YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9110
KARAR NO : 2023/8669
KARAR TARİHİ : 20.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/51 E., 2014/349 K.
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.09.2014 tarihli ve 2014/51 Esas, 2014/349 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz Sebebi
Yokluklarında karar verildiğini, eksik araştırma yapıldığına, delillerin araştırılmadığına, mağdurenin yaşadığı psikolojik zorlukların göz ardı edildiğine, mesaj kayıtlarının incelenmediğine, tanıkların dinlenmediğine ve sanık hakkında beraat kararları verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece ” 08.01.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, müşteki … …’ın yapılan muayenesinde Hymen anüler yapıda duhule müsait, eski yada yeni yırtığa rastlanmadığı, bakire olduğu, vücudunda direncini kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde darp izine rastlanmadığı belirtilmiştir. İstanbul Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünden alınan 28/01/2014 tarihli uzmanlık raporuna göre müşteki … …’a ait olduğu iddia edilen külot ve … ile … …’a ait olan sıvı kan numuneleri üzerinde yapılan moleküler genetik inceleme sonucunda külot üzerindeki meni lekelerinin sanık … …’dan farklı bir erkek şahsa ait olduğu tespit edilmiştir. Katılan müştekinin 08.01.2014 tarihli ATK raporunda yarı baygın haldeyken, patronu sanık … …’nın pantolununu indirip parmağını soktuğunu, cinsel organını sokmadığını özellikle ifade ettiği, hazırlık aşamasında ve koğuşturma aşamasında ise sanığın kendisini ittiğini ve kendinden geçtiği şeklinde birbiriyle çelişen katılan-mağdurenin beyanı dışında her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı ve somut bir delilin olmaması, yüklenen suçlardan sanığın ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır. ” şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümde açıklanan nedenlerle Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.09.2014 tarihli ve 2014/51 Esas, 2014/349 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.