Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/2566 E. 2023/2410 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2566
KARAR NO : 2023/2410
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR :Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli ve 2019/556 Esas, 2022/465 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli cinsel saldırı suçundan açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl hapis cezası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/1347 Esas, 2022/1747 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.02.2023 tarihli ve 9-2023/16988 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın savunmalarının aksini gösterecek somut bir delil olmadığına, mağdurenin beyanlarının istikrarsız olduğuna, ezberletilmiş beyanlar olduğuna, başvuru tarihinin olaydan 12 yıl sonra olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanığın rahatsızlıkları nedeniyle iddia edilen suçlamayı gerçekleştirmesinin imkansız olduğuna, sanıkla ilgili dosyada bulunan çelişkili raporlar hakkında dosyanın Adli Tıp Kurumu üst Kuruluna gönderilmesi gerektiğine, verilen kararın bozulmasına ve sanığın tahliyesine hükmedilmesi kararına ilişkindir.

B. Sanığın Temyiz İsteği
Verilen karara itiraz etme iradesinden ibarettir.

C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın isnat edilen suçlar bakımından üst hadden cezalandırılması, ağırlaştırıcı tüm hükümlerin uygulanması, lehe hükümlerin ise uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

D. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Üst sınırdan hüküm kurulması ve arttırım hükümlerinin uygulanması gerektiğine, verilen kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mağdure ve ailesi ile sanığın, uzun yıllar komşuluk ilişkisi içerisinde oldukları, aralarında husumetin olmadığı, 2006 yılında sanığın mağdureyi evine götürerek zorla kıyafetlerini çıkardığı ve farklı zamanlarda anal ve vajinal yoldan 10 dan fazla kez cinsel istismarda bulunduğu, her seferinde kendisine para vereceğini söyleyerek 50-100 TL para verdiği, yaşananları kimseye anlatmamasını söylediği, olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki örtüşen istikrarlı ifadeleri ile olay örgüsündeki tutarlılık, mağduru olduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve beyanlarına itibar edilebileceğine ilişkin sağlık kurulu raporu ve adli görüşmeci raporu, mağdurenin istismara maruz kalmış olduğuna dair Adli Tıp Kurumu raporu, ifadelerini doğrulayan şikayetçilerin esasen tanıklık değerindeki anlatımlarındaki tutarlılık ve olayın inanırlık düzeyi,sanığın cinsel iktidarının suç tarihlerinde var olduğuna ilişkin rapor ile yine suç tarihlerinden önce de sanığın yine iki kez cinsel taciz eylemleri ile mahkumiyetine karar verildiğini gösterir adli sicil ve arşiv kayıtları gözetildiğinde, sanığın mağdureye suç tarihlerinde, komşuluk ilişkileri nedeniyle malumatında bulunan zeka geriliğinden faydalanması nedeniyle geçerli bir rızadan söz edilemeyeceğinden rızası hilafına ikametinde birden fazla kez farklı zamanlarda anal ve vajinal yoldan organ sokarak istismar ettiği, mağdureye yönelik eylemlerinin cinsel amaçla mağdurenin bir yere gitmek ve bir yerde kalmak hürriyetini kısıtlaması hasebiyle birden fazla defa hürriyetinden yoksun bırakıldığı hukuki ve vicdani kanaatine varılarak sanığın sübut bulan eylemleri nedeniyle cezalandırılmasına karar verilerek hukuki süreç başlığı altındaki uygulama yapılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
İntikalin olaydan yaklaşık on iki yıl geçtikten sonra olması, intikalin şekli, iddia edilen olayın üzerinden geçen on iki yılın ardından alınan hastane raporu, sanığın inkara dayalı savunması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında hafif derecede zeka geriliği tanısı olan mağdurenin soyut beyanları dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın müsnet suçlardan beraati yerine, yazılı şekilde ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesinin dosya kapsamıyla çeliştiği anlaşılmakla; Tebliğnamedeki mahkumiyet onama görüşüne iştirak olunmamış, sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuş, sanık … müdafiinin temyizleri isabetli görülmekle, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyizleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık … müdafiinin, temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/1347 Esas, 2022/1747 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2023 tarihinde karar verildi.