Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/2428 E. 2023/4467 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2428
KARAR NO : 2023/4467
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/865 E. 2021/894 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.

Sanığın temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2021 tarihli ve 2020/48 Esas, 2021/1 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve 58 nci maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nin 21.05.2021 tarihli ve 2021/865 Esas, 2021/894 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 05.10.2022 tarihli ve 2021/25252 Esas, 2022/8673 Karar sayılı kararıyla “…Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan sanığa yokluğunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliğ edilmediği anlaşıldığından, anılan kararın usulünce tebliğiyle tebellüğ belgesi eklenip, kararın temyizi halinde bununla ilgili ek tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,…” karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.09.2021 ve 22.02.2023 tarihli, 9-2021/112161 ve 9-2023/22359 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz İstemi
İftira atıldığına, müsnet suçu işlemediğine, aleyhine olan beyanların doğru olmadığına, kamera kayıtlarının incelenmesi gerektiğine, doktor raporunun lehine olduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin Kapsamına Göre
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İddia, savunma, katılan ve tanık anlatımları, raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: katılan mağdurenin anne ve babasının boşanması sonucu velayetinin babası katılan …’da olduğu ancak katılan mağdurenin (…) (…) Kız Meslek Lisesi pansiyonunda yatılı olarak kaldığı, kaldığı pansiyonda görevli nöbetçi öğretmenin mağdurenin telefonunda uygunsuz mesajların bulunduğunu tespit etmesi üzerine yapılan ihbara istinaden Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı, mağdure ile sanığın olay tarihinde sevgili oldukları, olay günü olan 04.12.2019 tarihinde sanığın cinsel birliktelik teklifinde bulunduğu, mağdure her ne kadar önce gitmek istemese de sanığın ısrarı sonucunda kolluk görevlilerine tarif ettiği cami tuvaletine birlikte gittikleri, burada sanık ile vajinal yoldan birlikte olmayı denedikleri ancak vajinal yoldan birlikte olmayınca anal yoldan birlikte oldukları, bu süre zarfında sanığın katılanı fiziksel olarak zorlamaksızın anal yoldan bir kez cinsel ilişkiye girdikleri, ardından toparlanarak katılanın konakladığı pansiyonun giriş saatinin 17:30 olması nedeniyle pansiyona döndüğü, sanık ile mağdure arasında yaşanan bu cinsel birliktelik dışında başkaca bir cinsel birliktelik yaşanmadığı dosya kapsamında sabit görülmüştür.

