YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12979
KARAR NO : 2023/8604
KARAR TARİHİ : 18.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/680 E., 2023/585 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmün temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2023 tarihli ve 2021/482 Esas, 2023/166 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2023/680 Esas, 2023/585 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi
Mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna ve bizatihi şikâyetçi olmadığına, ceza vermeye yeterli somut delil bulunmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Cezanın alt sınırdan verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ve vekalet ücreti talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “…sanığın mağdurun annesi olan ve o sırada mağdurun babası ile resmi nikahlı olan … ile tanışıp birlikte olduğu, mağdurun annesi …’ın sanıkla olan ilişkisinden hamile kaldığı ve 27/11/2017 tarihinde Ankara İlinde doğum yaptığı, sanık ile …’ın Kastamonu’ya geçerek burada karı koca hayatı yaşamaya başladıkları, mağdur …’ın annesinin doğum yapmasının ardından 5-6 sonra Kastamonu’ya giderek burada annesi ve sanıkla birlikte yaşamaya başladığı, 3 ay kadar Kastamonu’da kaldıktan sonra birlikte Mersin/… İlçesine geçtikleri, burada da kısa bir süre ikamet etikten sonra Ankara İline gelerek burada yaşamaya başladıkları, Mersin/… ilçesinde bulundukları sırada sanığın mağdur ile vajinal yoldan organ sokmak suretiyle ilk kez mağdur ile cinsel birliktelik yaşadığı, Ankara’ya geçtiklerinde de mağdur ile cinsel ilişkiye girmeye devam ettiği, bu birliktelik sonucu mağdurun hamile kaldığı, mağdurun 10 Aralık 2003 tarihinde SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doğum yapması üzerine olayın adli mercilere intikal ettiği anlaşılmıştır. Sanık aşamalarda rızaya dayalı olarak mağdur ile organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiklerini ikrar etmiştir. Mağdur da aşamalarda alınan beyanlarında sanıkla rızası ile birlikte olduğunu, sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmiştir. Burada tartışılması gereken, sanığın sübut bulan eylemine göre TCK’nin 103/2 . maddesi gereği mi, TCK’nin 104/1. maddesi gereği mi cezalandırılması gerektiğidir. Mağdurun annesi … soruşturma aşamasında müdafi eşliğinde alınan beyanında sanık ile 2014 yılında tanıştıklarını, sırasıyla Kastamonu, Mersin ve Ankara’da ikamet ettiklerini, 2017 tarihinden itibaren Ankara İlinde yaşadıklarını belirtmiş, mağdur da aşamalarda sanıkla ilk kez 14 yaşındayken Mersin/… ilçesinde ikamet ettikleri dönemde cinsel ilişki yaşadığını beyan etmiştir. Mağdur aşamalarda sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmiş, sanık ile aralarında herhangi bir husumet olmadığı, yaşı konusunda yalan söylemeyeceği değerlendirilerek ve adli görüşmecinin raporunda ve Adli Tıp Kurumunun raporunda mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğinin belirtilmiş olması dikkate alınarak mağdurun beyanlarına üstünlük tanınmıştır. Sanık da müdafi eşliğinde 16/10/2021 tarihinde alınan ifadesinde … ile 2016 yılında tanışıp birlikte olmaya başladıklarını, …’in bu arada başka biriyle evli olduğunu ancak kendisinden hamile kalması nedeniyle birlikte Kastamonu İline kaçtıklarını, burada bir yıl kaldıktan sonra Mersin İline geçtiklerini, burada da yaklaşık 1 yıl kaldıktan sonra 2019 yılının bahar aylarında Ankara’ya geri döndüklerini belirtmiştir. Mağdur 10/12/2003 tarihinde doğmuş olup, aşamalarda Kastamonu’ya gittiğinde 8. Sınıf öğrencisi olduğunu, üç ay sonra, 2018 yılının Ağustos ayında Mersin/… İlçesine geçtiklerini, sanık ile ilk kez Mersin/… İlçesinde vajinal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel ilişki yaşadığı beyan etmiştir. Tüm beyanlar dosya kapsamında yer alan mevcut deliller ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın ilk kez mağdur ile Mersin/… İlçesinde cinsel ilişki yaşadığı, bu sırada mağdurun on beş yaşından küçük olduğu, her ne kadar mağdur çocuk aşamalarda sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmiş ise de, eylem sırasında mağdurun on beş yaşından küçük olması nedeniyle mağdurun rızasının hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. TCK’nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer verilmiş olup; birincisi onbeş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi onbeş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise onbeş yaşını tamamlayıp onsekiz yaşını tamamlamamış çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan Kanun’un 103. maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan değil, şikâyet üzerine 104. maddede düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılacaktır. Sosyal Çalışmacı Berna Arslan tarafından 18/02/2022 tarihinde düzenlenen Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda mağdurun fiziksel gelişimim yaşıtlarının gerisinde olduğu, olayları ön görme, yordama ve yönetme becerilerinin zayıf olduğu, uyaran ve eğitim açığı olduğu, görüşme sürecinde sorulan sorulara cevap verebildiği, iddia olunan olayın oluş şekli konusunda ayrıntı verebildiği, adli görüşmeci ile işbirliği ve uyum içerisinde davranışlar sergilediğinin gözlendiğinin ve dışarda olası risklere açık olabileceği bu nedenle bakım ve gözetim altında olmasının mağdurun yararına olacağının değerlendirilmiş; Adli Tıp Kurumunun 27 Mart 2023 tarihli, 1345 sayılı raporunda da mağdur …’ın kurullarınca yapılan muayenesinde ve dava dosyasının incelenmesinde, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve bu olaya ruhsal yönden mukavemet etmesine engel olacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığı, dolayısıyla …’ın mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabileceği, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu ve beyanlarına itibar edilebileceği değerlendirilmiştir. Böylece TCK’nin 103/1-a maddesindeki yasal şartların oluşmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak sanığın sübut bulan üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu, vücuda organ sokmak suretiyle işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan TCK’nun 103/2 Maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında,mağdur çocuğa karşı cinsel istismar eylemini değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılmakla TCK nın 43/1 Maddesi uyarınca zincirleme suç nedeniyle cezasına artırım yapılmasına, sanığın sübut bulan eyleminin niteliği gözetilmekle birlikte, duruşmalarda bizzat gözlemlenen saygılı ve iyi hali,sabıkasız sosyal geçmişi, şikayet içermeyen mağdur beyanları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine taktiri indirim nedeni kabul edilmiş … ” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2023/680 Esas, 2023/585 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.