Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/6480 E. 2023/681 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6480
KARAR NO : 2023/681
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Şikayetçinin temyiz istemi yönünden; kovuşturma aşamasında sanıklar haklarında şikayetçi olmayan ve kamu davasına katılmayan şikayetçinin hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar müdafileri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında şikayetçiye karşı nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin ceza miktarına göre, sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin ise 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2018 tarihli ve 2017/502 Esas, 2018/395 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.

2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli ve 2019/591 Esas, 2020/895 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca 21 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; sanık … hakkında ise aynı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (d) bendi ve 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi yollamasıyla birinci fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.04.2022 tarihli ve 9-2021/6849 sayılı ret, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1. Sanık … müdafiinin temyiz isteminin; şikayetçinin soyut ve çelişkili iddiaları dışında somut delil bulunmadığı, sanığın olay günü … dahilinde ilişkiye girdiği, sanık ile şikayetçinin sevgili oldukları, şikayetçinin sanığın evli olduğunu öğrendiği için iftira attığı, temel cezada alt sınırdan uzaklaşılmayı gerektirir durum olmadığı, sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmamasını gerektirir bir durum olmadığından bahisle mahkûmiyet kararının bozulmasına yönelik olduğu görülmüştür.

2. Sanık … müdafiinin temyiz isteminin; şikayetçinin soyut ve çelişkili iddiaları dışında somut delil bulunmadığı, sanık …’ın, alkollü olan diğer sanık …’e refakat için otele gittiği, sanık … ile şikayetçinin arkadaş oldukları, sanığın şikayetçiye karşı silah göstermesinin söz konusu olmadığı, sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmamasını gerektirir bir durum olmadığından bahisle mahkûmiyet kararının bozulmasına yönelik olduğu görülmüştür.

3. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin; sanık …’ın diğer sanığın eylemine müşterek fail olarak iştirak ettiğinden bahisle sanık … hakkında eksik cezaya hükmolunduğuna yönelik olduğu görülmüştür.

4. Şikayetçinin temyiz isteminin; sanık … ile arkadaş oldukları, birlikte yaşadıkları, sanık hakkında yargılamada şikayetinden feragat ettiğini, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle mahkûmiyet kararının bozulmasına yönelik olduğu görülmüştür.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıklar haklarında şikayetçiye yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılmaları için açılan kamu davasında; sanıkların aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmemeleri, şikayetçinin soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadelerinin tutarsız, istikrarsız ve esaslı nitelikte çelişkili beyanlarda bulunması ile kimseden davacı ve şikayetçi olmaması, kovuşturma aşamasında ifadeleri alınan tanık beyanları ile birlikte ele alınmasında şikayetçinin zor kullanılmak suretiyle cinsel saldırıya uğradığına dair her türlü şüpheden uzak, tarafsız ve tartışmasız, kesin ve inandırıcı delilin mevcut olmaması gerekçesi ve değerlendirmesiyle sanıkların atılı suçu işledikleri hususunda bir kuşkunun meydana geldiği, şüpheden sanık yararlanır kuralının evrensel bir hukuk kuralı olduğu da gözetildiği belirtilerek sanıkların üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçundan beraatlerine karar verildiği görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın katılma ve istinaf başvurusunun kabulü ile; şikayetçinin …’da faaliyet gösteren Taverna ** isimli eğlence işletmesinde oryantal olarak çalıştığı, suç tarihinde sanıkların eğlenmek amacıyla sözü geçen işletmeye gittikleri, sanıklardan …’in şikayetçi ile sohbet ettikten sonra telefon numarasını istediği, iş bitiminde kendisi ile görüşmek istediğini söylediği, şikayetçinin sanık …’e iş yerinin telefon numarasını vermesine karşın iş yerinden ayrıldıktan sonra görüşme önerisini kabul etmediği, iş yerinden ayrılan şikayetçinin konaklamakta olduğu otele gittiği, bir süre sonra sanıkların birlikte otele geldikleri, resepsiyon görevlilerinden şikayetçinin kalmakta olduğu odayı sordukları, içkili olan sanıkların bağırmaya ve taşkınlık yapmaya başladıkları, şikayetçinin lobiye çağrılması konusunda ısrarcı oldukları, tehdit içeren sözler söylemeye başladıkları, sanıkların saldırgan tutumundan tedirgin olan otel görevlilerinin şikayetçinin kaldığı oda numarasını sanıklara söylemek zorunda kaldıkları, ayrıca şikayetçinin odasını arayarak uyarmak istemelerine karşın şikayetçinin telefonunu açmadığı, bu sırada sanıkların birlikte şikayetçinin odasının bulunduğu kata çıktıkları, kapıyı tekmeleyerek kapıyı açmasını sağladıkları, sanıklardan …’in odasına girmek üzere kapıyı zorladığı sırada şikayetçinin sanık …’i engellemeye çalıştığı, buna karşın sanık …’ın kemerinde takılı bulunan silahı şikayetçiye göstererek direnmesini engellediği, sanık …’ın şikayetçiye silah göstererek korkutması üzerine sanık …’in odaya girmeyi başardığı, sanık …’in odaya girmesinin ardından sanık …’ın otel koridorundan uzaklaştığı, sanık …’in odada şikayetçiyi zorla yatağa yatırarak ve ellerini tutup ağzını kapatarak normal yoldan cinsel ilişkiye girdiği şeklinde olayın kabul edildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Şikayetçinin Temyiz İstemi yönünden
Kovuşturma aşamasında sanıklar haklarında şikayetçi olmayan ve kamu davasına katılmayan şikayetçinin hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı gibi istinaf aşamasında verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

