YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/476
KARAR NO : 2023/2915
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
Bulunduğu cezaevi aracılığıyla tutuklu sanık …’e, usule uygun yapılan tebliğe rağmen kararı süresinde temyiz etmediği anlaşılmıştır.
Sanıklar haklarında verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine, sanık … müdafiinin ise duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2020 tarihli ve 2020/1101 Esas sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2021 tarihli ve 2020/239 Esas, 2021/133 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluklarına; sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b ve c) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 02.06.2021 tarihli ve 2021/375 Esas, 2021/813 Karar sayılı kararı ile sanıklar haklarında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.01.2023 tarihli ve 9-2021/115620 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin aşamalarda çelişki beyanlarda bulunduğu, olayın gerçekleştiği iddia edilen yerin konumu itibarıyla iki kez gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, sanığın bir kaç kez hava muhalefeti nedeniyle araca bindiği hususunun tanık anlatımlarıyla doğrulandığı, mağdurenin yaşını bilmemesinin mümkün olduğu, mahkûmiyete yeterli başka bir delil bulunmadığı halde mahkûmiyet kararı verilmesine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
B. Sanık … Müdafiin Temyiz İstemi
Sanığın aracını diğer sanık …’e bir kez verdiğinin sabit olduğu, cinsel istismar eylemlerinin gerçekleşmesini kolaylaştırmak için bilerek ve isteyerek verdiği sonucunu doğuracak delilin olmadığı, sanıklar arasında geçen konuşmaların mağdure ile sanık … arasında geçen eylemden sonra olduğu, daha sonraki mesaj içeriklerinden ise buluşmayı planladıkarı ancak gerçekleştiremediklerinin anlaşıldığı, mesaj dökümlerinin tümü birden göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmadığı, sanık …’in taşımacılığını yaptığı servisle sanık …’in bir ilgisi olmadığı için 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin (e) bendinin uygulanamayacak olduğu, ayrıca mağdurenin kolluk ifadesine göre eylemin bir kez gerçekleştiği hususu dikkate alındığında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacak olduğu ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanıkların üst sınırdan cezalandırılmaları ile takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiği ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Sanıkların yakın arkadaş oldukları, sanık …’in mağdure …’in de kullandığı öğrenci servis aracına sahip olduğu, söz konusu servis aracının diğer sanık …’in gideceği yerlere de yakın yerlerden geçmesi nedeniyle sanık …’in de haftada en az iki defa servisi kullandığı, sanık …’in servisi kullanırken gördüğü ortaokul öğrencisi olan mağdure ile instagram üzerinden tanıştığı, ardından telefon numaralarını birbirlerine verdikten sonra, zamanla karşılıklı hitaplarında “Aşkım sevgilim” gibi kelimeler kullandıkları, mağdure ve sanık …’in birbirlerine müstehcen içerikli mesajlar ve kendilerine ait çıplak fotoğraflarını attıkları, mesajlardan ve mağdure beyanından anlaşıldığı üzere, sanık …’in mağdure ile başbaşa kalmak için diğer sanık …’e ait servis aracını kullanmak istediği, sanık …’in de bu isteği kabul ettiğinin mesaj içeriklerinden anlaşıldığı, mağdurenin sanık …’den kendisini hastaneye götürmesinin istediği, …’in kabul ettiği, servise diğer sanık …’in geldiği ve sanık …’in arabadan indiği, servis aracını sanık …’in kullandığı, mağdureyi önce hastaneye götürdükten sonra servis aracını hastane yakınında bulunan bir internet kafenin oraya çektiği, içerisinde yalnız mağdure ve kendi bulunduğu halde araç kapılarını kilitlediği ve arka tarafta oturan mağdurenin yanına gittiği, mağdureyi öptüğü, göğüslerine ve alt cinsel bölgesine dokunduğu, sanığın kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürttüğü, mağdurenin tokat atması ile servis kapısını açtığı ve mağdurenin servisten ayrıldığı, bu olaydan on, on beş gün sonra başka bir gün sanık …’in mağdureye mesaj atarak kendisine okula gitmemesini, serviste kendisini beklemesini istediği, o gün de başlangıçta servisi kullanan şahsın sanık … olduğu, sanık … gelince …’in servisten indiği, servis aracındaki diğer öğrencilerin öncesinde araçtan indiği, yine