Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/4449 E. 2023/8520 K. 14.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4449
KARAR NO : 2023/8520
KARAR TARİHİ : 14.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/272 E., 2021/265 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.12.2020 Tarih 2019/561 Esas, 2020/431 Karar Sayılı İlamıyla
1. Sanık …’nin mağdureye karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Suça sürüklenen çocuğun çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 ünü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.

B. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.03.2021 Tarihli ve 2021/272 Esas, 2021/265 Karar Sayılı Kararı İle
1. Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine;

2. Sanık … hakkında kurulan hükümler yönünden yapılan değerlendirmede ise; “Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, eleştiri dışında hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mağdurun, sanığın nitelikli cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği sırada cebir ve tehdit kullandığına ilişkin bir beyanının olmadığı, iddianamede de bu yönde bir anlatım bulunmadığı gibi TCK’nın 103/4 maddesinin sevk maddelerinde gösterilmemesine rağmen dosya içeriği ile çelişecek şekilde eylemlerin cebirle işlendiğinden bahisle sanık hakkında tayin edilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 103/4 maddesi uyarınca arttırılmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup istinaf başvurusunda bulunanların istinaf nedenleri bu itibarla yerinde olduğu, ancak bu aykırılık bozma yada yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanunun 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak; hükmün B bendinin 1. Fıkrasının üçüncü ve altıncı paragraflarının hükümden tamamen çıkartılması, dördüncü Paragrafındaki ’45Yl Hapis Cezasıyla Cezalandırılmasına’ ibaresinin çıkartılarak yerine ’30 Yıl Hapis cezasıyla cezalandırılmasına’ ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan re’sen de istinafa tabi hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine;
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
İddianame anlatımı, dosya içeriği, mağdurenin beyanları ve ilk derece mahkemesinin kabulüne göre; sanığın, mağdureye karşı gerçekleştirdiği cinsel istismar sırasındaki hürriyetinden yoksun kılma eyleminin dava konusu yapıldığının anlaşılması karşısında, cinsel istismar suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurun hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılması halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle mağdurun hareket edebilme özgürlüğünü ortadan kaldırmadan bu suçun işlenemeyeceği, sanığın mağdureye karşı cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirirken cinsel istismar suçu için geçen zaman dışında mağdureyi hürriyetinden yoksun kılmadığı, dolayısıyla suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Hukuka aykırı istinaf istemleri bu nedenle yerinde olduğu, ancak bu aykırılık bozma ya da yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip 5271 sayılı Kanunun 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün olduğundan hükümde yer alan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün kurulduğu B bendinin ikinci fıkrasının kaldırılarak yerine;

‘Her ne kadar sanık … hakkında mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kamu davası açılmış ise de, suça sürüklenen çocuğun cinsel istismar suçu için geçen zaman dışında mağdureyi hürriyetinden yoksun kılmadığı, dolayısıyla suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından suça sürüklenen çocuğun 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,’ denilmek, diğer hususların ise aynen bırakılmak suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine;”
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan teşdiden, takdiri indirim nedenleri uygulanmaksızın ceza tayini istemine; sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının yerinde olmadığına, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel isitismarı suçundan teşdiden ve takdiri indirim hükümleri uygulanmaksızın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri de uygulanarak ceza tayini istemi ile vekalet ücreti talebine ilişkindir.

B. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi
Eksik incelemeye ölçülülük ilkesi ve etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak ceza tayini istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü :
“Suça sürüklenen çocuk … yönünden yapılan değerlendirme;
Somut olayda, suça sürüklenen çocuk …’in atılı suçlamaları kabul etmediği ve mağdurun kendisine bir kaç kere ‘seni seviyorum, seninle evlenmek istiyorum’ diye mesaj attığını, ancak kendisinin durumdan rahatsız olduğunu ve mağduru bir daha yazmaması için uyardığını, annesi ile mağdurun annesine de kendisini rahatsız etmemesi için haber gönderdiklerini, mağdurun kendisini sevdiği için böyle bir beyanda bulunmuş olabileceğini beyan ettiği, tanık …’in suça sürüklenen çocuk …’in oğlu olduğunu, …’nin sürekli oğlunu aradığını ve onu sevdiğini onunla evlenmek istediğini söylediğini, mağdurun oğlunu rahatsız ettiğini, arazi meselesi sebebiyle de mağdur ve ailesi ile aralarının bozuk olduğunu beyan ettiği, dosya kapsamında dinlenen tanık ve müştekilerin suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik cinsel istismar eylemi olduğuna dair görgüye dayalı bilgi sahibi olmadıkları ve sadece mağdurun kendilerine anlatımlarıyla suça sürüklenen çocuk aleyhine ifade verdikleri, Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığının 13/06/2019 tarihli raporunda suça sürüklenen çocuk …’in babalığının reddedildiği ve …’in mağdurun sonlandırılan hamileliğindeki bebeğin babası olmadığının belirtildiği, bu haliyle mağdurun suça sürüklenen çocuk aleyhindeki ifadelerinin soyut beyanlardan ibaret olduğu, nitekim mağdurenin suça sürüklenen çocuk aleyhine verdiği ifadesinde suça sürüklenen çocuktan başkası ile cinsel ilişkisi olmadığını beyan etmesi karşısında bebeğin babasının suça sürüklenen çocuk olmadığının belirlenmesi üzerine yeniden başvurulan ifadesinde sanık …’in istismarına maruz kaldığını beyan ettiği hususları da dikkate alındığında mağdurenin beyanları arasında çelişki olduğu hususları da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk …’in isnat edilen suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden evrensel bir ceza hukuku genel ilkesi olan ‘şüpheden sanık yararlanır’ prensibi de nazara alınarak 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun atılı suçlar yönünden beraatine karar verilmiştir.

