YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1925
KARAR NO : 2023/1793
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2018 tarihli iddianamesi ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2020 tarihli ve 2018/371 Esas, 2020/193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 10.09.2020 tarihli ve 2020/1106 Esas, 2020/909 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine dair karar verilmiştir.
3.Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 30.03.2022 tarihli ve 2021/18872 Esas, 2022/3056 Karar sayılı kararı ile katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmekle kararın “…5271 sayılı CMK’nın 182 ve 185. maddelerine göre sadece on sekiz yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün kapalı duruşmada açıklanabileceği ve genel ahlâkın kesin olarak gerekli kıldığı hallerde 182/2. madde uyarınca duruşma kapalı yapılsa dahi aynı Kanunun 182/3. maddesine göre hükmün açık duruşmada açıklanmasının zorunlu olduğu, nazara alındığında ilk derece mahkemesince duruşmanın kapalı yapılmasına karar verilmesinin ardından gerçekleştirilen yargılama sonucunda kapalılığın kaldırıldığına dair ara karar alınmaksızın karar açıklandıktan sonra verilen hükmün açıkça okunduğunun bildirilmesi karşısında, CMK’nın 221/1-b. maddesinde yer alan duruşma tutanağında yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu belirten unsurların gösterilmesi gerektiği yönündeki düzenlemeye aykırı olacak şekilde hükmün açık oturumda mı yoksa kapalı oturumda mı açıklandığı hususunun şüphede kaldığı gözetilerek söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-f. maddesine muhalefet edilmesi…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma Kararı üzerine İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/227 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi, 103 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02.02.2023 tarih, 9-2022/155598 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. GEREKÇE
1. Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
2. Bozma sebebine uygun olarak tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 236 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.” aynı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak; a) Mağdur çocukların, b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin, Tanıklığında bu kayıt zorunludur.”, aynı Kanun’un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.”, aynı Kanun’un 217 nci maddesinin birinci fıkrasında ise “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
4. Belirtilen yasal düzenlemeler nazara alındığında, dosya kapsamında mağdurenin soruşturma aşamasında kolluk marifetiyle alınan beyanına ilişkin görüntülü ifade CD’si araştırılıp kaydın temini halinde duruşmada taraflarla birlikte izlenerek beyanlarının alınması, kaydın olmadığının tespiti halinde ise aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin teminiyle söz konusu olayla ilgili ayrıntılı beyanlarının alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/227 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.