YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1866
KARAR NO : 2023/4530
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/784 E., 2014/66 K.
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gaziantep 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2014 tarihli ve 2011/784 Esas, 2014/66 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması istemine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece ” tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde zarar görenin şikayetten sonradan vazgeçmesine rağmen olan olayları poliste, savcılıkta ve mahkemede aynı şekilde anlatması, şikayetten vazgeçme sebebini anlattığı olayların olmadığına değil de konunun kapanmasını istemesine dayandırması, dosya kapsamında mevcut tutanaklardan zarar görenin beyaz renkli gömleğinin sırt kısmında toprak lekelerinin, iç çamaşırında meni lekelerinin bulunduğunun ve külotlu çorabının parçalanmış vaziyette olduğunun anlaşılması, sanığın da kabul ettiği üzere zarar görenin olay mahallinde çantasını bırakıp gitmiş olduğunun sabit olması, bir bayanın ne kadar sinirlenirse sinirlensin çantasını bırakıp gitmesinin hayatın gereklerine aykırı bulunması, zarar görenin raporda belirtildiği şekillerde vücudunda kızarıklar bulunduğunun tespit edilmesi, bu haliyle zarar görenin beyanları ile somut delillerin örtüşür vaziyette oluşu, sanığın zarar görenle ilişkisine ve suç tarihinde yaşananlara dair savunmalarının hayatın olağan akışına uygun bulunmaması, sanığın olay mahallinde ele geçirilen bıçakla ilgili poliste bıçak olmadığını, savcılıkta zarar görene ait olan bıçakla ağaca isimlerini yazmaya çalıştığını, mahkemede ise bıçağın kendisine ait olduğunu ve tedbiren yanında bulundurduğunu beyan etmesi, mahkeme aşamasına kadar cinsel birtakım şeyler yaşandığını kabul eden sanığın mahkemedeki beyanında bunu kabul etmemesi, ayrıca poliste kız arkadaşının kendisini araması üzerine zarar görenin sinirlendiğini söylemesine rağmen mahkemede zarar görenin telefonunu alıp bakması neticesinde evli olduğunu öğrendiğini beyan etmesi sebepleriyle aşamalarda tutarsız ve çelişkili ifadeler verdiğinin belirlenmesi, tanık …’in zarar görenin beyanını destekler mahiyetteki sıcağı sıcağına alınmış soruşturma beyanı, sanığın dayısı olan tanık …’in soruşturmada tanıklıktan çekinmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; zarar görenin ısrarlarından bunaldığı için sanık ile kendi belirlediği yerde buluşmayı kabul ettiği, sanığın dayısının arabayla gelmesi üzerine zaten tedirgin olan zarar görenin kaçırılacağından korkup gitmeye çalışmasına karşın sanık tarafından engellendiği, tanık …’in de durumdan şüphelendiği ve hatta zarar göreni okula gitmesi hususunda uyardığı, sanıktan korkan zarar görenin sanıkla birlikte markete gittiği, sanığın marketten yiyecek birşeyler alması akabinde bir banka oturdukları, zarar görenin yoldan geçen öğretmenine selam vermek ve durumu anlatmak için çaba göstermesine rağmen sanığın zarar göreni engelleyip mezarlığa götürdüğü, etrafı 70 cm uzunluğundaki briketlerle çevrili alanda zarar göreni sırt üstü yatırıp cinsel organını zarar görenin cinsel organına sokmaya çalıştığı, zarar görenin direnmesi üzerine eylemini tamamlayamadığı, bir anlık boşluktan yararlanan zarar görenin çantasını dahi almadan olay yerinden kaçıp polis merkezine geldiği anlaşılmıştır. Sanığın sürekli değişen savunmalarına çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı görülerek kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğundan, tanık …’in beyanına akrabası olan sanığı koruma içgüdüsü ile hareket ettiği kanaati oluştuğundan ve ayrıca olağan hayatı akışı ile uyuşmadığından itibar edilmemiştir. Zarar görenin ATK’da vermiş olduğu beyana ise; konunun kapanmasını, artık nişanlı olduğunu, en büyük korkusunun olayın nişanlısı tarafından öğrenilmesi olduğunu söylemesi, mahkemede ailesinden korktuğu için önceki beyanını tekrar ettiğini belirtmesine rağmen mahkemede şikayetçi olmadığını da söylemiş olması, ailesinden korkuyorsa neden şikayetçi olmadığının anlaşılamaması, ayrıca ATK’daki şikayetten vazgeçme sebebiyle davanın kapandığını sandığına dair beyanının mahkemedeki ailelerimiz anlaşmış şeklindeki beyanı dikkate alındığında inandırıcı bulunmaması sebepleri ile konunun kapanması amaçlı verilmiş olduğu kanaati ile itibar edilmemiştir.” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmaması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2014 tarihli ve 2011/784 Esas, 2014/66 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.06.2023 tarihinde karar verildi.