Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/445 E. 2023/2683 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/445
KARAR NO : 2023/2683
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2021/332 Esas, 2022/333 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/1110 Esas, 2022/1361 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurdan sürüntü örnekleri alınmadan hüküm kurulduğuna, mağdur beyanlarında organ sokma tarif edilmediğine, tanık beyanlarının dikkate alınmadığına ve mağdurun annenin şikayetçi olmadığına ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz istemi
Sanığa asgari hadden uzaklaşılmadan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece “Sanık hakkındaki soruşturma mağdur çocuğun annesi müştekinin olayın ertesi günü 20/05/2021 tarihlinde yaptığı şikayeti üzerine başlatılmış, mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) alınan beyanı üzerine dava açılmış, mağdurun muayene ve doktor raporunun ve ÇİM’de alındığı belirtilen beyanını içeren CD’nin bulunmasından bahisle iddianamenin iade edilmesi üzerine mağdura ait doktor raporu ve ÇİM’de alınan beyanını içeren tutanak eklenmek suretiyle itiraz üzerine mahkememizce iddianame kabulüne karar verilerek kovuşturmaya başlanmıştır.
Mağdur çocuk hakkında Ankara … Beyazıt Üniversitesi … Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş 21/05/2021 tarihli raporda; anal bölge hassas hiperemik olup saat kadranına göre 12 ve 6 hizasında 1*0,2 cm’lik zemini ödemli ve ekimozlu taze-yeni fissür bulunduğu, tespit edilen bu lezyonların vücuda anal yoldan organ ya da benzer cesamette cismin buhuli ile usulünün mümkün olduğu, olay üzerinden üç gün geçmiş olması ve kişinin olaydan sonra defakasyon yapmış olması nedeniyle sürüntü alınmasına tıbben gerek görülmediği, vücudunda bunun dışında herhangi bir yaralanma bulgusunun mevcut olmadığı kayıtlıdır.
20/05/2021 tarihli teslim tutanağında müşteki tarafından sanığa ait olduğu bildirilen bir adet gri renkli külot, mağdura ait olduğu bildirilen bir adet … renkli tshirt ve çocuk eşorfman altının teslim edildiği kayıtlıdır.
Adli Tıp Ankara Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesine ait 12/07/2021 tarihli raporda gri renkli külot ve şort (sanığa ait), … renkli tshirt (mağdur çocuğa ait) ve sanığın kan numunesi üzerinde yapılan incemeler sonucunda gri renkli şort ve … renkli tshirt üzerinde sperm hücreleri tespit edildiği ve sanığa ait şort ve külot üzerinde erkek genotipte tespit edilen DNA profillerinin sanığın DNA profili ile uyumlu olduğu, mağdur çocuğa ait … renkli tshirt üzerinde tespit edilen DNA profilinin ise sanığın DNA profili ile uyumlu olmadığı her üç eşya üzerinde tespit edilen diğer bir kısım DNA profillerinin ise sanığın DNA profili ile uyumlu olmayıp, farklı iki ayrı şahsa ait olduğu kayıtlıdır.
Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenilen suçların nitelikleri ve gerçekleşme şekillerine göre mağdur ve fail suç sırasında genellikle yalnızdır ve suç faili iz bırakmadan bu fiili gerçekleştirme çabasındadır. Buna göre bu suçlarda suçun mağduru suçun aynı zamanda tek görgü tanığı durumundadır. Bu sebeple suç mağdurunun somut olgularla uyumlu olan ve hükümden düşürülmesini gerektiren somut olgular bulunmayan beyanlarına itibar edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla suç mağdurunun beyanlarının dikkatlice değerlendirilmesi gerekmektedir. Suç mağdurunun suçun şüphelisine bu şekilde yakın çevresinde duyulması dahi gerçekleşmesi kadar ağır sonuçlar doğuracak nitelikte isnatta bulunmasını gerektiren husumet bulunup bulunmadığı, suçtan sonra hemen şikayetçi olup olmadığı, beyanın somut olgularla uyuşup uyuşmadığı, beyanlarının kendi içerisinde ve biri biriyle tutarlı ya da çelişkili olup olmadığı, üçüncü kişilerin de cinsel istismarına maruz kalıp kalmadığı, beyanlarının samimi ve inandırıcı olup olmadığı yönünden yapılacak değerlendirme bakımından önemli ölçütlerdir.
Olaydan üç gün sonra düzenlenmiş raporda belirlenen tıbbi olgulara göre mağdurun çok yakın bir zamanda vücuduna organ sokulmak suretiyle cinsel istismara maruz kalmış olduğu sabittir.
Çocuk mağdurun alınan beyanı sırasında yanında bulundurulan sosyal çalışmacı, çocuk mağdurun yaşının fiziksel gelişimi ile uyumlu olduğu, görüşmenin başında gergin olduğu, olayın oluş şekli konusunda ilk başta çekindiği, ayrıntı vermekte güçlük çektiği ancak anatomik resimler üzerinden oluş şekli konusunda ayrıntı verebildiği, anlam, dinleme, kendisini ve yaşadıklarını ifade etme özelliklerini iyi olduğuna dair görüş bildirmiştir.
