son dönem Yargıtay kararları dikkate alındığında duruşma açılarak hüküm kurulması durumunda ilk derece mahkemesinin kararı artık kaldırıldığından ortada ilk derece mahkemesince verilmiş bir karar olmadığı, bozma üzerine ilk derece mahkemesinin kararı ile aynı şekilde karar verilmesi gereken durumlarda bile yeniden hüküm kurulması gerektiği belirtildiğinden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmış, sanıkların kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alındığında alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden bulunmadığından temel ceza 1 yıl hapis olarak belirlenmiş, sanıklar bu eylemlerini suç tarihinde 5237 sayılı Kanun hükümlerine göre çocuk sayılan mağdura karşı işlediklerinden aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi gereğince cezalarında bir kat arttırım yapılmış ve yine bu eylemi cinsel saikle işlediklerinden cezalarında aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca 1/6 oranında arttırım yapılmıştır. Sanıkların dairece gözlemlenen hal ve hareketleri lehlerine takdiri indirim sebebi kabul edilmiş ve aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalarında ayrı ayrı 1/6 oranında indirim yapıldığı belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde dosyaya özgülenen herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B.Sanıklar ve Müdafilerinin Temyiz İstemlerine Yönelik
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, mağdurenin yaşına yönelik iddiaların daha önce ileri sürüldüğü ve aşamalarda bu hususun değerlendirildiği anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, sanıklar ve müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve sanık … müdafiinin süresinde gerekçeli temyizinin bulunması nedeniyle ayrıca sanık …’ın temyiz istemi için ret isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir
V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebinin İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,
B.Sanıklar ve Müdafiilerinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 19.10.2022 tarihli ve 2022/800 Esas, 2022/1303 Karar sayılı kararında sanıklar ve müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.