YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10260
KARAR NO : 2023/8675
KARAR TARİHİ : 20.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/42 E., 2021/93 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın kesin niteliklikte olduğu anlaşılmıştır.
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçları yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli ve 2020/45 Esas ve 2020/423 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılan mağdure … …’ya yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü fıkraları, 61 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, katılan mağdure …’a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci, üçüncü fıkraları, 61 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel saldırı suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.01.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan ret ve onama görüşlü Tebliğnameler ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılan mağdure … yönünden darp edildiğine ve tehdit edildiğine ilişkin beyanları dışında delil olmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasından cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, katılan mağdure …’a yönelik eyleminden delil bulunmadığına, nitelikli halin gerçekleşmediğine, kararın bozulması talebine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Katılan mağdure …’a yönelik eyleminde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının şartlarının gerçekleştiğine, katılan mağdure …’ya yönelik eyleminden ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat etmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece ”Sanık … hakkında öz kızları olan mağdur … ve katılan …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı, hürriyetten yoksun kılma ve katılan …’a yönelik cinsel saldırı suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde;
Mağdur …’ın aşamalarda alınan beyanlarında babası olan sanığın kendisini birçok defa arkadan istismar ettiğini, kendisinin 15-16 yaşlarında olduğu dönemde babasının eylemlerine başladığını, sanığın bacakları ağrıdığı için kendisine bacaklarını ovalattığını, ön cinsel bölgesinin olduğu yeri de ağrıdığı için ovalamasını istediğini ancak kendisinin yapmadığını, sanığın göğüslerini sıktığını, saçından tutup ağzını açarak cinsel organını zorla ağzına verdiğini, bunu iki kere yaptığını, eylemlerini evde kimse yokken gerçekleştirdiğini, başka bir gün çıplak vaziyette yanına gelerek yine göğüslerini sıkıp arka bölgesinden yaptığını, önden de bir keresinde sürttüğünü, sonra şu an bozamam, evlendikten sonra seninle önden beraber olacağım, bunu kimseye söyleme, suratına kezzap atarım, dediğini, toplamda 4-5 defa kendisi ile arkadan ilişkiye girdiğini, üstündeki elbiseleri çıkarttığını, bazen de yırttğını, bu olayın rüyalarına girdiğini, yengesine durumu anlattığını beyan etmiştir.
Katılan …’in alınan beyanlarında 7-8 yaşlarındayken sanığın eylemlerine başladığını, gögüslerini ellediğini, sanığın masaj yapma bahanesi ile odasına çağırıp yanına yatırıp uyuttuğunu, üzerindekileri çıkartıp ters olarak yatağa yatırdığını, kendi cinsel organını makatına soktuğunu, neden böyle yaptığını sorduğunda baba ile kız arasında böyle şeyler yaşanmasının normal olduğunu ama kimseye söylememesini söylediğini, sanığa ergenliğe ulaştığında kız arkadaşlarının babalarıyla ilişkilerinin kendi babasıyla olan ilişkisinden farklı olduğunu kendisine bunları yapmaması gerektiğini söylediğini ancak sanığın bunların normal şeyler olduğunu ancak sakın kimseye söylememesini, aksi taktirde çok kötü olacağını, sır olarak kalsın dediğini, kendisi ile anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini, yapmak istemediğinde kendisini ve kardeşlerini dövdüğünü, defalarca bu şekilde yani evlenene kadar anal yoldan kendisi ile cinsel ilişkiye girdiğini, 17 yaşındayken annesine durumu anlattığını ancak kendisinin hepsini korkutup konuyu kapattırdığını, bir daha yapmayacağına ilişkin yemin ettiğini, ancak bir süre sonra istismara devam ettiğini, ilkinde söyleyip herhangi bir şey yapmadıklarından evden kaçıp evlendiğini, babasının kendisinin çocukluğunu ve hayatını mahvettiğini kendi aralarında bu konuyu konuşurken ses kayıtlarını aldıklarını, bu kayıtlarda da sanığın eylemlerini kabul ettiğini, hatta evlendikten sonra dahi cinsel ilişkiye girmek istediğini, sanığın kız kardeşlerini banyoda izlerken de gördüğünü, sanık tarafından sayısını hatırlamadığı kadar cinsel istismara maruz kaldığını beyan etmiştir.
