YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2287
KARAR NO : 2023/2133
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi incelemesinde; yokluğunda karar verilip usulüne uygun tebliğe karşın ilk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf yoluna başvurmayan katılan Bakanlık vekilinin, söz konusu kararı aleyhe değiştirmeyen Bölge Adliye Mahkemesi hükmünü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2022 tarihli ve 2021/362 Esas, 2022/532 Karar sayılı kararı ile; sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 nci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Anılan karara karşı sanık müdafiinin istinaf yoluna başvurması ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 25.11.2022 tarihli ve 2022/2214 Esas, 2022/2558 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.02.2023 tarihli ve 9-2023/4136 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılan mağdure çocuğun gözleme tabi tutulmadığına, yargılamadaki ifadesinde soruşturmadaki beyanına atıfta bulunup ayrıntılı beyanda bulunmaktan çekinmesi sebebiyle soru sorma hakkının verilmeyerek eksik inceleme ile karar verildiğine, mağdure hakkında düzenlenen raporlarda herhangi bir istismar belirtisinin bulunmadığının tespit edilmesine karşın masumiyet karinesini ihlal edecek şekilde mahkumiyet kararı verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, katılan mağdurenin halası ile evli olduğu, kayden 30.12.2008 doğumlu olan katılan mağdurenin 12 yaşından küçük olduğu 2020 yılı içinde sanık ile katılan mağdurenin, sanığın ikametinde yalnız kaldıkları bir vakitte sanığın kıyafet üzerinden katılan mağdurenin cinsel bölgelerine okşama şeklinde dokunduğu, devam eden günlerde katılan mağdurenin yardımcı olmak üzere sanığın iş yerine gitmesi ile sanığın, katılan mağdureyi soyunma kabinine sokarak üst kıyafetlerini yukarı kaldırıp alt kıyafetlerini aşağı indirdikten sonra ön cinsel organını dili içine girecek şekilde emdiği ve devamında göğüs bölgesini emdiğini, sonraki bir günde katılan mağdurenin anılan iş yerine gitmesi ile sanığın bu kez iş yerinin kapısını kapatarak katılan mağdureyi sırt üstü vaziyette masaya yatırarak bacaklarını yukarı doğru kaldırıp cinsel organını anal bölgesine sokmak suretiyle cinsel ilişki yaşadığı, katılan mağdurenin acı duyduğunu söylemesine karşın eylemine devam eden sanığın cinsel organını katılan mağdurenin ağzına soktuğu, yine katılan mağdurenin cezaevinde bulunan babasını ziyarete giden sanık ile katılan mağdurunenin dönüşleri sırasında sanığın, idaresindeki aracı duraklatarak aracın arka kısmında bulunan katılan mağdurenin yanına geçip kıyafetlerini çıkararak cinsel organını anal bölgesine sokmak suretiyle cinsel ilişki yaşadığı, 04.06.2021 tarihine kadar olan zaman dilimi boyunca sanığın benzer mahiyetli eylemlerini yaklaşık on beş kez tekrarlandığı ve 04.06.2021 tarihinde de sanık ile katılan mağdurenin evde yalnız bulundukları sırada sanığın “büyümüşsün, göğüslerinde büyümüş maşallah” şeklinde sözler sarf etmesi üzerine katılan mağdurenin adı geçenin yanından ayrılmak istemesine karşın sanığın, katılan mağdureyi yakalayarak kollarını tutarak yatağa yatırıp öpmek için hamle yapmasına karşın katılan mağdurenin bağırması üzerine eylemine son verdiği, katılan mağdurenin maruz kaldığı eylemler hakkında eğitim gördüğü kurum çalışanı tanık Sedef ve arkadaşı tanık Mina’ya bildirmesi ile kolluk kuvvetlerine intikalin gerçekleştiği mahkemesince kabul olunan olayla ilgili yapılan yargılama neticesinde; katılan mağdurenin aşamalarda birbiri ile tutarlı, olayın oluş şekline dair ayrıntılar barındıran ifadeleri, anlama, algılama ve ifade etme becerisinin yüksek olduğu ve samimi, ayrıntılı bir anlatımla verdiği bilgilerin güvenilir olduğu bildirir adli görüşme değerlendirme raporları, herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmayan katılan mağdurenin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, beyanlarına itibar edilebileceğini bildirir Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 10.06.2022 tarihli heyet raporu, sanık savunması, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın eylemi sabit görülmekle mahkumiyetine dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Dosya içeriğine göre, yokluğunda karar verilip 30.09.2022 tarihinde usulüne uygun tebliğe karşın İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı istinaf yoluna başvurmayan katılan Bakanlık vekilinin, söz konusu kararı vekalet ücreti yönünden temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Sanığın, kayden 30.12.2008 doğumlu olan katılan mağdureyi, cezaevinde bulunan babasını ziyaret maksadı ile idaresindeki araç ile götürüp getirmesi aşamasında adı geçen üzerinde koruma, gözetim ve bakım yükümlülüğü bulunması karşısında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan birden fazla nitelikli halin oluşması sebebiyle teşdit uygulamak suretiyle temel cezanın tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin alt sınırdan ceza tayin edilmesine karşın, tespit edilen kanuna aykırılığa münhasır aleyhe bir temyiz istemi bulunmadığından, yine ceza belirlenmesinde uygulamanın 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereği, aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasına göre belirlenecek ceza üzerinden 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının tatbik edilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması sonuç cezaya etkili olmadığından, anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 25.11.2022 tarihli karar başlığında, hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin sicil numaraları, katılan, katılan mağdure vekili, sanığın açık kimliği ile müdafiinin ad ve soyadı, suçun işlendiği yerin gösterilmemesi 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasına (b) bendine aykırılık teşkil etse de; mahallinde eklenmesi olanaklı görülmüştür.
4. Katılan mağdurenin beyanına göre; son eylemin 04.06.2021 tarihinde gerçekleşmesine karşın İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında suç tarihinin “2020” olarak esas alınması, mahallinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası kabul edilmiştir.
V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliname’ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 25.11.2022 tarihli ve 2022/2214 Esas, 2022/2558 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.