YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/26
KARAR NO : 2023/1351
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, istinaf talebinin reddi (… yönünden)
Katılma talebinde bulunan dernek vekilinin istinaf talebinin reddine dair verilen kararın 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca itiraz kanun yoluna tâbi olup esasen mahallinde itiraz merciince incelendiği belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim edilen 01.11.2021 tarihli, 2021/44709 Esas sayılı iddianame ve 16.11.2021 tarihli, 2021/47383 Esas sayılı iddianame ile; sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2022 tarihli ve 2021/457 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan yargılama neticesinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Anılan karara karşı sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiileri, katılan Bakanlık vekili ile katılma talebinde bulunan dernek vekilinin istinaf yoluna başvurması ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2022/1783 Esas, 2022/1697 Karar sayılı kararı ile; katılma talebinde bulunan derneğin suçtan zarar gören sıfatı olmadığından istinaf talebinin reddi ile sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf talebinin reddine dair yapılan itiraz yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 24.10.2022 tarihli ve 2022/132 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine, 5271 sayılı Kanun’un 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin olarak karar verilmiştir.
4. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.12.2022 tarihli ve 9-2022/148342 sayılı, kısmî temyiz ret, kısmî onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Mahkemenin olayın meydana geliş şekline dair kabulünün hatalı olduğu, sanık üzerine atılı eylemin cinsel ilişki boyutuna varmadığından basit cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, katılan mağdurenin beyanlarının istikrarlı ve tutarlı olmadığı, tanıkların, katılan mağdurenin iddialarını doğrulamadığı, olayın ilk intikalinde sanığın isminin bildirilmemesi, katılan mağdurenin sanığın eylem sırasında fermuarını açtığını beyan etmesine karşın olay gününe ait kamera görüntülerinde sanığın üzerinde eşofman olduğunun görüldüğü, HTS kayıtlarındaki baz bilgilerinden hareketle sanığın olay yerinde olmadığının sabit olduğu, eczaneden alınan kamera kayıtlarındaki görüntülerin sanık aleyhine yorumlanamayacağı, tanık beyanlarının değerlendirilmesinde hukuki hataya düşüldüğüne, olay yerinde keşif yapılması, sanığın olay günü kahvehanede olduğuna dair tanıkları ile tanık …’in dinlenmesi yönündeki taleplerinin haksız olarak reddedildiğine, “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin sanık lehine değerlendirilmediği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığı, eylemin planlı işlenmediği apaçık ortada olmasında karşın mahkemece eksik inceleme ile hatalı değerlendirme yapıldığına, mahkeme kararının yeterli ve kanuni gerekçeyi içermediğine, teşdiden ceza verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafilerinin Temyiz İstemleri
İç beden muayenesine dair adli raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeyerek bu yöndeki taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiğine, ertesi gün hapı kullanıldığının tıbbi bulgularla desteklenmediğine, olay saatinde katılan mağdurenin telefonun GPRS ile sürekli internet bağlantısında olması sebebiyle telefonunu kullanabildiğine, katılan mağdurenin yaşının küçük olduğunun bilinmemesinden ötürü hata hükümlerinin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğine, HTS kayıtlarında yer alan baz bilgileri ve arama kayıtlarının hatalı değerlendirildiğine, katılan mağdurenin iddialarının tanık anlatımları ile desteklenmemesine karşın bu beyanların gerekçeye esas alınmasının hatalı olduğuna, katılan mağdurenin beyanlarının tutarsız ve çekişkili olmasına karşın itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiği, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığı, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
D. Katılma Talebinde Bulunan Dernek Vekilinin Temyiz İstemi
