Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/3348 E. 2023/3569 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3348
KARAR NO : 2023/3569
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

Sanık müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen on beş günlük kanunî temyiz süresinden sonra temyiz edildiği, iş bu dilekçede duruşma talebinde bulunulduğu belirlenerek duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminde, sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2022 tarihli ve 2022/12681 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fırkasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/110 Esas, 2022/274 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/2090 Esas, 2022/2335 Karar sayılı kararı ile katılan Bakanlık lehine vekalet ücretinin hükme eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair karar verilmiştir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2023 tarihli Tebliğnamesinde sanık müdafiinin temyiz isteminin süre yönünden “Reddi” ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden hükmün “Onanması” görüşü bildirilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Ceza tayininde ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında alt sınırdan uzaklaşılması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Mahkemece, mağdurenin babası olan sanığın 2019 yılı kış aylarında okulların açık olduğu bir zaman diliminde akşam saatlerinde sanığın alkol aldıktan sonra sarhoş olduğu, mağdureyi kolundan tutarak tuvalete götürdüğü, kapıyı kilitlediği, burada mağdureye cinsel organını gösterdiği, bu tarihten 19.03.2022 tarihine kadar olan süre içerisinde sanığın mağdureye beş-altı kez istismarda bulunduğu, sanığın gece geç saatlerde alkol aldıktan sonra mağdurun odasına girdiği, mağdurenin üzerindeki kıyafetleri çıkarttıktan sonra özel bölgelerine, göğüslerine ve bacaklarına dokunduğu, son olarak 19.03.2022 günü akşam saatlerinde sanığın mağdurenin odasına girdiği, mağdurenin üzerinde bulunan tişörtü ve sütyenini çıkarttıktan sonra göğüslerini okşayarak istismarda bulunduğu iddia edilen olayda,
Sanığın kızı olan mağdureye karşı farklı tarihlerde birden fazla kez sarkıntılığı aşan boyutta cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin hazırlık aşamasında çocuk izlem merkezinde alınan ifadesinde detaylı şekilde anlatımda bulunması, mağdurun kovuşturma beyanında hazırlık aşamasında vermiş olduğu ifadesinden dönerek annesinin babasından boşanması için iftira attığını beyan etmesi karşısında; mağdurun annesi olan müştekinin birinci celse alınan beyanında da belirttiği üzere mağdurun daha önceden annesi ile babasından boşanması konusunu konuşmadığı, yine mağdurun annesinin boşanması amacıyla böyle bir iddiada bulunduğunu beyan etmesi karşısında olayı öncelikle annesine anlatması beklenirken mağdurun istismar olayını önce arkadaşlarına ve rehber öğretmenine anlatması, ilk olay tarihinde on iki yaşından küçük olan mağdurenin sanığa suç isnadında bulunmasını gerektirecek derecede bir durumun olmadığı, mağdur annesi ile babasının sürekli kavga edeceklerine boşanmalarını istediği için bu olayı uydurduğunu beyan etse de sanık ve mağdure ile birlikte aynı evde yaşayan sanığın annesinin birinci celsede oğlu ile gelini arasında büyük kavgaların yaşandığını görmediğine ilişkin beyanı, yine mağdure, babasının boşanmak istediğini ancak annesinin kabul etmediğini beyan etmiş ise de sanığın annesinin birinci celsede iki-üç sene önce boşanma konusunda konuştuklarını ancak daha sonrasında boşanma konusunu duymadığına ilişkin beyanı, olayın ortaya çıkış şekli, mağdurenin kovuşturma beyanında çelişkilerin bulunması, müştekinin birinci celse alınan beyanında mağdurenin iddiasını okuldan öğrendikten sonra mağdure ile konuştuğunda mağdurenin kendisiyle ağlayarak konuştuğunu ve kendisine neden inanmadığını sorduğunu beyan etmesi, yine müştekinin beyanında sosyal hizmetlerde kızıyla konuşurken oradaki kişilerin de kendisine siz neden kızınıza inanmıyorsunuz şeklinde konuştuklarını beyan etmesi, mağdurenin arkadaşları olan tanık ….’nin ifadesinde mağdurenin kendisine babasının istismarda bulunduğunu anlattığını, mağdurenin aile ile ilgili konu açıldığında gözlerinin dolduğunu beyan etmesi, Bakırköy 3. Aile Mahkemesinin 2022/234 esas sayılı dosya içeriği, özellikle boşanma protokolünde mağdurenin sanıkla şahsi ilişki kurmamasının yer alması, dosya içerisinde yer alan ve mağdure ile arkadaşı tanık ….’nin ve mağdur ile babası arasında yapılan mesaj içerikleri, mağdurun okuduğu lisede rehber öğretmeni olarak görev yapan tanık …. tarafından tanzim edilen tutanak içeriği, tanık ….’nın duruşmada tanık olarak alınan ifadesinde özetle, mağdurenin arkadaşları tarafından mağdurenin attığı istismara dair mesajların kendisine gösterildiğini, bunun üzerine mağdureyi çağırdığını ve görüşme sağladığını, mağdurenin kendisine babasının alkollü olduğu dönemlerde kendisine istismarda bulunduğunu, hatta son zamanlarda odasının kapısını kilitleyerek yattığını anlattığını, mağdurenin çok ağladığını ve çaresiz gözüktüğünü beyan etmesi, ilk adli görüşme ve değerlendirme raporuna göre; mağdurenin ön görüşme ve adli görüşme esnasında ifadesinin tutarlı olduğu, yapılandırılmamış ürün olduğu, yeterli miktarda detaya yer verdiği, anlama, kavrama ve ifade etme yeteneklerinin yaşı ve gelişim düzeyinin normal sınırlarda olduğu, mağdurenin anlattıklarına itibar edilebileceği kanaatinin oluştuğunun belirtilmesi karşısında mağdurenin sonraki ifadeleri ile sanığın suçtan ve cezadan kurtulmak amaçlı savunmalarının hükme esas alınmadığı, mağdurenin sanığa iftira attığına dair beyanının yukarıda yapılan açıklamalar ışığında aile içinde gerçekleşen olay olması nedeni ile yönlendirilmiş beyan olduğunun değerlendirildiği, mağdurenin Mahkemedeki “…Ailemizin nasıl dağıldığını gördüm. Bu yüzden ifademden vazgeçtim. Eve geldiğimde herkes yıkılmış durumdaydı…” şeklindeki beyanının da bu durumu güçlendirdiği, tanık beyanları, olayın ortaya çıkış şekli, mağdure ve müşteki beyanları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın tam tarihi tespit edilememekle birlikte ilk olarak 2019 yılı içerisinde kış aylarında alkollü olarak eve geldiği, o dönem on iki yaşından küçük olan öz kızı olan mağdureyi tuvalete götürerek cinsel organını mağdureye gösterdiği, devamında farklı tarihlerde mağdurenin odasına girerek gerek kıyafetlerinin üzerinden gerekse kıyafetlerini çıkararak göğüslerine ve bacaklarına dokunduğu, son olarak 19.03.2022 tarihinde mağdurenin odasına gelerek tişörtünü ve sütyenini çıkardıktan sonra mağdurenin göğüslerine dokunduğu, bu suretle sanığın üzerine atılı zincirleme şekilde cinsel istismar suçunu işlediğinin kabul edildiği görülmüştür.

