YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4102
KARAR NO : 2023/3106
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli cinsel istismar, sağlık için tehlikeli madde temini
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince sağlık için tehlikeli madde temini suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen düzeltilerek esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiş, temyiz dilekçelerinin kapsamı itibariyle incelemenin nitelikli cinsel istismar suçundan kurulan hükümle sınırlı yapılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince nitelikli cinsel istismar suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2021/352 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sağlık için tehlikeli madde temini suçundan 5237 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Anılan karara karşı katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf yoluna başvurması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 13.01.2023 tarihli ve 2023/72 Esas, 2023/24 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerde ilgili kısımların çıkarılarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması ve katılana atanan zorunlu vekil giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına karar verilmesi kısımlarının eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.03.2023 tarihli ve 14-2023/22857 sayılı, kısmi ret, kısmi onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Temel cezanın üst sınırdan tayini ve vekil ile temsil edilmesinden ötürü vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılan mağdurenin çelişkili beyanları, kamera kayıtları ve tanık anlatımları, adli tıp raporları çerçevesinde sanığın atılı suçu işlemediğinin sabit olduğu, olaydan yedi ay sonra raporda sanığın DNA profiline ulaşıldığı belirtilse de sperm DNA’sı olduğunun tespit edilemediği, sanığa ait işletmede bulunan katılana sanığın DNA’sının bulaşının olağan olabileceği, mahkemenin kararına esas alınan delillerin açıkça gösterilmediğine, katılan mağdurenin telefonunu yanında bulundurması ve başkaca şahısların bulunduğu bir ortamda iddia konusu suçun işlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan mağdurenin sanığın bar olarak işletmekte olduğu iş yerine ara sıra gitmesi sebebiyle taraflar arasında iki yıla yakın bir süredir tanışıklık bulunduğu, olay günü saat 15:00 sıralarında katılan mağdurun sanığın işlettiği bara giderek bir süre sohbet edip sanığın hazırlamış olduğu kokteyl ve tekilalardan içtiği, saat 19:00 sıralarında katılanı iş yerinin üst katına çıkaran sanığın alkolün verdiği etki ile bilinci bulanıklaşıp direnci kırılan katılan mağdurenin üzerindeki giysileri çıkararak cinsel organını katılan mağdurenin vajinasına sokmak suretiyle cinsel ilişki yaşadığı, ilişki sonrasında da katılan mağdurenin kıyafetlerini giydirerek bardan çıkarıp tanık Nazmi’nin yönetimindeki ticari taksiyi durdurarak araca bindirdiği, aracın hareket etmesi ile katılan mağdurenin ağlamaklı bir vaziyette tanığa, sanığın kendisine tecavüz ettiğini söylemesi üzerine tanığın, katılan mağdureyi karakola götürmesi ile olayın kolluk kuvvetlerine intikal ettiği iddiasıyla düzenlenen iddianamenin kabulü ile mahkemesince yapılan yargılama neticesinde katılan mağdurenin istikrarlı anlatımı, tanık anlatımları, katılan mağdureye ait iç çamaşırından elde edilen Prostat Spesifik Antijen (PSA) maddesinde sanığın DNA profiline rastlanıldığına ilişkin Adi Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin raporu, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmekle sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile mahkumiyetine dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemekle birlikte Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek hak yoksunluklarının uygulanması ve katılan mağdureye barodan atanan vekil ile temsil edilmesi sebebiyle vekalet ücretinin yargılama giderlerinden sayılması hususunda düzeltme yapılarak istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sağlık İçin Tehlikeli Madde Temini Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen düzeltilerek esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl
veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Nitelikli Cinsel İstismar Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
a. Dosya kapsamı ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi gerektiğine yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
b. 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
c. Katılan Bakanlık vekilinin dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verilmesi sebebiyle Tebliğname’de yer alan ret yönündeki düşünceye iştirak olunmamıştır.
2. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Sağlık İçin Tehlikeli Madde Temini Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel İstismar Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 13.01.2023 tarihli ve 2023/72 Esas, 2023/24 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.