Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/2117 E. 2023/3662 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2117
KARAR NO : 2023/3662
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ve 2022/48 Esas, 2022/343 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/1868 Esas, 2022/1950 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın kanuna aykırı olduğuna, eksik inceleme ve değerlendirme ile kısa sürede verildiğine, mağdurenin ileri derece diyabet hastası olduğuna, uyku ile uyanıklık arasındaki zamanda ve uyandığında şekeri düştüğü için halüsinasyonlar görebileceğine, mağdurenin aşamalardaki tüm beyanlarının soyut ve çelişkili olduğuna, mağdurenin iftira attığına ve pişman olduğuna dair dosyaya dilekçe sunduğuna, sanık lehine olan delillerin ve belgelerin dikkate alınmadığında, Mahkemenin kabul ettiği oluşun hatalı olduğuna, sanık hakkında atfı cürüm beyanlar dışında dosyada somut delil bulunmadığına, mağdurenin beyanları ile eylemlerinin çeliştiğine, mağdure ile sanık arasında husumet bulunduğuna, gerekçeli kararda suç vasfının tartışılmadığına ve suçun unsurlarının oluşmadığının gözetilmediğine, 18.10.2021 tarihli rapora itibar edilmesinin mümkün olmadığına, mağdurenin annesinin beyanlarına itibar edilmediğine, tanık beyanlarının görgüye dayanmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dikkate alınması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dosya kapsamında bulunan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın katılan mağdurenin üvey babası olduğu, katılan mağdurenin üvey babası ve annesi ile aynı evde kaldığı ilköğretim sekizinci sınıfta öğrenim gördüğü 2019 yılı içerisinde sanığın mağdureyi uyandırmak bahanesiyle eliyle mağdurenin bacaklarının iç kesimlerinden başlayıp vücudunun üst kısmına doğru dokunduğu ve bu dokunmaların başlangıçta mağdurenin kıyafetlerinin üzerinden olduğu, mağdurenin şort giydiği zamanlarda ise sanığın mağdurenin teni üzerinden dokunmaya devam ettiği, sanığın bu eylemlerini birden fazla kez gerçekleştirdiği, sanığın daha sonra 2019 yılının son zamanlarında mağdurenin kıyafetlerinin içerisinden elini sokup mağdurenin teni üzerinden göğüslerine dokunarak eliyle göğüslerini avuçladığı, sanığın mağdureye yönelik son eyleminde ise mağdurenin kıyafetlerini aşağıya indirerek iç çamaşırını açıp göğüslerini emdiği, Mahkemece olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.

2. Yapılan incelemede; mağdurenin sanığın söz konusu eylemlerinden ilk başta kimseye söz etmediği ancak daha sonra başından geçenleri tanık ….’ye anlattığı ve tanık ….’nin bir süre sonra mağdurenin halası olan tanık ….’ya olayı anlattığı ve sonrasında mağdurenin babaannesi ve annesinin de olaydan haberdar olduğu, ancak olayın adli makamlara bildirilmediği, mağdurenin 14.10.2021 tarihinde olayı rehberlik öğretmeni olan ….’ya anlatması üzerine olayın ortaya çıktığı ve adli makamlara intikal ettiği tespit olunmuştur.
3. Tanık ….’nin Mahkemece alınan beyanında; özel ders verdiği dönemde mağdurenin psikolojisinin çok iyi olmadığını, bunun sınav stresinden olduğunu düşündüğünü ancak moral motivasyon konuşmaları yaptığı halde bunun mağdurede etkisi olmadığını anladığını ve yakınen tanıdığı mağdurenin psikolojisinin iyi olmamasının altında başka sebeplerin yattığını düşündüğünü, sonrasında mağdurenin kendisine cinsel istismar olayını anlattığını, mağdurenin olayı anlatması üzerine mağdurenin halasına bilgi verdiklerini beyan ettiği, sanık ile herhangi bir husumeti bulunmayan tanık ….’nin beyanları incelendiğinde mağdurenin kendisine anlattığı cinsel istismar olayına ilişkin beyanlarının mağdurenin aşamalardaki anlatımları ile örtüştüğü görülmüştür. Katılan mağdurenin olayı tanık ….’ye anlatması üzerine tanığın durumdan haberdar ettiği mağdurenin halası tanık ….’nın beyanlarından anlaşılacağı üzere olaydan tanık …. tarafından haberdar edilmesi sonrası mağdure ile konuştuğunda mağdurenin cinsel istismar olayını halası olan tanığa da anlattığı, tanık ….’nın aşamalardaki beyanları incelendiğinde mağdurenin kendisine anlattığı cinsel istismar olayına ilişkin beyanlarının mağdurenin aşamalardaki anlatımları ile örtüştüğü görülmüştür.

