YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5319
KARAR NO : 2023/5143
KARAR TARİHİ : 13.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/871 E., 2020/811 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi
Sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2018 tarihli ve 2018/199 Esas, 2018/360 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılamasında 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 25.09.2020 tarihli, 2019/871 Esas, 2020/811 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.03.2022 tarihli ve 9-2020/116277 sayılı, temyizin reddi görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında hüküm kurulurken delillerin ve ifadelerin yeterince araştırılmadığı ve sanık lehine değerlendirme yapıldığından bahisle hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Mağdurenin başka bir cinsel istismar iddiasına ilişkin şikayeti esnasında Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanında; yaklaşık beş sene kadar önce kendi rızası ile ilk kez cinsel ilişkiye girdiğini, bu cinsel birlikteliğinin … isimli erkek arkadaşıyla olduğunu beyan etmesi üzerine sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın yargılamanın tüm aşamalarında istikrarlı, tutarlı bir şekilde, üzerine atılı suçlamaları işlemediğine yönelik savunmada bulunarak mağdure ile yaklaşık bir ay kadar arkadaşlıkları olduğunu, ancak hiç bir zaman cinsel birliktelikleri olmadığını beyan ettiği, mağdure ise her ne kadar Çocuk İzlem Merkezinde başka bir olaya ilişkin beyanları sırasında sanıkla cinsel birliktelik yaşadığından bahsetmiş ise de; gerek Çocuk Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanlarında gerekse mahkemedeki beyanlarında, soruşturma aşamasında ifadesi alınırken büyük bir travma içinde olduğunu, yaşadıklarının ve bu travmanın etkisiyle kendisine sorulan soruyu ilk kiminle sevgili oldun şeklinde anladığını ve o yüzden sanığın adını verdiğini, on yedi yaşlarındayken sevdiği başka biri olduğunu ve onunla cinsel birliktelik yaşadığını, onun ismini vermek istemediğini ve uzmanların kızlık zarı yırtığının eski olduğunu söylemesi üzerine de sonuçlarını düşünmeden, ciddiye almadan cinsel birlikteliği sanıkla yaşadığını söylediğini aslında sanıkla cinsel birliktelik yaşamadıklarını beyan ettiği, dolayısıyla yargılama aşamasında mağdurenin, sanık …’la ilgili Çocuk İzlem Merkezindeki beyanlarını açıklığa kavuşturduğu ve sanığın savunmasının mağdurenin yargılama aşamasındaki bu beyanları ile doğrulandığı, bu nedenle hüküm tesis edilirken sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına üstünlük tanınması gerektiği, tüm bu hususlar nazara alındığında mağdurenin ilk beyanının soyut nitelikte kaldığı, mağdurenin soyut nitelikteki bu beyanlarını doğrular hiç bir kanıtın da elde edilemediği, böylece mağdurenin soyut, çelişkili, tutarsız, sonradan değişen önceki beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığından bahisle sanığın atılı suçtan Mahkemece beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, bu sebeple katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinin gerekçe içerdiği görülmekle Tebliğnamede bu hususta ret isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 25.09.2020 tarihli, 2019/871 Esas, 2020/811 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.