Sanık …’ın alınan savunmasında; mağdur …’a cinsel organını sürttürdüğünü, evlerinde bulunduğu sırada sadece sürttürdüğünü, katılan … ile karşılıklı birşeyler yaşadıklarını, yatakta birlikte yattıklarını, seviştiklerini, zorla olmadığını, katılan … bir sefer anal ilişkiye girdiğini, o zamanlar müşteki …’ın tahminen 13-14 yaşlarında olduğunu, katılan …’ın iddialarının doğru olmadığını beyan ederek atılı suçlamaları kısmen kabul ettiği, katılan … ve mağdur …’ın aşamalarda alınan beyanlarının istikrarlı ve birbirini doğrular nitelikte oluşu, sanığın oğlu olan …’ın mahkememizde tanık olarak alınan beyanında babası olan sanığın kardeşi …’a yönelik eylemlerini ilk öğrendiğinde önce inanmadığını, sonrasında gardrobun içerisine saklandığını, babamda o sırada durumu itiraf ettiğini, bunu bulunduğu yerden duyduğunu, bunun üzerine annesinden babasını boşanmasını istediğini, annesinin hamile olması sebebiyle boşanmak istemediğini ve konunun üstünün kapandığını, mağdur …’un kendi evlendikten sonra ayrı yerde otururken kendisi ile yaşamak istediğini söylediğini, başına gelenleri yengesi olan …’ya anlattığını beyanla katılan … ve … …’ın beyanlarını doğrular mahiyette beyanda bulunduğu, yine sanığın kızı … …’in de tanık olarak alınan beyanında babasının eylemlerini görmediğini ancak kendi aralarında bu konuyu konuştuklarında babasının iddiaları kabul ettiğini beyan etmesi hususları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde katılan … mağdurun beyanlarına itibar edilerek sanığın katılan … ve mağdur …’a yönelik çocukların cinsel istismarı suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmüştür.
Sanığın katılan …’e yönelik eylemlerine katılanın 12 yaşında küçük olduğu dönemde başladığı anlaşılmakla, sanığın subut bulan katılan …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK’nın 102/2-2. cümle gereğince sanığın kastı, kastın yoğunluğu, suçun işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, sanığın eylemleri neticesinde katılanın evden kaçarak evlenmek zorunda kalması, uzun yıllar yaşadığı süre gelen cinsel istismara karşın sanık ile aynı evde yaşamak durumunda kalması, sanığın katılanın çocukluk yıllarında başlayıp ergenlik çağına kadar devam eden eylemlerinin katılanın geçmişi ve geleceği üzerindeki etkileri gözetilerek teştiden cezalandırılmasına, sanığın katılanın öz babası olması nedeniyle sanığa verilen cezada TCK’nın 103/3-c maddesinin uygulanmasına, sanığın eylemlerini gerçekleştirmek istediğinde kendisine karşı koymaya çalışan katılanı darp edip tahdit ettiği katılan beyanlarından anlaşılmakla sanığa verilen cezada TCK’nın 103/4 maddesinin uygulanmasına, sanığın eylemine katılanın 7-8 yaşlarında olduğu dönemde başlayıp katılanın evden kaçtığı 16-17 yaşlarına kadar devam ettiği, yaklaşık on yıl boyunca sanığın eylemini sürdürdüğü anlaşılmakla TCK’nın 43. maddesi gereğince sanığın cezasından takdiren 2/3 oranında artırım yapılmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
Sanığın mağdur …’a yönelik subut bulan çocuğun cinsel istismarı suçundan eylemine uyan TCK’nın 103/2-1.cümle gereğince sanığın kastı, kastın yoğunluğu, suçun işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, mağdurun maruz kaldığı süre gelen cinsel istismara karşın sanık ile aynı evde yaşamak durumunda kalması, sanığın eylemlerinin mağdurun geçmişi ve geleceği üzerindeki etkileri gözetilerek teştiden cezalandırılmasına, sanığın katılanın öz babası olması nedeniyle sanığa verilen cezada TCK’nın 103/3-c maddesinin uygulanmasına, sanığın yaklaşık 2 yıl boyunca eylemini sürdürdüğü, bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde işlediği anlaşılmakla sanığın cezasından takdiren 1/2 oranında artırım yapılmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
Sanığın, eylemlerinden sonraki ve yargılama sürecindeki tutum davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak, sanık hakkında TCK’nın 62. maddesi uygulanmamıştır.
