YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4652
KARAR NO : 2023/706
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
NCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2017/523 Esas, 2019/189 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan beraat kararı verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.06.2020 tarihli ve 2019/2515 Esas, 2020/792 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi; özetle, dosya içerisinde hiçbir dayanağı olmayan salt tanık beyanlarının hükme esas alındığına, katılan mağdure beyanına nazaran tanık beyanlarının neden üstün tutulduğunun gerekçeli olarak açıklanmasına, katılan mağdurenin yaşamış olduğu cinsel içerikli eylemleri olayın ilk gününden itibaren cinsel ilişki örtüsünde çelişki olmayacak şekilde beyan ettiğine, eksik araştırma ile sanıkların beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanıklar aleyhine kararın bozulmasına ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; özetle, sanıklara takdiri indirim uygulanmadan en üst sınırdan ceza verilmesine, katılan mağdurenin ifadelerinin gerçeği yansıtıp yaşı itibariyle yaşanmamış bir olayı anlatmasının mümkün olmadığına, sanığı teşhis ettiği ve tanımadığı birine böyle bir suçlamada bulunamayacağına, dosya kapsamında eylemin gerçekleşmiş olduğuna, kararın temyize tabi kısmının sanık aleyhine bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesince “İddia, savunmalar, mağdur beyanı,tanık beyanları, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
01.09.1999 doğumlu olan mağdur … …’ı önceden tanıyan sanık …’ın 2015/ yılı Ekim ayı başlarında küçük mağduru telefonla arayıp buluşmak istediğini söylerek diğer sanık … ile birlikte onu araca bindirip, olay tarihinde …’ın kalmış olduğu eve götürdükleri, burada sanıklardan …’ın mağduru istediği dışında dudaklarından öptüğü, sanık …’un ise mağdurun isteği dışında göğüslerini ve cinsel organını öptüğü, bu şekilde sanıkların mağdura basit cinsel istismarda bulundukları, iddiasıyla açılan kamu davasında, mağdurun mahkememizde ki beyanıyla,…’de ve soruşturmada savcılığa vermiş olduğu beyanlarında çelişkiler olduğu, şöyle ki olay günü evde sanıklardan başka kimse olmadığını belirttiği ancak soruşturma aşamasında … … isimli bir şahsında olduğunu belirttiği ve bu şahıs hakkında takipsizlik kararı verildiği, mağdur olay günü sanık …’ın annesinin ve ablasının da evde olduğunu,sanığın annesiyle
konuştuğunu belirtiğinden sanık …’ın annesinin tanık olarak dinlendiği ve Türkçe bilmeyen tanık ile tercüman vasıtasıyla beyanının alınabildiği,beyanında Bursa’ya hiç gelmediğini, böyle bir olayın gerçekleşmediğini belirttiği, mağdur sanıkların kendisini bu olay dışında iki defa daha kaçırdıklarını belirtmesine rağmen daha önceden bu olaylardan hiç bahsetmediği, sanık …’ın mağduru hiç görmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmediği, sanık …’ın da mağdureyle köylerine çalışmaya gittiklerinde tanıştıklarını, annesine telefonunu verirken telefonunu aldığını ve kendisini rahatsız etmeye başlayınca engellediğini daha sonra olay tarihinde Çanakkale de işte olduğunu (buna ilişkin SGK kayıtlarını sunduğu) belirterek suçlamayı kabul etmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların baştan beri ısrarlı ve tutarlı bir şekilde suçlamaları kabul etmediği, tanık beyanlarıyla da mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunun anlaşıldığı,buna göre mağdurenin soyut iddiasından başka sanıkların mahkûmiyetine yetecek ölçüde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşıldığı, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisinin kuşkudan sanık yararlanır ilkesi olduğu, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu suçun kuşkuya yer vermeyecek kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği, buna göre ceza yargılamasında mahkumiyet büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği, adli hataların önüne geçilebilmesinin tek yolunun bu olduğu, bu nedenlerle adı geçen sanıkların üzerine atılı suçu işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak,kesin ve net deliller elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek…” gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verildiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Olayın intikal şekli, katılan mağdurenin aşamalardaki tanık beyanları ile doğrulanmayan çelişkili beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.06.2020 tarihli ve 2019/2515 Esas, 2020/792 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.