Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/2120 E. 2023/5990 K. 05.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2120
KARAR NO : 2023/5990
KARAR TARİHİ : 05.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2209 E., 2019/2151 K.
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi onama, kısmî bozma

Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Mağdur … vekilinin temyiz istemi yönünden; Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurun velayet hakkına sahip babası olan …’nin, İlk Derece Mahkemesinde verdiği 19.10.2016 tarihli duruşma ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2017 tarihli ve 2016/304 Esas, 2017/168 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca (mağdur sayısınca) beraatine karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2018/2209 Esas, 2019/2151 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik mağdurlar … ve … vekilleri ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında mağdurlar …, …, … ve …’a yönelik (ayrı ayrı) sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdur …’a yönelik sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2022 tarihli ve 14-2020/170 sayılı kısmi onama, kısmi bozma görüşlü Tebliğnamesi ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz İstemi
Öğrencileri olan mağdurlara cinsel amaçlı bir eyleminin olmadığına, mağdurların aşamalarda birbirinden etkilenerek beyanda bulunduklarına, okul yönetiminin de bu etkileşime göz yumduğuna, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Mağdurların aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın cinsel amaçla hareket etmediğine, mağdurları okul yönetiminin yönlendirdiğine ve sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece ” Her ne kadar sanık … hakkında …, …, …, … ve …’a karşı TCK 103/1-2.cümle, 3.d, maddeleri gereğince; …’e karşı TCK 103/1-2.cümle, 3.d, maddeleri uyarınca sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçlarından cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın ilçemiz Göçkün mahallesinde bulunan YİBO’da öğretmen olarak çalıştığı dönemde mağdurların derslerine girdiği, ellerini boyunlarına koyduğu, parmaklarını mağdurların boynunda gezdirerek dolaştırdığı iddia edilmiş ise de, tüm dosya kapsamında bulunan mağdur beyanları, tanık beyanları, sanık beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı TCK’nın 103/1-2 cümlesinde yer alan suçun cinsel amaçla işlenmesi gerektiği, sanığın bu eylemleri cinsel amaçla gerçekleştirmediğinin sabit olması, bu eylemleri sınıf içerisinde yaptığı, öğretmen öğrenci ilişkisini aşmadığı, yatılı okulda öğrencilerle birebir kalma imkanı varken hiç bir şekilde öğrencilerle birebir ortamda bir temasının olmadığı, sınıfın ortasında gerçekleşen eylemlerinin ise cinsel amaçla yaptığına dair hiç bir delil bulunmadığı; ayrıca dosyamızda hem tanık hem mağdur beyanları ile sabit olduğu üzere okul müdürü olan … hoca ile sanığın müdür yardımcılığı yaptığı dönemde aralarında husumet bulunduğu, tüm mağdurlar ve tanıkların … hoca tarafından şikayet etmeleri amacıyla servisle götürüldüğünün sabit olması, ayrıca mağdurları şikayet etmeleri yönünde … hocanın yönlendirmesi ve mağdurların velilerini durumdan haberdar etmemesi de göz önünde bulundurulmuş olup mağdurların ve tanıkların dosyamız arasında bulunan çelişkili beyanlarına itibar edilmemiş olup ayrıca olay gününden bir kaç gün önce öğrencilerden … … ile sınıf içerisinde gerginlik yaşanması ve bu gerginlikten hemen sonra öğrencilerin birbirlerini dolduruşa getirmiş olabilecekleri değerlendirilmekle, sanığın beyanlarına itibar edilmiş olup üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığı anlaşıldığından sanığın CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir…” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece ”Tüm dosya kapsamı, dinlenen ilgili beyanları, özellikle küçük mağdurların aşamalarda değişmeyen beyanları ile sabit olduğu üzere; sanığın, sınıfta ellerini mağdur öğrencilerinin enselerine koyup parmaklarını kıyafetlerinden içeri girecek şekilde soktuğu, boyun ve ense kısımlarını okşadığı, özellikle bu hareketi kız öğrencilere karşı yaptığı, kız öğrencilere karşı şefkatli, erkek öğrencilere karşı ise daha sert davrandığı, mağdur anlatımları karşısında sanığın savunmasında belirttiği ortaokul 2.sınıfa giden kız öğrencinin ensesini sevmek, ensesinden içeri parmak sokma şeklinde gerçekleşen eylemin öğretmen-öğrenci ilişkisi içerisinde hoş görülebilir bir davranış tarzı olmadığı, sanığın eylemini küçük mağdurlara karşı şehevi olarak cinsel amaçla gerçekleştirdiği kanaati Dairemizde oluştuğundan; ilk derece mahkemesinin beraat hükmünün kaldırılmasına, sanığın mağdurlar … …, …, … ve …’a yönelik çocuğun sarkıntılık suretiyle cinsel istismarı sübuta erdiğinden eylemlerinden dolayı TCK’nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1-2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın atılı suçu öğretici sıfatıyla gerçekleştirdiğinden ve mağdurlar … …, …, … ve …’a yönelik birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılmakla TCK’nın 103/3-d ve 43 maddelerinin tatbiki ile ayrı ayrı cezalandırılmasına, mağdur …’ya yönelik çocuğun sarkıntılık suretiyle cinsel istismarı sübuta erdiğinden eyleminden dolayı TCK’nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1-2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın atılı
suçu öğretici sıfatıyla gerçekleştirdiğinden 103/3-d maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve koşulları oluşmadığından TCK’nın 43 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği,” şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B.Mağdur … Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurun velayet hakkına sahip babası …’nin, İlk Derece Mahkemesinde verdiği 19.10.2016 tarihli duruşma ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

C. Sanık ve Müdafilerinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
İlk derece mahkemesinde gerçekleştirilen yargılama neticesinde sanığın değişik tarihlerde mağdurlar …, …, …, … ve …’ye yönelik işlediği iddia edilen suçlardan dolayı beraatine dair kurulan 07.07.2017 tarihli hükümlerin mağdurlar … ve … vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdur …’ın velayet hakkına sahip babası …’nin 19.10.2016 tarihli duruşmada, mağdur …’nin velayet hakkına sahip babası …’in ise 25.01.2017 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekillerin istinaf hakları olmadığı nazara alınarak vaki istinaf başvurularının reddedilmesi gerekirken, yöntemine uygun bir istinaf talebi olmadığı halde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararına aykırılık oluşturacak şekilde iade kararı verilerek ilk derece yargılaması sırasında davaya katılmayan Bakanlık vekiline gerekçeli kararın tebliğini müteakip aleyhe istinaf başvurusunda bulunması sağlandıktan sonra gerek Bakanlık vekilinin, gerekse … ve … vekilinin istinaf başvurularının CMK’nın 279. maddesi hükmüne göre reddine karar verilmesi gerekirken hukuki dayanaktan yoksun olarak duruşma açılıp mağdurlar … ve … vekilleri ile Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle yapılan inceleme neticesinde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A.Bakanlık Vekili ile Mağdur … Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (A) ve (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakanlık vekili ile mağdur … vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ve Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2018/2209 Esas, 2019/2151 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.10.2023 tarihinde karar verildi.