C. Sanıklar Haklarında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
6284 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken dosyanın esasına girilerek yazılı şekilde mahkûmiyet kararları verildiğinden sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu yönüyle yerinde görülmüş ve Tebliğname’deki görüşe açıklanan nedenle iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Şikayetçinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı gibi istinaf aşamasında verilen verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince REDDİNE,

C. Sanıklar Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli ve 2019/591 Esas, 2020/895 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili …’in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanık …’ın TAHLİYESİNE, sanık … hakkında çıkarılan tutuklamaya yönelik yakalama emrinin KALDIRILMASINA, sanık …’ın başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ve sanık … hakkındaki tutuklamaya yönelik yakalama emrinin kaldırılması hususunun ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkra uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.02.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

31.10.2017 tarihli iddianame ile özetle Mağdur …’un …’da faaliyet gösteren Taverna … isimli eğlence işletmesinde oryantal olarak çalıştığı, suç tarihinde sanıkların eğlenmek amacıyla sözü geçen işletmeye gittikleri, sanıklardan …’in mağdur ile sohbet ettikten sonra telefon numarasını istediği, iş bitiminde kendisi ile görüşmek istediğini söylediği, mağdurun sanık …’e iş yerinin telefon numarasını vermesine karşın iş yerinden ayrıldıktan sonra görüşme önerisini kabul etmediği, iş yerinden ayrılan mağdurun konaklamakta olduğu otele gittiği, bir süre sonra sanıkların birlikte otele geldikleri, resepsiyon görevlilerinden mağdurun kalmakta olduğu odayı sordukları, içkili olan sanıkların bağırmaya ve taşkınlık yapmaya başladıkları, mağdurun lobiye çağrılması konusunda ısrarcı oldukları, tehdit içeren sözler söylemeye başladıkları, sanıkların saldırgan tutumundan tedirgin olan otel görevlilerinin mağdurun kaldığı oda numarasını sanıklara söylemek zorunda kaldıkları, ayrıca mağdurun odasını arayarak uyarmak istemelerine karşın mağdurun telefonunu açmadığı, bu sırada sanıkların birlikte mağdurun odasının bulunduğu kata çıktıkları, kapıyı tekmeleyerek mağdurun kapıyı açmasını sağladıkları, sanıklardan …’in mağdurun odasına girmek üzere kapıyı zorladığı sırada mağdurun sanık …’i engellemeye çalıştığı, buna karşın sanık …’ın kemerinde takılı bulunan silahı mağdura göstererek direnmesini engellediği, sanık …’ın mağdura silah göstererek korkutması üzerine sanık …’in mağdurun odasına girmeyi başardığı, sanık …’in odaya girmesinin ardından sanık …’ın otel koridorundan uzaklaştığı, sanık …’in odada mağduru zorla yatağa yatırarak, ellerini tutarak ve ağzını kapatarak normal yoldan cinsel ilişkiye girdiği şeklindeki anlatımıyla sanıklardan … hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, sanık …’ın cinsel saldırı suçuna yardım eden sıfatıyla katıldığı belirtilerek sanıklar haklarnda kamu dava sı açıldığı,