Sanık … yönünden yapılan değerlendirme;
Cinsel istismar suçu yönünden yapılan değerlendirmede; mağdurun alınan ifadesinde amcası … …’in tarihini tam olarak hatırlamamakla birlikte ocak ayı içinde dedesinin evinde uyuduğu sırada eve girdiğini, kendisinin o esnada uyuduğunu ancak uyandığında karşısında … amcasını görünce şaşırdığını, … amcasının yanına uzanıp kendisini öptüğünü ve pijamasını indirdiğini, direnmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını, … amcasının elbiselerini çıkarmadan fermuarını açtığını ve penisini vajinasına sokarak gidip gelmeye başladığını, sonrasında amcası içindeyken amcasından bir sıvı geldiğini ve kimseye söyleme diyerek gittiğini, bir hafta sonra … amcasının tekrar geldiğini ve yine aynı şekilde vajinasına penisini sokarak gidip geldiğini, bu olaylar sırasında … amcasının kendisine vurmadığını ancak direnmemesi için kendisini tuttuğunu, olan bu iki olaydan kimseye bahsetmediğini beyan ettiği, tanık … …’in alınan ifadesinde mağdurun ifadesinde … amcası olarak bahsettiği şahsın … olduğunu beyan ettiği, sanık … her ne kadar mahkememizce alınan ifadesinde atılı suçu inkar etmişse de soruşturma aşamasındaki tüm beyanlarında atılı suçu ikrar ettiği, sanığın kolluk aşamasından başlayarak müdafi yardımı aldığı ve kolluk görevlilerin baskısı ile ifade verdiği yönündeki beyanının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığının 06/09/2019 tarihli raporunda sanık …’den alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme neticesinde sanığın DNA profillerinde biyolojik babalığının rededilmediği ve mağdurun sonlandırılan hamileliğindeki bebeğin biyolojik babası olduğunun anlaşıldığı hususları da dikkate alındığında, mağdurun sanığın cinsel organını vajinasına sokmak suretiyle istismarda bulunduğuna ilişikin beyanı, sanığın soruşturma aşamasındaki ikrara yönelik ifadeleri ve alınan raporda mağdurun bebeğinin babasının sanık olduğunun tespit edilmesiyle sanık …’in mağdur …’e karşı atılı ve eylemine uyan TCK’nın 103/2 maddesindeki ‘Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı’ suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

Dosya arasında bulunan nüfus kayıt örneklerinden sanık …’in mağdur …’in amcası olduğu anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 103/3-c maddesi gereğince artırım yapılmıştır.

Mağdurun direnmeye çalıştığı ancak başarılı olamadığı, olaylar sırasında amcasının kendisine vurmadığı ancak direnmemesi için kendisini tuttuğu ve amcasının kimseye söyleme diyerek gittiği yönündeki beyanları dikkate alındığında sanığın mağdura yönelik eylemlerini cebir ve tehdit altında işlediği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 103/4 maddesi gereğince artırım yapılmıştır.

Mağdur ve sanık ikrarı ile sabit şekilde bahse konu cinsel istismar eyleminin 2 defa gerçekleştiği hususu sabit olduğundan sanığın atılı suçu aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez işlediği anlaşıldığından cezasında TCK’nın 43/1 maddesi gereğince artırım yapılmış ve sanığın 45 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Sanığın fiilden sonraki davranışları ile mahkememizce pişman olduğunun anlaşılamaması karşısında sanık hakkında TCK’nın 62. Maddesi uygulanmamıştır.

