YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3154
KARAR NO : 2023/3762
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2022 tarihli ve 2021/369 Esas, 2022/107 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin,13.12.2022 tarihli ve 2022/2652 Esas, 2022/1720 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, mağdure beyanlarının kendi içerisinde tutarsız olup çelişkiler içerdiğine, mağdurenin anlatımlarında suç vasfı ile eylemin sübutuna ilişkin çelişkiye düştüğüne, çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğuna, katılan mağdurenin babasıyla müvekkili arasında mağdurenin şikayetinden önce kavga olduğuna, müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğine, mağdurenin ilk basit beden muayenesinde cinsel istismara ilişkin hiç bir bulgu bulunmadığına ve mağdure beyanıyla çeliştiğine, Mahkemece bu hususun tartışılmadığına, somut olayın ne zaman meydana geldiğine dair netlik bulunmadığına, olayın görgü tanığı olmayıp tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğine, kararın bozulması talebine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; kararın hukuka uygun olmadığına, sanık aleyhine temyize başvurduklarına, sanığın atılı suçun üst haddinden cezalandırılması gerektiğine, kurum lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ve kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan mağdurenin babasının yanında kaldığı, sanığın katılan mağdureyle aynı mahallede oturduğu, evinin aynı sokakta katılan mağdurenin evinin çaprazında olduğu, mağdurenin çeşitli zamanlarda komşusu olan sanığın evine gittiği, yine sanığın da mağdurenin evine geldiği, ilk olarak sanığın mağdurenin evinde mağdurenin vücuduna dokunmak suretiyle mağdureye yönelik cinsel eylemde bulunduğu, bundan sonraki sanığın mağdureye yönelik cinsel eylemlerinin sanığın evinde gerçekleştiği ve sanığın bu eylemlerini değişik zamanlarda mağdurenin arka özel bölgesine ve ağzına organ sokmak suretiyle gerçekleştirmesi şeklinde kabul edilen eylemleri karşısında sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
2. Sanığın kollukta alınan ilk ifadesinde mağdure ve mağdurenin babası olan katılan … ile aralarında herhangi bir husumet olmadığı, mağdurenin evine son üç yıldır yalnız gidip geldiği, mağdurenin kendisine yönelik neden böyle bir isnatta bulunduğunu bilmediği şeklindeki beyanı, Sulh Ceza Hakimliği ve Mahkemede alınan savunmalarında ise mağdurenin evine tek başına gidip gelmediğini beyan ederek savunmaları arasında çelişkiler oluşturduğu, yine kollukta ve Sulh Ceza Hakimliğinde alınan savunmalarında mağdurenin babasının mağdureye yönelik herhangi bir eyleminden bahsetmemesine rağmen cezaevinden vermiş olduğu 27.08.2021 tarihli dilekçesinde ve Mahkemede alınan savunmasında mağdurenin babasının cinsel organını mağdurenin ağzına soktuğunu perdelerinin yarı açık olması sebebiyle gördüğünü, mağdurenin babasının mağdureye cinsel istismarda bulunduğunu beyan ederek suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarda bulunduğu, daha önce alınan ifadelerinde aralarında husumet bulunmadığını beyan etmişse de cezaevinden vermiş olduğu 27.08.2021 tarihli dilekçesinde ve Mahkemede alınan savunmasında mağdurenin şikayette bulunduğu 27.07.2021 tarihinden iki gün önce mağdurenin evinde mağdurenin babasıyla tartıştığını, aralarında yumruklaşma olduğu şeklindeki iddiayı tutuklandıktan sonra dile getirmesinin kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatini oluşturduğu, mağdurenin çocuk izlem merkezinde alınan beyanında sanığın evinin önüne balkon bir yer yaptığı, buranın etrafının kapalı olduğu, dışarıdan içerisinin görünmediği, sanığın son eylemini burada cinsel organını ağzına sokmak suretiyle gerçekleştirdiğini beyan ettiği, Mahkemece sanığın savunmasının alındığı 02.11.2021 tarihli duruşma sırasında sanığa sorulduğunda evinin önünde balkon olmadığı sadece avlusunun olduğunu beyan ettiği, 28.01.2021 tarihinde yapılan keşifte evin önünde yalnızca fayans taşlarının olduğunun görülmesi üzerine sanığın oğlunun, sanığın yan komşusu olan ….’nin