Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/12639 E. 2023/8851 K. 25.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12639
KARAR NO : 2023/8851
KARAR TARİHİ : 25.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1192 E., 2023/1337 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuklar müdafii, katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Suça sürüklenen çocuklar müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Boyabat Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2023 tarihli ve 2022/81 Esas, 2023/24 Karar sayılı kararı ile;
a) Suça sürüklenen çocuk …’ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca 10 yıl hapis cezası cezalandırılmasına,
b) Suça sürüklenen çocuk …’ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca 10 yıl hapis cezası cezalandırılmasına,
karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/1192 Esas, 2023/1337 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafiinin Temyiz İstemi
Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, mağdurenin vekille temsil edilmediğine, mağdurenin soyut ve çelişkili beyanda bulunduğuna, tanık … …’in beyanının usule aykırı alındığından hükme esas alınmayacağına, suça sürüklenen çocukların ailesi ile mağdure arasında husumet bulunduğuna, tanık Berre’nin beyanlarının çelişkili olduğuna, olayın intikalinin geç yapıldığına, olay yerine ilişkin keşif yapılması gerektiğinin gözetilmediğine, olayda nitelikli hallerin gerçekleşmediğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğuna, Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.

C. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Sonuç cezanın eksik tayin edildiğine, suç tarihleri yanlış belirlendiğinden yaş indiriminin uygulandığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece “Yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda; mağdur …’ın aşamalarda alınan istikrarlı beyanlarında, öz annesi olan … …’ın ölümünden itibaren babası ile birlikte yaşamaya başladığını, dayısı … …’nın oğulları olan öz kuzenleri … … ve … …’nın kendisine yönelik cinsel ilişki boyutunda eylemlerinin olduğunu, kuzeni …’ın, kendisiyle 6-7 yaşında iken cinsel ilişkiye girmeye başladığını, yaklaşık 13 yaşına kadar bu ilişkinin devam ettiğini, söz konusu ilişkinin normal yoldan alt tarafında kıyafet olmayacak şekilde birleşme yoluyla, herhangi bir baskı, tehdit, zorlama olmadan oyun zannederek gerçekleştiğini, bu eylemlerin köyde bulunan anneannesine ait evde her hafta sonu ziyarete birlikte gittiklerinde gerçekleştiğini, eylemler esnasında yanlarında diğer kuzeni … …’nın da bulunduğunu ancak onun herhangi bir eyleminin olmadığını, kendisinin 13 yaşından sonra … ile birlikte ilişkiye girmediklerini, bu tarihten itibaren …’ın kendi sevgilisi olması sebebiyle cinsel ilişkiye girmeyi bıraktığını, …’ın bıraktığı tarihten itibaren ise …’ın kardeşi … …’nın kendisi ile cinsel ilişkiye girdiğini, bu eyleminin ise en son Ramazan ayından bir süre önceye kadar devam ettiğini, her ikisinin de eylemleri birden fazla kez gerçekleştiğini ancak kaç kez cinsel ilişkiye girdiklerini hatırlayamadığını, eylemleri gerçekleştirme sebebini yaşının küçük olması sebebiyle bahse konu olayları oyun olarak nitelendirdiğini, 13 yaşından sonra oyun olmadığını fark ettiğini beyan ettiği, mağdurun yaşı itibariyle başta oyun olarak nitelendirdiği bu eylemlerden ilk olarak 7. veya 8. sınıfın yaz tatilinde arkadaşı …’a bahsettiği, belli bir yaştan (14) sonra ise regl döneminin gecikmesi sebebiyle hamile olma ihtimalinden korkarak ve artık bu eylemlerin oyun olmadığını anlayarak durumdan rahatsız olması üzerine aileden biri olan amcasının eşi …’a açıklamak zorunda kalması ile durumun ortaya çıktığı, böylece ailenin durumdan haberdar olduğu, bu eylemlerden sonra mağdurun 2021 yılının Temmuz-Ağustos ayında üvey annesiyle tartışması sebebiyle ayrılmış olduğu babası …’a ait eve 20/05/2022 tarihinde geri döndüğü, bu tarihten bir gün sonra ise şikayetçi olmak üzere kolluk kuvvetlerine müracaat ettikleri, mağdur hakkında 23/05/2022 tarihinde okuduğu okul tarafından da istismar bildirim tutanağının gönderildiği ve şahsın korunmaya