sanık … ile mağdurenin araçta yalnız kaldığı, sanık …’in aynı şekilde yine aracı internet kafenin oraya çektiği, mağdureyi öptüğü, göğüslerine ve alt cinsel bölgesine dokunduğu, elini tutarak kendi cinsel organına götürdüğü, sanığın kendi iç çamaşırını ve mağdurenin pantalonunu çıkardığı, sanık … ve mağdure arasında geçen dosya arasında yer alan mesaj içeriklerinin anlatılan eylemleri doğruladığı iddia ve kabul edilen olayda; sanık …’in diğer sanık …’e mesaj atarak mağdure ile yalnız kalabileceği servisini mağdurenin çıplak fotoğraflarını çekeceğinden ve öpüşeceğinden bahisle istemesi, sanık …’in mesaj cevabında bu isteği kabul etmesi, yine bu mesajlarda mağdurenin yaşının küçük olduğuna ilişkin konuşmaları, ayrıca sanıkların mağdurenin bindiği servisin şoförlüğünü yapmaları nedeniyle mağdurenin yaşını bilmemelerinin mümkün olmadığı, sanıklar ile mağdure arasında gerçekleşen mesajlarda mağdurenin yaşı ile ilgili gerçekleşen konuşmalar, mağdurenin değişmeyen beyanları birlikte nazara alındığında sanık …’in diğer sanık …’e ait öğrenci servisinde farklı zamanlarda iki defa olmak üzere, yaşı küçük olan mağdureyi öperek, kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürterek, mağdurenin elini tutarak kendi cinsel organına dokundurarak, kendisi de mağdurenin cinsel organına dokunarak, mağdurenin pantolonunu indirmek sureti ile üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu birden fazla kez işlediği, diğer sanık …’in ise kendisine ait servis aracını ne amaçla aldığını bildiği sanık …’e vererek, sanık …’in işlediği suçu kolaylaştırarak yardım etmek suretiyle üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu birden fazla kez işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verildiği anlaşılmaktadır.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf talepleri esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık …’in Temyiz İstemine Yönelik
Sanık … hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince vaki başvurunun esastan reddine dair sanığın yokluğunda verilen hükmün, sanığa 25.06.2021 tarihinde tebliğ edilmesi ile 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 15 günlük temyiz süresinin işlemeye başlayıp sanığın anılan süreden sonra 12.08.2021 havale tarihli dilekçesiyle hükmü temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanıklar Müdafiileri ile Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemlerine Yönelik
1. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, yerinde görülmeyen sair temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Ancak; olay tarihinde servis şoförü olan sanıkların servis ile öğrenci taşımacılığı yaptıkları sırada aynı serviste bulunan öğrenci olan mağdure üzerinde kamu görevinden kaynaklanan nüfuzunun bulunmadığı, zira sanıkların nüfuz sahibi olduğunun kabulü için görevinin mağdure üzerinde güç ve otorite oluşturarak direncini kırması ve mağdurenin bu nedenle çekinerek karşı koyamamasının gerektiği, bunun gerçekleşmesi için de sanıkların görevinin mağdure yönünden zorunlu ve icbar edici nitelik taşımasının zaruri olduğu, dolayısıyla sadece görevinin sağladığı kolaylıktan faydalanarak eylemin gerçekleştirilmesi halinde nüfuzun kötüye kullanıldığının kabulünün mümkün olmadığı, dosya içeriğine göre mağdure üzerinde nüfuzu bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında müsnet suçtan belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi ile artırılması suretiyle sonuç cezanın fazla tayini nedeniyle istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanıklar haklarında zincirleme suç hükümleri uygulanmasına karşın, mağdurenin soruşturma aşamasında tek eylemden bahsettiği kovuşturma aşamasındaki tanık beyanlarından birden fazla buluşmadan behsettiği, mağdurenin hangi beyanına ne şekilde üstünlük tanındığı belirtilmeden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Bozma gerekçesine göre Tebliğnamede düzelterek onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Sanık …’in Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık …’in temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar Müdafiileri ile Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan mağdure vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 02.06.2021 tarihli ve 2021/375 Esas, 2021/813 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.