Her ne kadar sanığın katılan …’e ve mağdur …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinden dolayı cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, sanığın sabit olan çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği esnada mağdure ve katılanın hareket edebilme imkanını ortadan kaldırdığı ancak bu haliyle hürriyetten yoksun kılma suçunun oluşmayacağı, sanığın katılan … mağdurun hürriyetlerini kısıtlamaya yönelik başkaca bir hareketinin olmaması, Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2017/112 esas ve 2017/1041 karar sayılı kararından da anlaşılacağı üzere sanığa isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu sanığın katılan …’e ve mağdur …’a karşı işlemiş olduğu cinsel istismar suçunun içerisinde erimiş olduğundan yasal şartları itibariyle oluşmadığı kanaatine varılarak sanık hakkında atılı suçtan CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir.
Sanığın oğlunun eşi olan katılan …’a yönelik cinsel saldırı suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmışsa da, katılanın mahkememizde alınan beyanlarında, evlendikten sonra 7 ay kadar eşinin ailesinin yanında kaldığını, sanığın bu süre zarfında söz konusu eylemini gerçekleştiğini, kayınpederi olan sanığa masaj yaparken bacaklarının üst kısmına doğru masaj yapmasını istediği, o sırada elinin sanığın cinsel organına değdiğini, hemen masajı bıraktığını, başka bir günde sanığın kendisine sen benim kızımsın gel yanıma yat demesi üzerine sanığın yanına uzandığını, sanığın da organını arka kısmına sürttürdüğünü beyanla sanık hakkında şikayetçi olduğu, sanığın alınan savunmalarında suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, katılanın elinin yanlışlıkla sanığın cinsel organına dokunmasının yahut cebir tehdit uygulamaksızın sanığın yanına uzanmasını istemesi üzerine katılanın kendi iradesi ile sanığın yanına uzanmasının suç teşkil etmediği, sanığın katılanın arka bölgesine cinsel organını sürttüğüne dair de dosya kapsamında katılanın soyut beyanları dışında başkaca bir delilin olmadığı, katılanın beyanlarının daha çok diğer katılan … mağdura yönelik eylemlerine ilişkin olduğu, kendi iradesi ile kabul ettiği ya da kendi hatası ile gerçekleşen eylemleri de sanığın kasten yaptığına diar söylem ve anlatımları da dikkate alınarak katılanın beyanlarına itibar edilmemiş olup; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediğine dair dosya içerisinde herhangi bir belge ya da beyanın bulunmadığı tüm dosya kapsamında sanığın atılı suçu işlemediğini belirtir istikrarlı savunmalarının aksini ispat eder mahiyette her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut bir delilin elde edilemediği anlaşılmakla ve dolayısıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 tarih, 2010/8-134 esas- 2010/217 karar sayılı içtihadında da açıklamış olduğu ‘Şüpheden sanık yararlanır ilkesi’ olarak ifade edilen ve masumiyet (suçsuzluk) karinesinin bir uzantısı olan ve sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğunu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceğini, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiğini, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek olacağı hususunu içinde barındıran bu evrensel hukuk ilkesinin ışığında sanık hakkında atılı suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.
B. Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanık hakkında katılan mağdure … …’ya yönelik eyleminden karar verilirken 5237 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen süreli hapis cezasının 20 yıldan fazla olamayacağı hükmünün gözetilmemesi, katılan mağdure …’a yönelik eyleminden karar verilirken 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının denetime elverişli şekilde tartışılmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Açıklanan nedenlerle Tebliğname de onama isteyen görüşe iştirak edilmiştir.
V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesi gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Mağdure …’ya karşı Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.01.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/93 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.01.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/93 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.