ihtiyacı olduğu kanaati ile 25/05/2022 tarihinde Sinop Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğüne teslim edildiği, mağdura yönelik eylemlerin aile tarafından öğrenilmesinin hemen ardından 26/04/2022 tarihinde mağdurun dayısı …’nın evinde olduğu zaman aralığında eve herkesin göreceği şekilde kamera yerleştirildiği, söz konusu kamera tarihi dikkate alındığında mağdura yönelik eylemlerin zaten Ramazan ayından (02/04/2022) bir müddet evvel son bulduğunun anlaşıldığı, bu tarihten sonra sırf SSÇ’ler ile mağdurun davranışlarının kontrol edilmesi maksatlı yerleştirilen görüntülerde cinsel istismara yönelik bir eylemin bulunmamasının olağan olduğu, görüntünün yanında ses kaydı yapan cihazın 27/06/2022 tarihli çözümleme tutanağı incelendiğinde aileden …, … ve …’a ait konuşma içeriklerinin bulunduğu, bu konuşma içeriklerinde SSÇ’ler … ve …’ın …’ya yönelik eylemlerinden kısmen bahsedildiği ancak görgüye dayalı beyanların olmayıp kendi aralarında bu tarz eylemlere inanmadıklarını bildirir konuşma içeriklerinin geçtiği, SSÇ’lerin babası … ile SSÇ’lerin babaannesi ve mağdurun anneannesi olan …’nın savcılık huzurunda alınan ifadelerinde CMK m.45 gereği tanıklıktan çekinme hakkını kullandıkları, ayrıca … …’nın kovuşturma aşamasında da tanıklıktan çekindiği, SSÇ’lerin ise soruşturmanın en başından itibaren susma hakkını kullandıkları eylemle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadıklarının anlaşıldığı, mahkememizdeki savunmalarında ise üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, mağdur hakkında düzenlenen raporda hymende eskiye dayalı yırtıkların tespit edildiği ve hymen bütünlüğünün korunmadığının anlaşıldığı, söz konusu bu yırtıkların ise 10 (on) günden daha eski bir yırtık olma ihtimalinin mümkün olduğunun belirtildiği, mağdurun anlatımındaki kuzenleri … ve … ile normal yoldan cinsel birliktelik yaşadıkları ve bu cinsel eylemlerin en son 2022 yılının Ramazan ayından bir müddet önce sona erdiği yönlü beyanları ile örtüştüğü, mağdurun dosya kapsamındaki beyanlarının tutarlı olduğu, mağdurun kuzenlerine iftira atmasını gerektirecek dosyaya yansıyan herhangi bir durum olmadığı, nitekim SSÇ’lerin babası olan … …’nın da beyanında mağdurun ailesi ile aralarında herhangi bir husumet olmadığını beyan ettiği, …’ın ise mahkememizde tanık sıfatıyla vermiş olduğu beyanlarının da yine mağdurun beyanlarını desteklediği, mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğinin dosyada mevcut raporlardan anlaşıldığı, SSÇ’ler tarafından kendisine yönelik cinsel saikle gerçekleştirilen eylemlerin herhangi bir tehdit ve zorlama altında olmadığı, nitekim mağdurun yaşananları bir oyun zannettiği ve yaşının küçük olması nedeniyle söz konusu eylemleri erken yaşta anlamlandıramadığı gerekçesiyle somut olayların adli mercilere intikalinin geç sağlandığı, ancak mağdurun durumu farkına vardığında aile bireylerini durumdan haberdar ettiği, SSÇ müdafiileri tarafından mağdurun erkek arkadaşları olduğu ve bu eylemi başka biriyle yaşadığı iddia edilmişse de buna ilişkin somut bir delil bulunmadığı, mağdurun herhangi biriyle görüşmesinin ve erkek arkadaşı olmasının bu olayla ilgili yalan söylediğine karine teşkil edemeyeceği, mağdurun aralarında husumet olmadığı halde kuzenleri olan SSÇ’lere bu şekilde suç isnadında bulunarak iftira atmasının hayatın olağan akışı kapsamında kendisinden beklenemeyeceğinin de kabulü gerektiği, kaldı ki adli muayene raporları doğrultusunda açık bir şekilde cinsel eylemlere maruz kaldığı anlaşılan mağdurun bahse konu eylemlere SSÇ’ler dışında başka fail yahut failler tarafından maruz bırakıldığını gösterir somut delil yahut emarelerin bulunmadığı anlaşılmakla, sayılı hususlar doğrultusunda suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen SSÇ’lerin savunmalarına itibar edilmeyerek üzerilerine atılı suçu işledikleri sabit görülmüştür…” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/1192 Esas, 2023/1337 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuklar müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Boyabat Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.12.2023 tarihinde karar verildi.