Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/4580 E. 2023/4741 K. 04.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4580
KARAR NO : 2023/4741
KARAR TARİHİ : 04.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2003 E., 2022/2540 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Fatsa Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/208 Esas, 2022/36 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesiyle üçüncü fıkrasının (b) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukların; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Re’sen de istinafa tabi olan karara karşı katılan mağdur ve katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının da istinaf yoluna başvurması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 13.05.2022 tarihli ve 2022/885 Esas, 2022/999 Karar sayılı kararı ile “mağdur … ***’nın yurt öğrencisi olup sanığın da bu yurtta danışman olarak gelip mağdurun da bulunduğu öğrencilere danışmanlık yaptığı ancak yurtta kalmadığı, olay tarihlerinde 12 yaşından küçük olan mağdura gerek sürtünmek suretiyle gerek dokunmak suretiyle gerekse de dudaklarından öpmek suretiyle cinsel istismar eyleminde bulunduğu, yine mağduru teras kata göndererek orada bu eylemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmasına göre öncelikle sanık hakkında kurulan hükümlerde olayın oluş şekli, gerçekleştiği yer göz önüne alındığında teşdit oranının alt sınırdan orantısız şekilde uzaklaşılmak suretiyle hüküm tesis edildiği, öte yandan sanığın söz konusu yurtta kalmadığı, danışmanlık yapıp ayrıldığı tespit edilmiş olmasına rağmen sanık hakkında TCK’nın 103/3-d yerine TCK’nın 103/3-b maddesinin uygulanmış olması yine sanık hakkında TCK’nın 103/4 maddesinin şartları oluşmadığı halde bu maddeden de arttırım yapılmış olması, hürriyeti tahdit suçu yönünden ise eylemin TCK’nın 109/1 maddesinde düzenlenen hürriyeti tahdit suçunun basit hali gerçekleşmiş olmasına rağmen dosyada bulunan deliller ile örtüşmeyen şekilde hürriyeti tahdit suçunun nitelikli halinden hüküm tertip edilmiş olup, bu hususların CMK 289. maddesine aykırılık oluşturduğu” gerekçesi ile hükmün 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesi gereğince bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3. Fatsa Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2022 tarihli ve 2022/182 Esas, 2022/152 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesiyle üçüncü fıkrasının (d) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Re’sen de istinafa tabi karara karşı katılan mağdur ve katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafiinin istinaf yoluna başvurması üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde verilen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21.12.2022 tarihli ve 2022/2003 Esas, 2022/2540 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesiyle üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.03.2023 tarihli ve 9-2023/30361 sayılı kısmî ret, kısmî onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdur ve Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Her iki eylem bakımından temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi, eylem sayısının fazla olması sebebiyle zincirleme suç hükümlerine göre artırımın 1/2 oranında uygulanması ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Her iki suç yönünden somut olayın özelliklerine göre teşdit uygulanarak ceza tayinine gidilmesi ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının gerektiği, vekil ile temsil edilmesinden ötürü vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Yurtta kalmak istemediğini beyan eden katılan mağdurun yurttan alınmak için asılsız iddialarda bulunduğuna, aşamalardaki beyanlarının eylemlerin sayısı ve yeri bakımından çelişki barındırıp hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğine, iddia olunan eylemin intikalinin şüphe uyandıracak şekilde geciktirilmesi, somut delil bulunmaması karşısında katılan mağdurun beyanlarına tek başına itibar edilemeyeceğini bildiren adli rapor gözetilerek beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın, katılan mağdurun derslerine girmemesi sebebiyle eğitici – öğretici vasfının bulunmadığına, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun nitelikli unsuru yönünden dairenin farklı kararlar verdiğine ve özünde suçun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Kayden on bir yaşında bulunan katılan mağdurun iki yıla yakın bir süredir *** *** Erkek Öğrenci Yurdunda yatılı olarak kaldığı ve sanığın da anılan yurdun kurucusu olan *** *** *** Talebelere Yardım Derneği üyesi olup yurtta da son bir yıldır gönüllü olarak çalıştığı ve anılan tarihten birkaç hafta sonra başlayıp son eylemini icra ettiği 02.11.2021 gününe kadarki zaman zarfında sanığın, katılan mağdura atıştırmalık olduğunu söyleyerek veya çeşitli bahanelerle yurdun teras katına veya farklı yerlerine gelmesini sağlayıp, kabul etmediği vakitlerde de kolundan tutarak götürüp anılan mahalde katılan mağdur ile yalnız kalması üzerine yanak ve dudak kısımlarından öpüp arkasına geçerek cinsel organıyla kıyafet üzerinden katılan mağdurun arka bölgesine katılan mağdurun sanığın cinsel organını hissedecek şekilde sürtündüğü ve eylemlerin icrası sırasında gitmek isteyen katılan mağdurun kolundan tutarak engel olduğu ve anılan hadisenin farklı günler içinde birden çok kez tekrarlandığı, katılan mağdurun 04.11.2021 günü durumu ailesine bildirmesi ile kolluk kuvvetlerine intikalin gerçekleştiğinin kabulüne dair mahkeme gerekçesinde katılan mağdurun aşamalarda alınan istikrarlı, hayatın olağan akışına aykırı olmayan, kendi içinde ve dosyaya yansıyan yan delillerle uyumlu beyanları, katılan mağdurun yaşına karşın eylemin özellikle başlangıç