Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/891 E. 2023/7940 K. 04.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/891
KARAR NO : 2023/7940
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2217 E., 2019/2115 K.
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2018 tarihli ve 2017/33 Esas, 2018/205 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 05.11.2019 tarihli ve 2018/2217 Esas, 2019/2115 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.12.2021 tarihli ve 14-2019/124226 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkumiyet kararının usul ve Kanuna aykırı olduğunu, tanık Melek tarafından dosyaya sunulan Pedam notlarının sahte olarak düzenlendiğini, hükme esas alınamayacağını, Yerel Mahkemece anlatımları hükme esas alınan tanıklar …, … ve …’ın yalan beyanda bulundukları ve sahte belge düzenlediklerinin dosya münderecatı ile sabit olduğunu, çelişkilerin giderilmediğini, dava konusunun katılan mağdure ve ailesinin sanıktan 10 milyon dolar istemesinden ibaret olduğunu, bu konuda katılan mağdurenin eski nişanlısı … tarafından sanığa gönderilen mesajların önemli olduğunu, sanığın atılı suçu işlemediğini, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mahkemenin hüküm kurarken alt sınırdan cezalandırma yoluna gittiğini, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılırken alt sınırdan yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, sanığın ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da yargılanması gerektiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince: ”Mağdurun aşamalarda özde çelişmeyen ve maddi kanıtlarla örtüşen beyanları, tanık …, … ve …’ın mağdurun beyanları ile örtüşen anlatımları, yine Pedam’dan elde edilen terapi notları incelendiğinde mağdurun ilk başlarda sürekli babasına kızgınlığı ve uzak durmasına ilişkin anlatımlardan sonra 17 kasım 2008 tarihli seansta babasının tacizine maruz kaldığına dair beyanlarının yer aldığı, tarihe bakıldığında bu seansın; sanık tarafın iddia ettiği 10 milyon dolarlık anlaşmanın yıllar öncesinde gerçekleştiği, yine mağdurun laptopunda ‘kaybedilen masumiyet’ ismiyle kaydedilen ve mağdur tarafından yazılan yazı incelendiğinde mağdurun kendisini … isimli kız çocuğu, babası olan sanığı ‘o adam’ olarak isimlendirdiği, yazının içeriğinde o adam dediği şahsın … ismindeki kız çocuğuna karşı cinsel istismar eylemlerinin anlatıldığı, bu yazıyı ilk olarak mağdurun arkadaşı Büşra ‘ya okuttuğu ve yazıyı içeren flash beleği verirken arkadaşına sanığın kendisine yaptıklarını bu yazıda anlattığını söylemesi, bu yazının yine şikayet tarihinden çok öncesinde 05/08/2010 tarihinde oluşturulması,sanığın evinde çalışan tanıkların beyanlarının genel ve mağdurun ahlaki yapısına ilişkin anlatımlardan ibaret olduğu, gece vakti gerçekleşen eylemlerle ilgili sanık … mağdurun yanında olmayan bu tanıkların görgü ve bilgileri olmasının beklenemeyeceği, Adli Tıp Kurulu raporunda da belirtildiği üzere mağdurda olay nedeniyle travma sonrası stres bozukluğunun görülmesi, mağdurun kendisine cinsel istismar eylemi gerçekleştiren kişinin öz babası olması, mağdurun eylemlerin gerçekleştiği zamanlardaki yaşının küçüklüğü ,bu haliyle sanığın mağdur üzerindeki nüfuzu, aradaki yakın akrabalık bağı da gözetilerek mağdurun olayın duyulması ile çevreden geleceğini düşündüğü tepkilerden çekinmesinin ve bu nedenle yıllar sonra şikayetçi olmasının normal ve kabul edilebilir oluşu, ayrıca savunmalarda mağdurun sanıktan 10 milyon dolar para alabilmek üzere asılsız iddialarda bulunulduğu söylense de ; mağdurun sanıktan para istemesinin yanında ayrıca sanığın yurt dışına gitmesini, Türkiye’ye bir daha gelmemesini şart koşması ve sanığın kendisinden uzaklaşmasını istemesi de dikkate alındığında şikayetin salt para istemek üzere yapılmadığının anlaşıldığı, ayrıca bu şikayet sadece sanığın mağdura para vermemesi sebebiyle yapılmış olsa idi savunmalarda belirtildiği üzere babası ile sürekli zaman geçiren, ilişkileri iyi düzeyde bulunan ve daha önce aralarında birebir husumet bulunmayan mağdurun kendi namus ve şerefine leke sürecek asılsız bir isnatta bulunmasının yaşamın olağan akışına uygun olmadığı, babası olan sanığa bu kadar ağır bir itham ile iftirada bulunmasını gerektirir bir sebep olmadığı bu haliyle tüm aşamalarda kendi içinde tutarlı ve samimi bulunan mağdur beyanları karşısında sanığın dayanaksız, tutarsız ve suçun inkarına yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın işlediği sabit görülen nitelikli cinsel istismar suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.” gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca verilen ceza 15 yıla ulaşsa veya geçse dahi, suçun sonucunda katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulmasından dolayı neticenin ağırlığına göre tayin edilen cezanın 5237 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince yirmi yıla kadar artırılmasının olanaklı bulunduğu nazara alınarak, hakkaniyet gereği cezada uygun bir miktar daha artırım yapılması yerine aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasını işlevsiz bırakacak şekilde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 05.11.2019 tarihli ve 2018/2217 Esas, 2019/2115 Karar sayılı 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.