YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2572
KARAR NO : 2023/2740
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, müstehcenlik
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile düzeltilerek esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin sanık hakkında müstehcenlik suçundan kurulan hüküm yönünden temyiz istemlerinin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2022 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2022 tarihli ve 2022/182 Esas, 2022/389 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi ve 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1896 Esas, 2022/1508 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise sanığın beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerektiğine, cebir ve tehdit ile atılı suçu işlediğinden 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğini, temel ceza ve aynı Kanun’un 43 üncü maddesindeki arttırımın alt sınırdan uzaklaşılarak yapılması gerektiğine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun eylemle sınırlı olmadığına, bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdure beyanlarının doktor raporu ile doğrulanmadığına, mağdure ile annesinin beyanlarının örtüşmediğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, 29.09.2014 doğumlu mağdurenin dedesi olduğu, olay tarihinde 7 yaşında olan mağdurenin annesi ile beraber kendi ikametlerinde kaldığı, sanığın ise mağdurenin evine yaklaşık 500 metre mesafedeki baraka/çadır tarzı yerde kaldığı, sanığın mağdurenin annesi olan …’ın evde olmadığı zamanlarda mağdureyi yaşamış olduğu çadıra götürerek dudaklarından öptüğü, vücudunu yaladığı, elleri ile göğüslerini okşadığı, yine mağdurenin vücuduna menisini akıttığı, eli ile mağdurenin cinsel organına dokunduğu ve cinsel organını dili ile yaladığı, ayrıca çadırda birlikte bulunduğu zamanlarda sanığın mağdureye cinsel içerikli filmler açarak izlettiği, daha sonrasında mağdurenin bu durumu yengesi olan tanık …’ya anlattığı, tanığın da durumu mağdurenin annesine anlattığı, mağdurenin annesinin 21.01.2022 tarihinde Erdek Cumhuriyet Başsavcılığına giderek şikayetçi olduğu şeklinde gerçekleştiği mahkemece sabit kabul edilmiştir.
1.Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Yönünden Yapılan Değerlendirme
a) Sanık savunması, mağdure ve şikayetçi beyanları, doktor raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık her ne kadar üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de mağdurenin olayın başından beri eylemlerin gerçekleşme şekline ve yerine ilişkin detaylı ve istikrarlı anlatımlarda bulunduğu, yine dedesinin cinsel organının şekline ilişkin çizimler yaptığı ve bunların da dosya arasında bulunduğu, dedesinin cinsel organından beyaz bir sıvının üzerine geldiğini beyan ettiği, mağdurenin olay tarihlerinde 7 yaşında olduğu da göz önüne alındığında bu yaşta bir çocuğun sanığın cinsel organından gelen sıvının beyaz olduğunu bilmesinin mümkün olamayacağı, yine sanığın cinsel organının olduğu bölgede kılların olduğunu bilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 19.02.2022 tarihli Sosyal Hizmet Uzmanı Adli Görüşmecinin düzenlemiş olduğu raporda da mağdurenin spontane anlatımlarda bulunduğu ve beyanlarının itibar edilebilir olduğunun belirtildiği, bu nedenlerle sanığın üzerine atılı suçtan kurtulmaya matuf beyanlarına itibar edilmeyerek tam tarihleri tespit edilememekle birlikte sanığın birden fazla kez olmak suretiyle 12 yaşından küçük olan mağdureyi kendi yaşamış olduğu çadıra götürerek dudaklarından öpmek, vücudunu yalamak, elleri ile göğüslerini okşamak, yine mağdurenin vücuduna menisini akıtmak, eli ile mağdurenin cinsel organına dokunmak ve dili ile yalamak suretiyle üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği mahkemece sabit kabul edilmiştir.
b) Mağdurenin alınan ifadesinde sanığın vücudunu yaladığını hatta yaladığı sırada dilini cinsel organına soktuğunu ifade etmiş ise de mağdurenin Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzlem Merkezinin 26/01/2022 tarihli raporunda; vajinal muayenesine göre, hymenin anüler yapıda olduğu, küçüğün halen bakire olduğu, hymen, vajen ve perineal bölgede darp izine rastlanmadığının bildirildiği, ayrıca mağdurenin olayı anlattığı annesinin alınan ifadesinde “Kızım bana her şeyi tek tek anlattı. Kızımı dudaklarından öpmüş, göğsünün üst kısmına beyaz menisini boşaltmış. Yatağın üzerinde çırıl çıplak soyduğunu, cinsel organına eliyle dokunup, sanığın cinsel organını sürttüğünü, kayın pederimin organının bir kalkıp bir düştüğünü tek tek bana anlattı. Bana bunu anlatınca ağlamaya başladım. Çok daha fazlasını soramadım. Ancak kızım bana cinsel organına dokunup, kendi cinsel organını kızımın cinsel organına sürttüğünde kendisinin gıdıklandığını söylemişti.” şeklinde beyanda bulunduğu, mağdurenin annesine de sanığın dilini cinsel organına soktuğuna ilişkin anlatımlarda bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın dilini mağdurenin cinsel organına soktuğu hususunun şüphe aşamasında kaldığı ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca da bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği mahkemece anlaşılmış ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanmamıştır.