ve karşı komşusu olan ….’nin tanık olarak dinlendiği, tanıkların beyanlarında yaklaşık bir iki ay kadar önce sanığın evinin önünde dört adet demir ve üzerinde çatı olan bir yer olduğu, sanığın yaz başlayana kadar ve yağmur yağdığı zaman buranın etrafını naylonla çevirdiği, naylonla çevrildiği zaman dışarıdan bakıldığında içerinin görünmediği, bir iki ay kadar önce sanık cezaevine girdikten sonra burayı yıktıklarını beyan ettikleri, keşfin Ocak ayında yapıldığı gözetildiğinde bu yerin Kasım ayının sonu Aralık ayının başı gibi yıkıldığının tanık beyanlarından anlaşıldığı, yani Mahkemece sanığın savunmasının alındığı 02.11.2021 tarihli duruşmadan sonra bu yerin yıkıldığı, yaklaşık on – on beş yıldır bulunan bir yerin sanığın savunmasının alınmasından ve evinin önünde balkon gibi bir yer bulunup bulunmadığının sorulmasından sonra yıkılmasının sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatini oluşturduğu, iddia konusu olayın gerçekleştiği tarihlerde böyle bir yerin bulunmasının ve etrafı çevrili olduğu zamanlarda dışarıdan bakıldığında içerinin gözükmemesinin mağdurenin beyanlarını da doğruladığı, mağdurenin ilk olarak sanığın kendisine yönelik eylemlerini anlattığı halası …. ile çocuk gelişimci …. ve sosyolog …’nin tanık olarak dinlendikleri ve ayrıntılı beyanda bulundukları, mağdurenin iddia konusu olayın gerçekleşme şeklini tanıklara anlatımıyla mağdurenin yargılama aşamasındaki anlatımının birbiriyle örtüştüğü ve bunun tanıkların beyanlarıyla anlaşıldığı, tanıklar …. ve ….’nin mağdurenin evine de ziyaret gerçekleştirdikleri, yaptıkları sosyal inceleme sonucu mağdurenin babasını sanığa karşı uyardıkları, mağdureyi sanığa göndermemesi ve sanığa güvenmemesi gerektiğini söylediklerini beyan ettikleri, bu suretle tanıkların sanığa yönelik gözlemlerinin mağdurenin beyanını da doğruladığı, mağdurenin çocuk izlem merkezinde alınan en son cinsel eylemin kurban bayramından bir hafta önce gerçekleştiğine ilişkin beyanının devamında “Tarihi belki yanlış hatırlıyor olabilirim, bayramdan daha önce de olabilir” dediği, tanık ….’nin de mağdurenin zaman kavramlarında sorunu olduğunu beyan ettiği gözetilerek mağdurenin beyanları arasında çelişki olduğundan bahsedilemeyeceği, yine katılan mağdurenin Mahkemede ayrıntılı beyanda bulunmadığı, iddia konusu olayı anlatmak istemediği, çok olay yaşadığı, ilaç kullandığı için ilaçlar sayesinde hatırlamadığı, sanığın kendisine yönelik cinsel eylemlerde bulunduğunu beyan ettiği, mağdurenin Mahkemede ayrıntılı beyanda bulunmamasının mağdurenin çelişkili beyanlarda bulunduğunu göstermeyeceği, cinsel istismara maruz kalmış birinin bunu sürekli anlatarak hatırlamak istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olmadığı, mağdurenin iddia konusu olayı halasına, devamında çocuk gelişimci …. ve sosyolog ….’ye, olay adli mercilere intikal ettiğinde polislere ve çocuk izlem merkezinde psikoloğa anlattığı, defalarca ifade verdiği gözetildiğinde bir kez daha Mahkemede anlatmak istememesinin normal olduğu, mağdurenin beyanlarında sanığın organ sokma eylemini arka özel bölgesine yönelik gerçekleştirdiği ve sanığın cinsel organını ağzına soktuğunu, ön özel bölgesine yönelik bir organ sokma eylemi olmadığını beyan ettiği ve alınan 28.07.2021 tarihli doktor raporunun mağdurenin beyanlarını doğrulamadığından da söz edilemeyeceği ve tüm dosya kapsamı gözetilerek sanığın aşamalarda değişen, kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek ve aralarında sanığa iftira atmasını gerektirir bir husumet bulunmayan mağdurenin beyanları ile iddianameye itibar edilip hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılıp, 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş,kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma hakkı bulunduğu, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğundan, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 13.12.2022 tarihli ve 2022/2652 Esas, 2022/1720 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden
5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2023 tarihinde karar verildi.