Uluslararası hukuka göre geçerli olan pasaport örneğine göre mağdur çocuk 29/10/2011 doğumlu olup suç tarihinde 12 yaşından küçüktür.
Yukarıda açıklandığı üzere çocuk mağdurun olaydan üç gün sonra alınan doktor raporunda belirlenen tıbbi olgular mağdur çocuğun vücuduna organ sokulmak suretiyle cinsel istismara maruz kaldığı şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermektedir. Mağdur çocuk suç tarihinde 10 yaş içerisindedir. Yaşadıklarını ifade etmekte güçlük çekmesi yaşına göre normaldir ancak genel hatları itibariyle olayı açıkladığı, kayda alınan görüşmesinden önce kendisiyle yapılan görüşmede cinsel organını anüsüne azar azar soktuğunu ama çok derine sokamadığını, canının acıdığını belirttiği, duruşmada da çekingen olmakla birlikte bu hususları açıkladığı gözlenmiştir. Olayın gerçekleştiği zaman dilimi içerisinde sanık ile mağdur çocuğun evde sanıkla birlikte yalnız bulundukları sabittir. Sanığın mağdur çocuğun kardeşi olan tanığı içecek almak için her zaman alışveriş yaptıkları marketten daha uzak bir markete gönderdiği ve bu şekilde kendisine ortam hazırlayıp zaman kazandığı anlaşılmaktadır. Mağdur çocuğun sanığa bu şekilde suç atması için herhangi bir somut delil tespit edilememiştir. Her ne kadar sanık aralarındaki husumet sebebiyle çocuğun annesi müştekinin çocuğu yönlendirerek bu şekilde iftira attığını savunmuş ise de aralarında bu şekilde suç atılmasını gerektirecek somut bir sebep de tespit edilememiştir. Aksine müşteki sanıktan şikayetçi olmamıştır. Diğer taraftan mağdur çocuğun olay anında giydiği ve anal bölgesini bununla temizlediğini belirttiği … renkli tshirt üzerinden elde edilen DNA profilinin sanığın DNA profiliyle uyumlu olmadığı belirlenmiş ise de incelemeye konu tişörtün teslim edilmeden önce üzerinde herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının kesin olarak tespitinin mümkün olmaması, yine tişörtün muhafaza altına alınış biçimi, süresi gibi bilimsel olarak analizi etkileyebilecek diğer etkenler, dosya kapsamında yer alan yukarıda izah edilen çocuğun ve tanık kardeşinin beyanı ile örtüşür nitelikteki anal bölgede tespit edilen 1*0,2 cm’lik zemini ödemli ve ekimozlu taze/yeni fissüre ilişkin adli rapor ile sanığın olay günü giydiği gri renkli külot ve şort yanı sıra mağdura ait tshirt üzerinde sperm hücreleri tespit edilmiş olması karşısında, artık bu hususun, sanık lehine tek başına kesin delil olarak kabul edilemeyeceği hukuki kanaatine varılarak hükme esas alınmamıştır.
Saptanan bu maddi vakıalar ve bunları doğrulayan mağdur çocuğun ve tanığın beyanlarına göre suç tarihinde mağdur çocuğun annesi ve bir erkek bir kız kardeşiyle aynı evde birlikte yaşayan sanığın, evde bulunan mağdur çocuğun kardeşini uzak bir markete göndererek yalnız kalmalarını sağladıktan sonra suç tarihinde 12 yaşından küçük olan mağdur çocuğun dilini ve cinsel organını yalayıp anal yoldan vücuduna organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği sabit görüldüğünden cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
TCK’nın 103/3-d maddesine göre suçun koruma bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi şiddet sebebidir. Sanık mağdur çocuğun annesiyle evlilik bağı olmadan birlikte yaşamaktadır. Diğer bir ifadeyle sanık müşteki ve mağdur çocuk ile iki kardeşi sanıkla bir aile düzeni içerisinde yaşamaktadırlar. Ülkemizde geçici sığınma statüsünde bulunmaktadırlar. Fiili olarak gerçekleşen bu aile düzeni içerisinde sanığın eşinin çocuklarına karşı da koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunduğu kabul edilerek hakkında şiddet sebebinin uygulanması gerekmiş, hüküm fıkrasında belirtilen gerekçelerle hakkında TCK 62. maddesi uygulanmıştır.” şeklindeki gerekçeyle karar verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Olayın intikal şekli, yaşı küçük mağdurun aşamalardaki detaylı ve tutarlı beyanları, şikayetçi ifadeleri, dosyada bulunan genital muayene ve kriminal raporu içerikleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın suç tarihinde mağdura yönelik organ sokma suretiyle atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/1110 Esas, 2022/1361 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.05.2023 tarihinde karar verildi.