4. Sanık aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmediğine yönelik beyanda bulunmuştur.

5. Mağdurenin 14.10.2021 tarihli dilekçe içeriği, soruşturma aşamasında alınan beyanları (15.10.2021 tarihli ifade tutanağına yansıyan beyanı ve yine soruşturma aşamasındaki Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM’)de alınan ifadesinin çözümüne ilişkin kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuna yansıyan beyanı) ile kovuşturma aşamasında Mahkemece alınan beyanlarının istikrarlı ve benzer olduğu görülmüştür.

6. Dr. … Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇİM’de görevli adli görüşmeci psikolog tarafından mağdure hakkında düzenlenen Adli Görüşme Raporunda; mağdurenin anlatımlarının son derece tutarlı, samimi ve güvenilir olduğu, bu haliyle cinsel istismara uğradığı kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.

7. Mahkemece olayın gerçekleşme şekline ilişkin kabul ve yukarıda belirtilen hususlar da göz önüne alınarak; mağdureye ait 14.10.2021 tarihli dilekçe, 14.10.2021 tarihli tutanak içeriği, olayın adli makamlara intikal etmesinden önce mağdurenin sanığın kendisine yönelik cinsel istismar suçuna vücut veren eylemlerini ilk başta kendisine yakın gördüğü tanık ….’ye anlatması, tanığın da konuyu önce mağdurenin halası tanık ….’ya anlatması, mağdurenin aşamalardaki anlatımları ile tanıklar …. ve ….’nın mağdurenin kendilerine anlattığı sanığın eylemlerine ilişkin anlatımlarının örtüşmesi, yine tanık ….’nın olayı mağdurenin annesi Seda’ya ve annesi (Katılan mağdurenin babaannesi) ….’ye anlatması ve sonraki süreçte mağdurenin üvey babası ve annesi ile yaşadığı evden ayrılarak öz babası ile yaşamaya başlaması, mağdurenin üvey babası olan sanığın uyandırma bahanesiyle gerçekleştirdiği bu eylemlere karşı sesini çıkaramayıp tepkisini ortaya koyamaması ve doğal olarak sanığın kendisine yönelik bu fiilinden son derece büyük bir rahatsızlık, tiksinti ve üzüntü duyarak bunun bir göstergesi olarak da durumu yakınlarına aksettirmesi, üvey babasının cinsel istismar içeren fiiline maruz kalan mağdurenin bu davranışa bağlı olarak ruhsal anlamda ağır bir travmaya uğraması ve cinsel istismar olaylarında sıklıkla karşılaşıldığı üzere mağdurların yaşadığı olayda kendilerini haksız görme ya da kendi davranışlarını sorgulama sürecinin katılan mağdurede de yaşanması ve nitekim mağdurenin “Sonrasında bir dönem kendimi aşırı kötü hissediyordum bu olay hakkında kimse bana haklı olduğumu ya da haksız olduğumu söylemeyince okulda rehber öğretmenimle paylaşmak istedim çünkü o tesadüfen geldi yani bizim sınıfa ders verdi o şekilde rehberlik dersi verdi gidip konuşmak istedim gelebilirsin dedi, gittim konuştum, anlattım, bu şey olarak sayılıyor dedi hani ben bunu bildirmek zorundayım” şeklindeki anlatımından da anlaşılacağı üzere durumu rehberlik hocasına anlatması, olayın ortaya çıkış şekli, sanığa iftira atmasını gerektirir mahiyet ve derecede aralarında bir husumet veya başkaca bir nedeni bulunmayan mağdurenin aşamalarda değişmeyen, istikrarlı, detay içeren ve oluşa uygun beyanları, adli görüşme ve değerlendirme raporu birlikte değerlendirildiğinde; sanığın savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmekle, itibar edilmemiş, sanığın husumet olarak ileri sürdüğü hususların kendisini suçtan kurtarmaya yönelik iddialar olduğu değerlendirilmiş tüm bunlara göre olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ifadeleri ile olay örgüsündeki tutarlılık göz önüne alınarak Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görülmüştür.