TCK’nın 61/7 maddesindeki ‘Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz.’ hükmü gereğince sanığın 30 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Hürriyetten yoksun kılma suçu yönünden yapılan değerlendirmede;
Somut olayda, mağdurun alınan ifadesinde amcası … …’in tarihini tam olarak hatırlamamakla birlikte ocak ayı içinde dedesinin evinde uyuduğu sırada eve girdiğini, kendisinin o esnada uyuduğunu ancak uyandığında karşısında … amcasını görünce şaşırdığını, … amcasının yanına uzanıp kendisini öptüğünü ve pijamasını indirdiğini, direnmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını, … amcasının elbiselerini çıkarmadan fermuarını açtığını ve penisini vajinasına sokarak gidip gelmeye başladığını, sonrasında amcası içindeyken amcasından bir sıvı geldiğini ve kimseye söyleme diyerek gittiğini, bir hafta sonra … amcasının tekrar geldiğini ve yine aynı şekilde vajinasına penisini sokarak gidip geldiğini, bu olaylar sırasında … amcasının kendisine vurmadığını ancak direnmemesi için kendisini tuttuğunu beyan ettiği, buna karşın sanık …’in alınan ifadesinde …’nin kendi isteğiyle kendi evine geldiğini ve ilk olaydan yaklaşık 2 ay sonra …’nin yine evlerine geldiğini, cinsel eylemlerin bu şekilde gerçekleştiğini beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, 2006 doğumlu mağdur …’in suç tarihi olan 2019 yıllarında 13 yaşında olduğu ve mağdurun kendi isteği ile gitmiş olduğu değerlendirilse dahi yerleşik Yargıtay içtihatlarından hareketle atılı suç bakımından mağdurun gösterdiği rızanın geçerli olmadığı, bu haliyle sanığın mağdur ifadesindeki sanığın kendisini tuttuğu hususu dikkate alındığında atılı ve eylemine uyan TCK’nın 109/1 maddesindeki ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçu yönünden mahkumiyetine karar verilmiştir.

Mağdurun direnmeye çalıştığı ancak başarılı olamadığı, olaylar sırasında amcasının kendisine vurmadığı ancak direnmemesi için kendisini tuttuğu ve amcasının kimseye söyleme diyerek gittiği yönündeki beyanları dikkate alındığında sanığın mağdura yönelik eylemlerini cebir ve tehdit altında işlediği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 109/2 maddesi gereğince artırım yapılmıştır.

2006 doğumlu mağdurun suç tarihi olan 2019 yılında 18 yaşını doldurmadığı anlaşıldığından sanığın eylemini çocuğa karşı gerçekleştirdiğinin anlaşılmasıyla sanığın cezasında TCK’nın 109/3-f maddesi gereğince artırım yapılmıştır.

Olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde mağdurun bebeğinin babasının sanık olduğu hususu da dikkate alınarak sanığın eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 109/5 maddesi gereğince artırım yapılmıştır.

Mağdur ve sanık ikrarı ile sabit şekilde bahse konu cinsel istismar eyleminin sırasında mağduru birden fazla kez hürriyetinden yoksun bıraktığı hususu sabit olduğundan sanığın atılı suçu aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez işlediği anlaşıldığından cezasında TCK’nın 43/1 maddesi gereğince artırım yapılmıştır.

Sanığın fiilden sonraki davranışları ile pişman olduğunun anlaşılamaması karşısında sanık hakkında TCK’nın 62. Maddesi uygulanmamıştır.”
Şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Hukuki süreç kısmında izah kılındığı üzere suça sürüklenen çocuk … hakkında yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine; sanık … hakkında yapılan istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir .

IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesi hüküm gerekçesi, Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.Sanık … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. İlk Derece Mahkemesince katılan …’ye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle ilgili istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince eylemin cebir ve tehditle işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanma olanağının bulunmadığı hususundaki değerlendirmenin suçun işleniş şekli ile delil takdirine ilişkin olması; yine sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine dair hükümlerle ilgili istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sanığın müsnet suçları işleyip işlemediği hususunda yapılacak değerlendirmenin delil takdirine ilişkin olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu husustaki değerlendirmenin aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

2. Bozma sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7 . Ceza Dairesinin,16.03.2021 tarihli ve 2021/272 Esas, 2021/265 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7 . Ceza Dairesinin,16.03.2021 tarihli ve 2021/272 Esas, 2021/265 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.12.2023 tarihinde karar verildi.