c) Sanığa verilen cezada 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca artırım yapılması talep edilmiş ise de, bu maddenin uygulanabilmesi için koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenmesi gerektiği, ancak somut olayda mağdurenin dedesine emanet edilmediği yahut annenin bakım veya gözetim yükümlülüğünü sanığa devretmediği, aksine mağdurenin dedesinin yanına gittiği dönemde ve annesinin evde olmadığı dönemlerde sanığın mağdureyi evden alıp kendi yaşadığı çadıra götürdüğü zaman söz konusu eylemleri gerçekleştirdiği mahkemece anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinin yasal şartları oluşmadığından cezada artırım uygulanmamıştır.
d) Sanığın mağdureye yönelik eylemlerini farklı tarihlerde olmak üzere mağdurenin anlatımlarında bahsettiği üzere 5 kez gerçekleştirdiği sabit kabul edildiğinden sanığa verilecek cezada 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince 2/4 oranında artırım yapılmıştır.
e) Sanığın suçtan sonraki davranışlarında ve yargılama sürecindeki davranışlarında pişman olduğunu gösterir davranışlarda bulunmadığı mahkemece anlaşıldığından, sanık hakkında takdiri indirim hükümleri uygulanmamıştır.
2.Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden Yapılan Değerlendirme
a) Mağdurenin olay tarihinde 7 yaşında olduğu, sanığın mağdureyi yaşamış olduğu ve kilitlenebilir kapısı bulunan baraka/çadıra götürerek söz konusu cinsel eylemleri gerçekleştirdiği, mağdurenin gitmeye rızası olsa bile bu rızasının geçerli olmadığı mahkemece sabit kabul edildiğinden, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
b) Sanığın mağdureye yönelik eylemlerini farklı tarihlerde olmak üzere mağdurenin anlatımlarında bahsettiği üzere 5 kez gerçekleştirdiği sabit kabul edildiğinden sanığa verilecek cezada 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince 2/4 oranında artırım yapılmıştır.
c) Sanığın suçtan sonraki davranışlarında ve yargılama sürecindeki davranışlarında pişman olduğunu gösterir davranışlarda bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında takdiri indirim hükümleri uygulanmamıştır.
d) İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında sanığın cebir, tehdit veya hile kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasını talep etmiş ise de, mağdurenin Erdek Cumhuriyet Başsavcılığı’nda adli görüşme odası vasıtasıyla alınan beyanları ve Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı çocuk izlem merkezinde alınan beyanlarında dedesi olan sanığın kendisine cinsel eylemleri gerçekleştirdikten sonra başkalarına anlatmaması için terlik, küpe alacağını söylediğini, yine başkasına anlatması durumunda kendisini döveceklerini söylediğini, mağdurenin beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın mağdureyi cinsel eylemleri gerçekleştirdiği yere götürmek için herhangi bir tehdit veya hilenin kullanılmadığı, aksine eylemleri gerçekleştirdikten sonra başkalarına anlatmaması için söz konusu “sana toka, tablet, terlik, küpe alacağım, altın yapacağım, kimseye söyleme çadıra gel, kimseye söylersen seni asarlar, döverler” şeklindeki cümleleri söylediği anlaşıldığından, sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanmamıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka ayrılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
2. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa, mahkemenin kabul, gerekçe ve uygulamasına göre sair istinaf başvurusunun esastan reddine, ancak sanık ile mağdure arasında dede-torun akrabalığının olduğu, cinsel istismar eylemleri dedenin çadırında gerçekleştiği, dede olan sanığın cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği süre dışında torunu mağdureyi çadırda alıkoyduğuna dair delil bulunmadığı, cinsel istismar boyunca alıkoymak fiilinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluşmadığı belirtilip, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı beraat kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılarak istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği gibi beraat hükmünün de dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1896 Esas, 2022/1508 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.