2. Sanığın üzerine atılı vücuda organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçu yönünden yapılan değerlendirmede; sanık her ne kadar mahkemece alınan savunmasında; suçlamayı kabul etmediğini, katılan mağdurenin kardeşi olan ….’nin okuldan arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını ancak katılan mağdure ile sevgili olmadıklarını, mağdurenin dosya kapsamında tanık olarak ifadesine başvurulan …. ile karı koca gibi olduklarını, sarmaş dolaş olduklarını, ….’nın arkadaşı olması nedeniyle telefonunu kendisinden istediğini, katılana gönderilen mesajları ….’ın göndermiş olabileceğini, …. ile görüşmesini ailesinin istememesi üzerine …. ile aralarında tartışma çıktığını, bu nedenle kendisine iftira atıldığını savunmuş ise de; katılanın sanığa iftira atmasını gerektirir şekilde sanık ile aralarında dosyaya yansımış bir husumetinin bulunmadığı, S.D.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nca 06.12.2019 tarihinde tanzim edilen Adli Tıp Bilirkişi Raporunda anal bölgeye yakın kısımda ve anal mukoza ile cilt sınırında saptanan sıyrıkların yerleri ve niteliklerine göre çocuğun anlatımındaki vücuda anal yoldan organ sokulma ile uyumlu olduğunun bildirildiği, her ne kadar anılan raporda anal yoldan organ sokulmaksızın zorlama ile de meydana gelmesinin mümkün olduğu, bu bulguların vücuda anal yolla organ veya sair cisim sokulmuş olduğunun kesin kanıtı niteliğinde bulunmadığı belirtilmiş ise de, katılan mağdurenin soruşturma aşamasında “…caminin tuvalet kısmında arka taraftan birlikte olduk…” şeklinde, yine S.D.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında alınan 06.12.2019 tarihli anamnezinde “… … prezervatif ya da kayganlaştırıcı başka bişey kullanmadı, tükürük kullandı sadece, canım acıdı…” şeklinde, mahkemece alınan “(sanığın cinsel organını kastederek)…yani benim gördüğüm kadarıyla bir kısmı, çok az kısmı girmemişti” şeklindeki beyanlarının birbiriyle tutarlı olduğu, bunun yanı sıra dosya arasında bulunan “…dimi bir dahaki sefer daha iyisini yaparız…” şeklindeki mesaj içeriği, yine soruşturma aşamasında tanık olarak beyanına başvurulan ….’nin beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirildiği, sanık her ne kadar mahkemece alınan savunmasında katılan mağdure ile ağabey – kardeş gibi olduklarını, sevgili olmadıklarını beyan etmiş ise de, gerek katılan ve tanık anlatımları, gerekse dosyada bulunan mesaj içeriklerinden katılan ile sanığın olay günü sevgili oldukları, sanık her ne kadar savunmasında mesajları kendisine ait telefondan tanık …’un mağdureye attığını ifade etmiş ise de, tanık …’un, sanığın bu yöndeki savunmasını kabul etmediği ve tanık Alper’in araçta giderken sanığın İrem ile mesajlaştığını beyan ettiği, yine sanık her ne kadar olay günü köpeklere et almak için kesimhaneye gittiğini, sonrasında kahveye babasının yanına oradan da eve geldiğini ve başka bir yere çıkmadığını ifade etmiş ise de, dosya arasında bulunan 10.12.2019 tarihli kamera çözümleme tutanağında 04.12.2019 günü saat 14:43:40 da sanık, mağdure ve tanık ….’nin (…) Marketin önünden geçtiklerinin, aynı gün saat 15:58:41 de sanık ve mağdurenin (…) Camii’ne doğru yürüdüklerinin belirtilmiş olması karşısında, katılan mağdurenin soruşturma ve kovuşturma aşamasında itibar edilen anlatımları, S.D.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nca 06.12.2019 tarihinde tanzim edilen Adli Tıp Bilirkişi Raporu, tanık ….’nin soruşturma aşamasında alınan ve olayı doğrulayan beyanları, dosyada mevcut mesaj içerikleri, kamera çözümleme tutanağı ve tüm dosya kapsamı itibariyle, sanığın anal yoldan katılan mağdure ile cinsel ilişkiye girerek üzerine atılı vücuda organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunun sabit olduğu kabul edilmiş ve cezadan kurtulmaya yönelik bulunan savunmalarına itibar edilmemiştir.

3. Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi’nin 22.07.2020 tarihli raporunda katılandan alındığı bildirilen iki adet sürüntü örneğinden katılanın kendisine ait olduğu düşünülen kadın cinsiyetli DNA profili elde edildiği, ikinci bir şahsa ait DNA profili saptanmadığı belirtilmiş ise de, sürüntü örneklerinin ihbar gününe ilişkin olduğu, katılanın beyanında belirttiği üzere beyanının alındığı gün sanık ile cinsel birliktelik yaşanmadığı dikkate alınarak sürüntü örneklerine ilişkin rapor sanık lehine değerlendirilmemiştir.

4. Sanığın yukarıda yer verilen oluş doğrultusunda sabit kabul edilen suç tarihinde on beş yaşını tamamlamamış olan katılan mağdureye karşı vücuda organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçuna ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zararın derecesi, sanığın kasta dayalı kusurunun derecesi dikkate alınarak, takdiren on altı yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine indirim nedeni olarak kabul edilerek, sanığa verilen cezadan aynı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince takdiri indirim yapılmasına karar verildiği belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiş ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
İlk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,

B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nin 21.05.2021 tarihli ve 2021/865 Esas, 2021/894 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.