kısmı bakımından gerçekleşme şekline ilişkin detaylı açıklamalarda bulunması, katılan mağdurun beyanlarında olayın gerçekleştiği yer, zaman ve gerçekleşme şekline ilişkin hiçbir çelişkinin bulunmaması, eylemlerin gerçekleşme süresi bakımından Çocuk İzlem Merkezindeki beyanında iki üç dakikadan bahsederken Mahkemedeki beyanında on beş, yirmi dakikadan bahsetmesi üzerine çelişki sorulduğunda eylemlerin genellikle uzun sürdüğünü ancak yurtta kalan öğrencilerin yahut hocalardan birinin gelmesi durumunda eylemin sonlanması nedeniyle süresinin kısalabildiğini beyan etmesi ile çelişkinin giderilmesi, katılan mağdurun yaşı itibariyle olayı ilk başta idrak edememesi, eylemin vehametini anlamaya başladığı anda ise ailesine anlatmasının hayatın olağan akışına uygun olması, Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 25.01.2022 tarihli heyet raporunda da olay tarihinde on iki, on üç yaşlarında olan katılan mağdurun kendisine karşı işlendiği iddia olunan “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “Cinsel istismar” fiillerinin her birine karşı ayrı ayrı hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve davranışlarını yönlendiremeyeceğine dair görüşün de bu durumu desteklemesi, sanığın, katılan mağdurun yurtta kalmak istememesi sebebiyle kendisine iftira attığı yönündeki savunmasının 25.03.2021 tarihinde yurttaki görevlilerin öğrencilere karşı yaralama eyleminde bulunduklarına dair şikayetlerde şikayetçi olan katılan mağdurun sanık hakkında bir suç isnadında bulunmaması ile mesnetsiz kalması, adli makamlara intikalden önce katılan mağdurun maruz kaldığı eylemlerden tanık ….’e bahsetmesi ve ailesinin bu surette haberdar olmasına karşın katılan mağdurun olayın vehameti ile utanıp çekinmesi karşısında açıklayamamasının hayatın olağan akışına uygun olması, anılan süreçten sonra katılan mağdurun ailesine pedagog ile görüşmek istediğini dile getirmesinin de iddiaları desteklemesi, sanığın katılan mağdurun ailesi ile yaptığı görüşmede eylemi kabul ettiğine dair katılan beyanları, tanık ….’un sanık ile katılan mağdurun kapısı kilitli bir odada on beş dakika kalıp odadan çıkan katılan mağdurun heyecanlı ve utanmış olduğuna dair anlatımı, mağdurun olayı intikal ettirdiği zamandaki ruhsal durumu, sanığın mevcut delillerle çelişen inkara dayalı savunması ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın eylemleri sabit görülmekle, her iki suç yönünden 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki göz önüne alınarak teşdiden ceza tayini ile çocuğun cinsel istismarı suçu açısından sanığın, katılan mağdur ve öğrenci yurdunda bulunan öğrencilerin eğitimleri ve bakımları ile ilgilenip danışmanlık yapması sebebiyle eğitici-öğretici ilişkisinin sağladığı kolaylıktan faydalanarak atılı suçu işlediği ve eylemin icrası sırasında katılan mağdurun kaçmaya çalıştı sırada sanığın kolundan tutup çekerek cebir uyguladığı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise sanığın, katılan mağdura terasta atıştırmalıklar olduğunu söylemesi ya da eşya taşıma hususunda yardım istemesi yoluyla hileli hareketlerle, katılan mağdurun aldırış etmediği vakitlerde de kolundan tutup zorla götürmek suretiyle cebirle işlediğinin kabulü ile mahkumiyet hükümleri kurulmakla eylemin gerçekleştirme şekli ve yeri, katılan mağdurun özellikleri, olayın vahameti hususları göz önünde tutularak takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen suçun sübuta ermesi hususunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemekle birlikte duruşmalı yapılan yargılama ve inceleme neticesinde; katılan mağdurun kaldığı yurtta belletmen olarak görev yapan sanığın gerek belletmen olarak görev yaparken, gerekse nöbetçi olduğu zamanlarda katılan mağduru çeşitli bahaneler ile terasa gönderip peşi sıra giderek yanak ve dudaklarından öpüp kıyafet üzerinden cinsel organını sürtme şeklinde kabul edilen olay örgüsünde her iki suç yönünden olayın oluş şekli, gerçekleştiği yer, zaman, gerçekleşme şekli gözönüne alındığında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir herhangi bir sebep bulunmadığından alt sınırdan ceza tertibi ile artırım oranının eylemin gerçekleşme sayısı gözönüne alınarak 1/3 olarak kabul ve takdir edildiği, sanığın duruşmadaki davranışlarının takdiri indirim sebebi sayılarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirim yoluna gidildiği, çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden eylemlerinde cebir ve tehdit bulunmadığından 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin ve alt sınırdan ceza tayini, zincirleme suç hükümlerinde uygulanan artırım oranı ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına dair gerekçelerin kanuni ve yeterli olduğu, Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olarak katılan Bakanlığa yüklenen kamu görevi kapsamında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddeleri gereğince suçtan zarar görme şartı aranmadan katılma hakkı tanınması sebebiyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama ve inceleme neticesinde kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Anayasa’nın 41 inci maddesinde yer alan düzenleme Devlete yüklenen ile her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilen çocuklara yönelik şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılma hak ve görevi kapsamında 02.02.2022 tarihli duruşmada katılan sıfatını alan Bakanlığın hükmü temyize hak ve yetkisi bulunduğundan, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden temyiz isteğinin reddi yönündeki Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21.12.2022 tarihli ve 2022/2003 Esas, 2022/2540 Karar sayılı kararında katılan mağdur ve katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.09.2023 tarihinde karar verildi.