Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/427 E. 2023/2973 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/427
KARAR NO : 2023/2973
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde temyiz gerekçelerine yer vermediği belirlenmiştir.

Sanık müdafii ile katılan mağdur vekilinin temyiz istemleri yönünden; sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli ve 2018/316 Esas, 2018/486 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 25.04.2019 tarihli ve 2019/295 Esas, 2019/622 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün kaldırılarak sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, dördüncü fıkrası, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 25.04.2019 tarihli ve 2019/295 Esas, 2019/622 Karar sayılı kararının, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii ile katılan mağdur vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.06.2022 tarih ve 2021/10717 Esas, 2022/6090 Karar sayılı kararı ile ”Mağdurun aşamalardaki samimi anlatımları, sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağduru kucağına oturtup, göğsüne dokunması, yanağını yalaması ve ısırması şeklinde belirli yoğunluğa ulaşan eyleminin ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle gerçekleşmediği, bu nedenlerle fiilin sarkıntılık düzeyini aşarak cinsel istismarın temel şeklini oluşturduğu halde suçun sarkıntılık düzeyinde kaldığı kabulünün dosya içeriğine uygun düşmediği gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın mağdura yönelik eylemini cebir ve tehditle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden müsnet suçtan belirlenen temel cezanın 5237 sayılı TCK’nın 103/4. maddesi ile artırılması” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 09.11.2022 tarihli ve 2022/1411 Esas, 2022/1788 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekili
Dilekçesinde temyiz sebebi göstermediği anlaşılmıştır.

B. Katılan Mağdur Vekilinin Temyizi
Alt sınırdan hüküm kurulması ile takdiri indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

C. Sanık Müdafiinin Temyizi
Sanığın mahkumiyetine yeter derecede kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak bir delil bulunmadığına, eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; “Sanık ilk derece mahkemesinde ki savunmasında, mağdura yönelik cinsel bir davranışı olmadığını, mağduru torunu gördüğü için elinden öpmesi üzerine kendisininde mağduru gözlerinden öptüğünü, dairemizde ki savunmasında ise mağdurun sigara istediğini vermeyince böyle bir iddiada bulunduğunu belirtmiş ise de; katılan mağdur çocuğun çocuk izlem merkezinde alınan ifadesinin ayrıntılı olup tutarlı olduğu, adli görüşme raporunda belirtildiği üzere mağdurun olayı güvenirlilik ve geçerlilik çerçevesinde anlattığı, sorulan sorularla ifadenin güvenirliliğinin sağlandığının belirtilmesi nedeniyle mağdurun aralarında herhangi bir husumet bulunmayan sanığa şeref ve haysiyetini zedeleyecek biçimde iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın mağduru kucağına oturtup, göğsüne dokunması, sarılması, yanağını yalaması ve ısırması şeklinde eylemlerde bulunmasının 14 yaşında olan bir çocuğa duyulan şefkat ve sevgi duygusundan ziyade cinsel arzuları tatmine yönelik cinsel davranışlar olduğu sonucuna varılarak sanığı suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. mağdura yönelik cinsel arzuları tatmine yönelik eylemlerinin, mağdurun aşamalardaki samimi anlatımları, sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağduru kucağına oturtup, göğsüne dokunması, sarılması, yanağını yalaması ve ısırması şeklinde belirli yoğunluğa ulaşan eyleminin ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle gerçekleşmediği, bu nedenlerle fiilin sarkıntılık düzeyini aşarak cinsel istismarın temel şeklini oluşturduğu dairemizce kabul edilmiş, sanığın mağdura yönelik eylemini cebir ve tehditle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından bozma ilamı doğrultusunda TCK’nın 103/4. maddesi uygulanmamış, suçun işlendiği zaman ve yer, failin güttüğü amaç ve saiki, söz konusu eylemin mağdur üzerindeki olası etkileri nazara alınarak alt sınırdan hüküm kurulmuş ve sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve verilen cezanın geleceği üzerinde ıslah edici etkisi nazara alınarak cezası TCK’nın 62/1 maddesi gereğince indirim yapılmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.” şeklinde kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

B. Katılan Mağdur Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyizleri Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyizinin İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafii ile Katılan Mağdur Vekilinin Temyizlerinin İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 09.11.2022 tarihli ve 2022/1411 Esas, 2022/1788 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan mağdur vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.05.2023 tarihinde karar verildi.