8. Her ne kadar olayın intikali geç olmuş ise de, Yerleşik Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, tanıdık kişiler (Yakın akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b.) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve cinsel saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri, olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri sebebiyle intikalin geç olmasının mağdurenin aleyhine yorumlanmaması gerektiği kanaatine varılmıştır.

9. Mahkemenin olayın gerçekleşme şekline ilişkin kabulünde yer verilen sanığın mağdurenin göğüslerini açarak emmesi şeklindeki son eyleminin mağdurenin Mahkemede alınan beyanı da dikkate alındığında ani ve kesintili şekilde gerçekleşmediği cihetle eylemin sarkıntılık düzeyini aştığı ve 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında kaldığı, daha önceki süreçte gerçekleşen mağdurenin bacaklarının iç kesimlerinden başlayıp vücudunun üst kısmına doğru dokunması, yine mağdurenin kıyafetlerinin içerisinden elini sokup teni üzerinden göğüslerine dokunarak eliyle göğüslerini avuçlaması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin ise sarkıntılık düzeyinde kaldığı, bu itibarla sanığın zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmıştır.

10. Sonuç olarak sanığın mağdureye karşı işlediği sabit görülen cinsel istismar suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince aynı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer sanığın kastına dayanan kusurunun ağırlığı, meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Suçun üvey baba tarafından işlenmesi nedeniyle verilen cezanın aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yarı oranında artırılmıştır. Sanık bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı suçu değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla işlediğinden aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen ceza, eylem sayısı da dikkate alınarak takdiren dörtte bir oranında artırılmıştır. Şartları oluşmadığından sanık hakkında aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bentlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Sanığın suç nedeniyle herhangi bir pişmanlık duymaması, suçunu inkarı göz önüne alındığında sanık hakkında takdiren aynı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince cezasından indirim yapılmasına yer olmadığına karar verildiği belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmış, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında mağdureye yönelik cinsel istismar suçundan mahkumiyet kararı verilmesinden ve sanığın hükümle birlikte tutuklanmasından sonra istinaf aşamasında mağdurenin şikayetinden vazgeçip olayı savcılıkta ve mahkemede farklı anlattığını ve sanığın cinsel istismar suçunu işlemediğini belirten dilekçe sunduğu anlaşılmış ise de; önceki tüm aşamalardaki ifadelerinin birbirleriyle uyumlu olduğu, olayı önce özel ders öğretmenine ve halasına anlatıp bilahare okul rehberlik birimi tarafından adli makamlara intikal etmesi, adli görüşmecinin beyan ve raporu ile tüm dosya kapsamındaki delillerin sübuta yeterli olması nazara alındığında Mahkemenin sübut kabulünde bir isabetsizlik görülmediği belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/1868 Esas, 2022/1950 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

31.05.2023 tarihinde karar verildi.