YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2585
KARAR NO : 2023/3786
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/402 E., 2022/594 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine sanık hakkında, mağdureye karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/402 Esas, 2022/594 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan davada, 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi; dosya içerisinde mevcut raporlar, mağdur çocuk ile kardeş olan tanık çocuğun beyanları, hal ve tavırları dikkate alındığında söz konusu beyanların maddi gerçeğe ulaşmada elverişli olduğu ve hükme esas alınabilecek nitelik taşıdığı, bu haliyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; mağdure ve tanıkların yer ve zaman belirtmek suretiyle şüpheye yer vermeyecek şekilde olayların nasıl gerçekleştiğini anlattıklarını, dosyada mevcut ATK ve SİR raporları ile tüm dosya bir bütün halinde değerlendirildiğinde usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
3. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; Yargıtay bozma ilamı sonrasında, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesinin ardından gerekirse tarafların yeniden hazır edilmek ve tüm deliller teker teker okunup, beyanların zapta geçirildikten sonra hangi beyanlara ne sebeple itibar edildiği ve hangi beyanlara ne sebeple itibar edilmediğinin teker teker açıklandıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesinin gerektiği, bu haliyle eksik inceleme sonucu verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince, “Sanığın tüm aşamalarda mağdura karşı iddia edilen eylemleri gerçekleştirmediğini savunduğu, mağdurun yargılama aşamalarındaki ifadelerinin ” ilk 8 yaşında başladı” “daha sonra “ilk 10 yaşında başladı” “ön bölgeden de cinsel organını soktu ancak tam sokamadı”, “ön bölgeden de cinsel oranını soktu hamile kalırsan babamın boxerını giydim dersin dedi”, “en son 2017 şubat ayında eylemlerini sonlandırdı”, “en son 2016 yılında eylemlerine son verdi”, “14 yaşında eylemleri bitti”, “12 yaşında eylemleri bitti” şeklinde birbirleriyle çelişen beyanlarda bulunduğu, sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylem varsa da bu çelişkili beyanlarla sanık lehine şüphe oluşturduğu, mağdurun alınan bilirkişi raporuyla yaşadıklarının hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek akli erginliği sahip olduğu, ön ve arka özel bölgesinin nereleri olduğunu ve babasının kendisine ön bölgesinden cinsel organını sokması halinde oluşabilecekleri, bu şekilde gerçekleşmeyen bir eylem sonucunda da hamile kalıp kalmayacağını bilebilecek durumda olduğu, adli tıp kurumundan alınan raporda, hymen muayenesinde; hymen anüler, derin yerleşimli, yüksek ve ince kenarlı olduğu, serbest kenarlarında eski ya da yeni travmatik bulgu izlenmediği, fevhasının yaklaşık 2-2.5 cm olup ereksiyon halindeki penis ya da benzer cesametteki cismin yırtılmaksızın duhülüne müsait olmadığı” tespit edildiği gibi, “kişinin fiili livata eylemine maruz kalıp kalmadığının tıbben tespit edilemediği” rapor edilmiş olmakla, alınan adli tıp raporu doğrultusunda vajinal yolla ilişkiye girmediğinin eski veya yeni bir yırtık bulunmadığı gibi bu bölgede eski ve yeni travmatik bir bulguya da rastlanmadığı anlaşılmakla, mağdurun ön bölgeden de cinsel ilişkiye girdi/ girmeye çalıştı şeklinde çelişkili iki anlatımının dahi bu rapor sonucunda doğrulanamadığı gibi, başından beri 10’dan fazla kez, sanığın kendisine arka bölgesinden cinsel organının soktuğu yönündeki iddiasının da “fiili livata eylemine maruz kalıp kalmadığının da tespitinin
yapılamadığı” şeklideki rapor anlatımı üzerine kesin olarak ispat edilemediği, bu eylemin gerçekleştiğine ilişkin dosyada başkaca bir delil de elde edilmediği, yargılama aşamasında pedagog eşliğinde alınan “sosyal inceleme raporunda” “yapılan görüşmede mağdurun bahsekonu olayla ilgili olarak aktarımlarını, normalize ederek aktardığı, duygu durumunun aktarılan yaşantı ile uyumlu olmadığı…” şeklinde rapor düzenlendiği, duygu durumunun yaşadığı olayla uyumlu olmadığı yönündeki bu bulgunun mağdurun anlattığı eylemlerin doğruluğunu sorgulatır nitelikte olduğu, müştekinin anlatımının görgüye dayanmadığı, tanığın ise görmediği ancak yaşadığı bazı olayları iddiaya konu eylemlerin gerçekleştiği kanısı ile yorum yoluyla beyanda bulunduğu, bu beyanlarının da yukarıda bahsettiğimiz üzere çelişkili olduğu ve tek başına hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, failin bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; somut olay değerlendirildiğinde; sanık … *** hakkında katılana yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği anlaşıldığından CMK 223/2-e maddesi gereğince Sanığın müsnet suçtan beraatine” şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Mahkemenin kararında kabul ve takdir kılınmış beraat hükmü usul ve kanuna uygun bulunduğundan, katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz talepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/402 Esas, 2022/594 Karar sayılı kararı yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, üye …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dosya içerisindeki raporlar, sosyal inceleme raporu ve mağdurun beyanlarının ana hatlarıyla tanık beyanları ile doğrulanması, mağdurun beyanlarındaki çelişkilerin, mağdurun olay tarihi itibarıyla yaşı, olayın oluş şekli, tarafların baba kız olması dikkate alındığında normal kabul edilmesi gerektiği, mağdur raporlarının olaydan uzun süre sonra alınması, mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirecek aralarında husumet bulunmaması, bozma öncesi yapılan yargılamada tarafların mahkemece dinlenip, delillerin değerlendirilerek sanık hakkında mahkumiyet kararı verilip, bozma sonrası farklı heyet tarafından hiçbir delil toplanmadan ve tarafların ayrıntılı beyanları ile tanık ifadeleri alınmadan dosyadaki delillere dayanılarak beraat kararı verilmesi nedeniyle heyetin onama kararına katılmıyorum.