Sanığın olay tarihinde on iki yaşından küçük olan mağdureyi sarkıntılığı aşan boyutta cinsel istismar suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi, küçük çocuğun uğradığı mağduriyet ve dosya kapsamına göre takdiren temel cezanın on yıl olarak belirlendiği, sanığın aynı suçu işlemek kararı icrasının kapsamında eylemini mağdureye farklı tarihlerde birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılmakla zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezasında takdiren 1/4 oranında arttırım yapıldığı anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden yalnızca katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine ilişkin hüküm eklenmek suretiyle istinaf taleplerinin düzeltilerek esastan reddedine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Temyiz istemine konu kararın, sanık müdafiinin elektronik posta adresine 17.11.2022 tarihinde ulaşmakla, 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesinin dördüncü fıkrası gereği 22.11.2020 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 15 günlük kanunî temyiz süresinin son gününün, tatil gününe rastlamayan 06.12.2022 tarihi olduğu, ancak sanık müdafiinin bu süre geçtikten sonra 08.12.2022 tarihinde sunduğu temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin son eylemin gerçekleşeme tarihi kabul edilen 19.03.2022 günü yerine 23.03.2019 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.

2. Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/2090 Esas, 2022/2335 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye … ile Üye …’ın karşı oyları ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.05.2023 tarihinde karar verildi.

Karşı Oy

Sanığın temyize konu gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihte hükümözlü olarak Bakırköy/Metris 2 nolu T tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda olduğu, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tebliğ işleminin yapılması gerekirken usulüne uygun olmayan şekilde 20.01.2023 tarihinde tebligatın yapıldığı ve bu haliyle yapılan tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, sanığa cezaevinde bulunması halinde 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, “kararın bizzat sanığa görevlice okunarak anlatılması” suretiyle yapılması, gerekçeli kararın mahkemesince sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun düşüncesine iştirak edilmemiştir.