Katılma talebinin reddinin hukuka aykırı olduğuna, katılan mağdurenin beyanlarının tutarlı ve çekişkisiz olmasına karşın suça sürüklenen çocuk ve sanığın cezasında indirim yapılması ve birlikte planlı şekilde hareket ettiği sabit olmasına karşın nitelikli halden cezanın artırılmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Aynı spor kulübünde oynamakta olan sanık ile suça sürüklenen çocuk arasında uzun zamandır tanışıklık bulunduğu, suç tarihi olan 05.09.2021 günü anılan kulübün futbol maçını izlemeye arkadaşı tanık … ile giden katılan mağdurenin, tanığın arkadaşı olan suça sürüklenen çocuk ile tanıştığı ve maç sonrasında aynı mevkide bulunan ikametlerine doğru birlikte yürüdükleri, aynı günün ilerleyen saatlerinde suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureye hitaben “Akşam sahile gidelim, iki bira alır mısın gelirken, yanımda hocam da var onu da çok seversin” şeklindeki teklifi üzerine katılan mağdurenin kabulü ile saat 21.00 sıralarında Kilyos sahili mevkiinde buluşarak ağaçlık bir alanda hep birlikte oturup alkol tükettikleri, bir süre sonra suça sürüklenen çocuğun tuvalet ihtiyacını gidermek için plajın üst kısmında bulunan metruk haldeki Turban tesisi olarak bilinen binaya gideceğini söyleyerek kendisi ile gelmesi için katılan mağdureye ısrar etmesi üzerine katılan mağdurenin de suça sürüklenen çocukla birlikte metruk binaya gittiği, anılan yerde iken suça sürüklenen çocuğun, katılan mağdure ile sırasıyla vajinal ve anal yoldan cinsel ilişki yaşadığı, akabinde katılan mağdureye “… çok …, onunla ilişkiye girersen sana da bana da çorba parası çıkar, çok para verir bize” şeklinde sözler sarf edip ağaçlık mevkide oturmakta olan sanığın yanına gidip konuştuktan sonra katılan mağdurenin yanına gelip adı geçenin kolundan tutarak sanığın yanına götürdüğü ve sanığın da cinsel organını kıyafetinden çıkararak katılan mağdureye yalatarak ağzına soktuğu, devamında sanık ve suça sürüklenen çocuğun eczaneden ertesi gün hapı almak üzere katılan mağdureden de para alarak anılan mahalden ayrıldıkları ve sanığın idaresinde bulunan araçla saat 21.51 sıralarında ****** Eczanesi isimli işletmeye giderek sanığın araçta beklediği sırada suça sürüklenen çocuğun eczaneye girerek ilaçla ilgili fiyat bilgisi aldıktan sonra aracın yanına gidip sanıktan para aldıktan sonra ilacı satın aldığı ve akabinde katılan mağdureye saat 21.54 sıralarında “Nerdesin?” şeklinde mesaj atması ile katılan mağdurenin “Parktayım siz neredesiniz?” şeklindeki karşılık vermesi üzerine idarelerindeki araçla katılan mağdurenin bulunduğu mahalle giderek ilacı katılan mağdureye içirmeleri sonrasında yanından ayrıldıkları olayla ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde; mesaj kayıtları, baz istasyonlarından alınan sinyal bilgileri, kamera kayıtları, sanık ve suça sürüklenen çocuğun çelişkili savunmaları, iç beden muayenesine dair rapor, tanık anlatımları, katılan mağdurenin istikrarlı anlatımları, husumet halinin bulunmayışı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemleri sabit görülmekle mahkumiyetlerine dair hüküm kurulmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılma Talebinde Bulunan Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneğinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılma talebinde bulunan dernek vekilinin, sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusu, suçtan doğrudan zarar görmediği gerekçesiyle sıfat yokluğundan reddedilmekle, 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca itiraz kanun yoluna tâbi olan karara yapılan itirazı inceleyen mercince vaki itirazın reddine kesin olarak karar verilmesi karşısında, katılma talebinden bulunan dernek vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiileri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiilerinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin, kayden 20.04.2007 doğumlu olan katılan mağdurenin yaşının küçük olduğunun bilinmediğini belirtmesi karşısında suç vasfına etkisi bakımından öncelikle katılan mağdurenin MERNİS doğum tutanağı getirtilip resmî bir kurumda doğup doğmadığı araştırılarak, doğmadığının anlaşılması halinde yaş tespitine esas olmak üzere kemik grafilerinin çektirilerek tam teşekküllü bir hastaneden içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulu raporu aldırılıp, duraksama halinde Adli Tıp Kurumundan da görüş sorularak suç tarihindeki yaşının bilimsel olarak tespit edilmesi ile sanık ve suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayini, resmî bir kurumda doğduğunun anlaşılması halinde ise; olayda 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis suretiyle 5271 sayılı Kanun’ın 230 uncu maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddi hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “05.09.2021” yerine, şikayet tarihi olan “30.09.2021” olarak yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Bozma sebebine uygun olarak Tebliğname’de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
a. 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık vekili için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
b. Temyiz dilekçesinde temyize konu sebeplerin belitilmesi sebebiyle Tebliğname’de ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Katılma Talebinde Bulunan Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneğinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılma talebinde bulunan dernek vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2022/1783 Esas, 2022/1697 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.