Sanıklar haklarında yapılan ilk derece yargılamasında, mağdurenin soruşturma aşamasında sanıklardan şikayetinden rücu etmesi ve kovuşturma aşamasında … 2. Asliye Ceza Mahkemesinde talimatla alınan beyanında ise kendisinin yalnız olduğu, sanıkların aşiret olduğu, bu sebeple psikolojik baskı altında şikayetinden döndüğünü belirterek sanık …’den tekrar şikayetçi olması ve sanıkların suçlamaları kabul etmemesi nedeniyle … 1. Ağır ceza mahkemesi 26.10.2018 tarih ve 2017/502 E. ve 2018/395 K. sayılı kararında, “sanıkların gerek soruşturma gerek ise kovuşturma aşamasındaki ifade ve savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmedikleri, sanıkların inkar içeren savunmalarının yanında mağdur … nun da soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadelerinin tutarsız, istikrarsız ve esaslı nitelikte çelişkili olduğu,…” gerekçesiyle sanıklar haklarında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanun’un 223’üncü maddesinin ikinci fıkrasının e bendi uyarınca Beraat kararı verildiği,

İlk derece Mahkemesi tarafından davadan haberdar edilmeyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na suçtan zarar gören sıfatıyla gerekçeli kararın usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi üzerine Bakanlık vekili tarafından süresinde katılma talepli olarak beraat hükümlerinin bozulmasına yönelik 16.01.2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu,

İstinaf kanun yolu incelemesinde Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza dairesi, 18.10.2019 tarihinde inceleme raporunda tespit edilen kanuna aykırılık hallerinin ancak yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kanısına ulaşıldığından, 5271 sayılı Kanunun 280’inci maddesinin birinci fıkrasının e bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilerek, yapılan yargılama sırasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın katılma isteğini kabul edildiği, yargılama neticesinde ise; 14.10.2020 tarih ve 2019/591 E. ve 2020 895 K. sayılı kararında “…mağdurun samimi olduğu değerlendirilen ilk anlatımları, tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanları, mağdura ilişkin adli rapor ve otelin güvenlik kamerası kayıtları karşısında, sanıkların dosya içeriği ile örtüşmeyen, yaşamın olağan akışına uygun bulunmayan ve atılı suçun yasal sorumluluğundan kurtulmaya yönelen savunmalarına itibar edilmesinin olanaklı bulunmadığı…” gerekçesiyle iddianame anlatımı doğrultusunda ilk derece mahkemesinin Beraat hükümleri kaldırılarak sanıklardan … hakkında silahlı nitelikli cinsel saldırı suçundan 21 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık … hakkında ise sanık …’in nitelikli cinsel saldırı eylemine yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinden 8 Yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’nin söz konusu mahkumiyet kararları, sanıklar müdafileri, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve mağdur tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde Sayın Çoğunluk tarafından “…6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı…” gerekçesiyle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilk derece yargılamasına dahil edilmediğinden ve istinaf kanun yolu aşamasında da 5271 sayılı Kanunun 237’inci maddesi uyarınca Bakanlık hakkında katılma kararıda verilmeyeceğinden 5271 sayılı Kanunun 279’uncu maddesi uyarınca Bakanlık istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekirken dosyasının esasına girilerek istinaf incelemesi yapılması hukuka aykırı bulanarak sanıklar haklarında verilen mahkumiyet hükümlerinin BOZULMASINA karar verildiği görülmüştür. Sayın Çoğunluğun iş bu görüşüne iştirak etmiyorum.

Şöyle ki;

Kamu davasına esasen katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, İlk Derece yargılamasında duruşma günü bildirilmeden ve CMK’nın 234/1-b maddesinde düzenlenen hakları kullanma imkânının tanınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur.

İlk derece yargılaması neticesinde … 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen gerekçeli karar ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı suçtan zarar gören sıfatıyla davadan haberdar olduğu, akabinde Bakanlık vekili tarafından süresinde katılma talepli olarak beraat hükümlerinin bozulmasına yönelik 16.01.2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu,

Bakanlık vekilinin istinafı üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, 18.10.2019 tarihli ara kararı ile ilk derece mahkemesi kararında kanuna aykırılık hallerinin bulunduğu gerekçesiyle duruşma açarak Bakanlığın zarar gören sıfatıyla davaya katılmasına karar verildikten sonra yeniden yargılama yapıp sanıklar haklarında hükümler kurmuş ise de, suçtan zarar gören sıfatı bulunan ve adil yargılanma hakkı ilkesi gereğince davadan haberdar edilmesi gereken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilk derece yargılamasına dahil edilmediği ve Bakanlığın davaya katılma talebi de söz konusu olduğundan, istinaf ceza dairesi tarafından beraat hükümleri bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilip Bakanlık vekilinin duruşmaya temini ile 5271 sayılı Ceza muhakemeleri Kanunun 234’üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinde düzenlenen kanuni hakları hatırlatılarak şikayet ve varsa delilleri toplanması hususunda beyanları alınmasından sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.