Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/5567 E. 2023/5645 K. 27.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5567
KARAR NO : 2023/5645
KARAR TARİHİ : 27.09.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/518 E., 2023/26 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2021 tarihli ve 2021/357 Esas, 2021/428 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.02.2022 tarihli ve 2022/336 Esas, 2022/483 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının, sanık, müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.09.2022 tarihli ve 2022/6039 Esas, 2022/8035 Karar sayılı kararı ile “sair temyiz itirazlarının reddine, 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanması hususundaki kararların da gerekçeli olmasının zorunlu olduğu ve ilk derece mahkemesince bu hususta denetime elverişli gerekçe içerecek şekilde hüküm kurulması gerekirken ‘başkaca yasal ve takdiri artırım ve indirim maddesinin uygulanmasına yer olmadığına’ denilmek suretiyle hüküm kurulması karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2023 tarihli ve 2022/518 Esas, 2023/26 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin çelişkili beyanları dışında dosyada sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, tanık beyanları dikkate alınmadan hüküm kurulduğuna, dosyadaki raporlarda istismar bulgusuna rastlanılmadığına, teselsül hükümlerinin uygulanmasının ve takdiri indirim hükmünün uygulanmamasının usül ve kanuna aykırı olduğuna vesaire yöneliktir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Temel ceza ve zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanırken asgari oranda artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkeme Kabulü,
“Mahkememizce dosyada mevcut tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; katılan …’nın sanığın eylemleri hususunda soruşturmanın başından bu yana çelişkisiz, samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu, katılan …’ın şikayetçi olduğu gün gerçekleştiğini iddia ettiği olaydan hemen sonrasına ilişkin beyanlarının tanıklar … ve … tarafından doğrulandığı, yine katılan …’ın sanığın kendisinin göğüslerini okşayıp sıktığı ilk olayda sanığa ” Salak mısın ” diye bağırdığının katılanın annesi tarafından ayrıca ve açıkça ifade edildiği, sanığın son eylemini katılan …’ın anne ve babasını ayrı ayrı arayarak evde olmadıklarını öğrendikten sonra katılanın evde yalnız olmasını fırsat bilerek gerçekleştirdiği, neticeten katılanın tutarlı ve samimi beyanlarının tanık beyanları ile doğrulandığı, sanığın ise katılan …’ın kuzeni olan …’i erkeklerle gezerken görüp babasına durumu söylemesi üzerine katılan … ile birlikte kendisine böyle bir iftira attıkları iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki sanığın ileri sürdüğü husumet iddiasının katılan …’a değil 3. Kişi konumunda olan …’e yönelik olduğu, dolayısıyla katılanın sanığa bu şekilde iftira atmasını gerektirir bir husumetin mevcudiyetinin iddia ve ispat edilemediği, sanığın suçu işlemediği yönündeki beyanlarının suçtan kurtulma amacı taşıdığı yönünde mahkememizde kanaat oluşmakla;

Sanık … …’in eşinin kardeşinin kızı olan ve olayların gerçekleştiği tarihler itibariyle 12-15 yaş gurubu aralığın bulunan katılan …’ya yönelik şikayet tarihinden yaklaşık 4-5 ay kadar önce iki eliyle göğüslerini elleyip sıkarak, bu olaydan 2 ay kadar sonra evlerinin arka balkonunda kolundan tutarak zorla önce koltuğa sonra da kucağına oturtup ardından göğüslerini sıkarak ve kucağında sağa sola sallayarak ve son olarak şikayet tarihinde katılanı zorla yanına oturtup iki eliyle göğüslerini elleyip sonrasında da arkasında gelerek katılanı kucağına alıp sırt üstü vaziyette yatağa yatırdıktan sonra iki eliyle ellerini iki yana açarak zorla tutup üzerine çıkarak ileri geri hareketler yaparak katılana yönelik birden fazla kez cinsel istismar suçunu işlediği, eylemlerinin ani ve tek seferlik olmayıp süreklilik arz ettiğinden sanığın mağdura karşı cinsel istismarda bulunduğu kuşkudan uzak bir kesinlikle sabit olduğundan sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’ 103/1 (1.cümle) maddesi gereğince hapis cezası ile cezalandırılmasına,sanık katılan …’nın teyzesinin eşi olduğundan cezasının 5237 TCK’nun 103/3-c maddesi gereğince yarı oranında arttırılmasına sanık eylemini teselsül ettirdiğinden cezasının 5237 sayılı TCK’ nın 43/1 maddesi gereğince takdiren dörtte bir oranında arttırılmasına, sanığın sübut bulan eyleminde pişmanlığına ilişkin herhangi bir kanaate ulaşılamaması, eylemin ağırlığı, mağdur ile sanık arasındaki akrabalık durumu ve yaş farkı nazara alınarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK nun 62/1 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, dair neticede oluşan tam bir vicdani ve hukuki kanaatle aşağıda yazılı şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
” şeklindeki gerekçesiyle hüküm kurmuştur.

IV. GEREKÇE
Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2023 tarihli ve 2022/518 Esas, 2023/26 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.09.2023 tarihinde karar verildi.