Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/5424 E. 2023/2233 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5424
KARAR NO : 2023/2233
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I.HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2018/59 Esas, 2018/526 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından bu suçları işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2019/819 Esas, 2019/1414 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve tehdit suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, aynı maddenin dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 12 yıl hapis cezası, aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan unsurları itibarıyla oluşmayan müsnet suçtan 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2019/819 Esas, 2019/1414 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilince temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 09.03.2021 tarihli ve 2020/2919 Esas, 2021/1926 Karar sayılı kararı ile “duruşma açılarak yapılan istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesinin kabulünü değiştiren Bölge Adliye Mahkemesince olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin iddiaya konu hususlarla ilgili tekrar dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin iki ile dördüncü fıkraları uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.12.2021 tarihli ve 2021/827 Esas, 2021/2260 Karar sayılı kararı ile mağdurenin tekrar beyanı alınarak sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve tehdit suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cülesi, aynı maddenin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 12 yıl hapis cezası, aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan unsurları itibarıyla oluşmayan müsnet suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II.TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ve Müdafiinin Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemleri
Sanığın atılı çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarını işlediğine dair mağdurenin aşamalardaki soyut ve çelişkili beyanları dışında mahkumiyetine yetecek her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığına ve bu nedenle bu suçlardan da beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettiren Bakanlık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.

III.OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “Sanığın mağdur …’ye yönelik cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından cezalandırılması talep edilmiş ise de; somut olayda, sanık beyanları, mağdur beyanları, mağdurun müşteki Şenay’ın kuzeni olması ve sanık ile Şenay arasında husumet bulunması, mağdurun olayın meydana geldiğini iddia ettiği tarih ile şikayet tarihi arasında geçen zaman, cezaevi görüşmeleri ve tüm dosya kapsamında sanığın üzerine atılı suçları gerçekten işleyip işlemediği konusunda şüphenin mevcut olduğu ve bu şüphenin giderilemediği, sanığın üzerine atılı suçların cezai sonuçlarının ağırlığı karşısında daha somut ve kesin delillerin bulunması gerektiği, bu nedenle sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceği, yargılamaya konu olayın sanık tarafından gerçekleştirildiğine dair iddianın tam olarak aydınlatılamamasının sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, sanığın savunmalarının aksine üzerine atılı suçları işlediğine dair sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, her türlü şüpheden uzak, somut delil elde edilemediği” şeklindeki gerekçesine binaen sanığın müsnet suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1.Bozma öncesi ve bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamalarda dava konusu olayın; “Olay günü sanığın cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla mağdurenin ikametine gidip mağdureyi bıçakla tehdit etmek suretiyle evin yatak odası kısmına çektiği, orada mağdureyi soyup, boynundan ve göğsünden öptüğü, yaladığı ve ısırdığı, kollarını öptüğü, vücuduna dokunduğu, cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürterek tatmin olduğu ve giderken mağdureyi bunu birine anlatırsan hepinizi öldürürüm, sana kimse inanmaz diyerek tehdit ettiği” şeklinde gerçekleştiği kabul edilmiş;

2. Yine Mahkemenin çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine dair “Sanığın aşamalardaki çelişki barındıran savunmalarına suçtan kurtulmaya yönelik beyan niteliğinde olduğundan itibar edilmemiştir. Zira mağdure tüm aşamalarda olayı herhangi bir çelişkiye mahal vermeden, ısrarla ve istikrarlı bir şekilde samimi olarak anlatmıştır. Yaşanmış olayların aktarımında gözlemlenebilecek şekilde ifadesi mantıksal yapı içinde tutarlı olduğu, yeterli miktarda detay verdiği, karşılıklı etkileşim tasvirlerinde ve diyalog aktarımlarında bulunduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan olay esnasında on altı yaşının içerisinde olan mağdurenin, gerçekleşmediği iddia edilen bir olayı bu şekilde hiçbir çelişkiye düşmeden kurgulayıp anlatmış olması ihtimali hayatın olağan akışına aykırıdır. Gerek mağdurenin anlatımları, gerek olayın oluş şekli, gerek mağdurenin annesinin beyanı gerekse tüm dosya kapsamı birlikte ele alındığında, mağdurenin ilk etapta sanıktan korkup şikayetçi olmadığı, sonrasında sanığın öz kızlarına da istismarda bulunduğunu duyunca bu durumdan güç alarak şikayetçi olduğu değerlendirilmiş ve mağdurenin beyanlarına itibar edilmiştir.” ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararına dair de “sanık, mağdureyi evde yalnız olduğu zamanda cinsel eylemlerini gerçekleştirebilmek için evin mutfak kısmında bıçakla tehdit etmiş ve evin diğer bir odası olan yatak odasına götürmek suretiyle cinsel amacını gerçekleştirmiştir. Bu süreç içerisinde odada veya evin içinde tutmak şeklinde gerçekleşen sanık eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacaktır. Zira kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun konusunu oluşturan fiilin kişinin vücudu olduğu ve kişinin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği sabit olduğundan, dosya kapsamına göre de sanığın, mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı” gerekçesine binaen sanığın yukarıda “I.HUKUKÎ SÜREÇ” başlığı altındaki “4.madde” kısmında yazılı olduğu şekilde çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarından cezalandırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV.GEREKÇE
1. Sanığın mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla alakalı İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucu kaldırılarak sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi ile ilgili olarak; mahkemenin “sanığın cinsel istismar süreci içerisinde mağdureyi odada veya evin içinde tutmak şeklinde gerçekleşen eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacaktır. Zira kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun konusunu oluşturan fiilin kişinin vücudu olduğu ve kişinin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği sabit olduğundan, dosya kapsamına göre de sanığın, mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin yerinde olmadığı” şeklindeki gerekçesi yerinde görülmekle hukuka aykırılık bulunmadığı gibi Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığından lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde de hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Sanığın mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarıyla alakalı İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucu kaldırılarak sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi ile ilgili olarak ise; sanık hakkında kurulan hükümlerde, yargılama işlemlerinin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.12.2021 tarihli ve 2021/827 Esas, 2021/2260 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.