Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/4726 E. 2023/108 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4726
KARAR NO : 2023/108
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

Suça sürüklenen … hakkında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2019/28 Esas, 2019/287 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 19.10.2020 tarihli ve 2019/670 Esas, 2020/1142 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin toplanan delillerin atılı suçların sübutuna yeter nitelikte ve delillerin takdirinde hata yapıldığına ilişkin olduğu görülmüştür.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdurun … izleme merkezinde vermiş olduğu kovuşturmaya esas olan ifadede mağdurun, suça sürüklenen çocukla aralarında geçen iddia etmiş olduğu olayın yaklaşık olarak 5 yıl önce yaşandığını bildirmiş, kendisinin bu olayı arkadaşına anlatması ve arkadaşının da konunun önemli olduğu, şikayet etmesi gerektiği tavsiyesi üzerine şikayetçi olmuş, kovuşturma aşamasında da aynı yönde olayı anlatmış ve suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmuş, mağdurun annesi müşteki Havva soruşturma ve kovuşturma aşamalarında benzer ifadeler vererek suça sürüklenen çocuğun kardeşiyle kızının yaklaşık 6-7 yıl önce aynı sınıfta olduklarını ve suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadığını beyan etmiş, suça sürüklenen çocuğun annesi olan tanık ….’nin mahkememiz huzurunda alınan beyanında mağdurun, küçük oğlu Berat’ın ilkokul arkadaşı olduğunu, 2010 yılında oğlu ile aynı sınıfta olduğunu, olayın 2013 yılında değil, 2010 yılında olduğunu, o tarihlerde mağdurun evlerine geldiğini ve küçük oğluyla ödev yaptıklarını kendisinin yanlarından hiç ayrılmadığını, diğer oğlu suça sürüklenen … …’ın da o gün evde olmadığını, mağdurla geçen yıl Halk eğitim kursunda eğitim aldıklarını, aralarında herhangi bir husumet olmadığını belirtmiş, suça sürüklenen … … ise tüm aşamalardaki benzer savunmalarında, mağduru önceden tanımadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını, mağdurun neden kendisine böyle bir iftira attığını bilmediğini ve olay günü de evde olmadığını bildirmiştir.

2. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; yargılamanın çeşitli safahatında alınan mağdur beyanlarına göre; mağdurun mahkememizce son alınan beyanında suça sürüklenen çocuğun kendisine yönelik üzerine atılı olan eylemleri gerçekleştirdiğini, yine mağdurun annesi olan müştekinin beyanında, kızının anlattığı tarihlerin 6-7 yıl öncesi olduğu ve suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi, yine suça sürüklenen çocuğun annesi olan tanık …’nin mağdurla küçük oğlunun 2010 yıllarında aynı sınıfta olduğunu beyan etmesi ve iddia edilen olay günü suça sürüklenen çocuğun evde bulunmadığını bildirmesi, bu hususun aksini ispatlayan herhangi bir delil bulunmaması ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı cinsel eylemlerin gerçekleştiği iddia edilen tarihin üzerinden uzun

zaman geçmesi, mağdurun bu geçen uzun zamana rağmen şikayetçi olmamasının olağan hayat akışına uygun olmaması, atılı eylemlerin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin mahkememizde şüphe oluşturmuştur. Suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki birbiriyle tutarlı savunmaları dikkate alındığında; mağdurun uzun zaman önce olduğunu iddia ettiği eylem anlatımının dışında suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçlamaya ilişkin cezalandırılmasına yetecek, somut, açık ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri olan “Şüpheden sanık yararlanır.” ilkesi de nazara alınarak sanığın müsnet eylemi işlediğinin sabit olmaması nedeniyle üzerine atılı olan tüm suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine karar vermiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Suça Sürüklenen … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurun annesi ile suça sürüklenen çocuğun annesinin beyanları, suça sürüklenen çocuğun savunması ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin sübuta yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Suça Sürüklenen … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Suça Sürüklenen … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 19.10.2020 tarihli ve 2019/670 Esas, 2020/1142 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12 .01.2023 tarihinde karar verildi.