YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5637
KARAR NO : 2023/5308
KARAR TARİHİ : 19.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/226 E., 2023/4 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama
Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden; katılan mağdure vekilinin dilekçesini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinde belirtilen on beş günlük süreden sonra sunduğu, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin ise 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (g) bentleri uyarınca kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.
Sanıklar hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükümler yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2019 tarihli ve 2019/22279 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.04.2019 tarihli ve 2019/8345 Esas sayılı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2021 tarihli ve 2020/238 Esas ve 2021/520 Karar sayılı kararı;
a. Sanık …’in nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
b. Sanık …’in nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
c. Suça sürüklenen çocuğun nitelikli cinsel saldırı ve kişyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2022/397 Esas ve 2022/378 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince
kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararının sanıklar müdafileri, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 2022/9145 Esas, 2022/9964 Karar sayılı kararı ile özetle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme sırasında o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebiyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın diğer istinaf başvuruları incelenerek yazılı şekilde hükümler kurulmasının hukuka aykırı olması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 16.01.2023 tarihli ve 2023/226 Esas ve 2023/4 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri, katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.04.2023 tarihli ve 9-2023/33106 sayılı kısmî ret, kısmî onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II.TEMYİZ NEDENLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Dosyada bulunan deliller değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediğinin anlaşıldığına, sanıkların söz konusu suçları birlikte işlemeleri sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ve 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinin uygulanması gerektiğine, ayrıca iyi hal indirimi uygulamasının hatalı olduğuna ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin suça sürüklenen çocuğa iftira atmasında hiçbir yararı bulunmadığına, bu sebeple suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediğine, ayrıca sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi ile 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanması gerektiğine, sanıklar hakkında alt sınırdan hükümler kurulması ve iyi hal indiriminde bulunulmasının hatalı olduğuna ve kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık … Müdafii Av. …’ın Temyiz İstemi
Dosyada mağdurenin çelişkili ve tutarsız beyanları dışında delil bulunmadığına, sanığın üzerine atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
D. Sanık … Müdafii Av. …’nın Temyiz İstemi
Sanığın aşamalarda samimi anlatımlarda bulunarak mağdure ile rızası dahilinde ilişkiye girdiğini beyan ettiğine, mağdurenin yaşının büyük olduğunun anlaşılması karşısında delillerin tekrar değerlendirilmesi gerektiğine, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, ceza verilirken istismar suçu yönünden en tavandan, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma açısından ise tabandan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın atılı suçlardan beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
E. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemi
Dosyada mağdurenin çelişkili ve tutarsız beyanları dışında delil bulunmadığına, mahkemece savunmayı teyit eden tanık anlatımları ile doktor raporları ve kriminal raporların dikkate alınmadığına, diğer sanık hakkında toplanan delillerin müvekkilinin aleyhine de kullanıldığına, sanığın üzerine atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; ”29/11/2018 tarihinde sanık …’in mağdurenin arkadaşı SSÇ …’i aracına bindirdikten sonra cep telefonunu alarak ve SSÇ … olduğu izlenimi yaratarak mağdure …’a mesaj atarak buluşmak istediğini söylediği, mesaj atan kişinin sanık … olduğunu bilmeyen mağdurenin buluşma yerine gelerek SSÇ’nin kullandığı araca bindiği, aracın arka koltuğunda saklanan sanık …’in mağdureyi tutarak araçtan inmesine izin vermediği ve olayın geçtiği eve getirdiği, yolda sanık …’in SSÇ …’i araçtan indirdiği, sanık …’in 3 gün boyunca mağdureyi burada tutarak gitmesine izin vermediği, üç günün sonunda sanık …’in sanık … i arayarak mağdureyi götürmesini istediği, sanık …’in mağdureyi silahla tehdit ederek başka bir eve götürdüğü ve mağdure ile rızası dışında bir kez cinsel ilişkiye girdiği, olayın gelişiminin bu şekilde olduğu, mağdurenin aşamalardaki beyanları, sanıkların savunması, tanık beyanları, doktor raporları ve tüm dosya kapsamı itibariyle anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında alınan 16/09/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’nca tanzim edilen rapor ile mağdure …’ın, grafi çekim tarihi olan 09/07/2021 tarihinde 21 yaşını bitirmiş olup, 22 yaşı içerisinde olduğu ve olay tarihi olan 29/11/2018 tarihinde 18 yaşını bitirmiş olup, 19 yaşı içerisinde olduğu ve 19 yaşını bitirmediğinin tespit edildiğinin bildirilmesi ile mağdurenin suç tarihinde 18 yaşını tamamlamış olduğu anlaşılmakla mağdurenin doğum tarihinin ay ve gün baki kalmak üzere 06/02/2000 olarak tespitine ve düzeltilmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar SSÇ …’in atılı suçlardan cezalandırılması istemiyle mahkememizde kamu davası açılmış ise de yapılan yargılama neticesinde ; sanık savunması , mağdur beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlemediğini belirtir istikrarlı savunmalarının aksini ispat eder mahiyette her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut bir delilin elde edilemediği anlaşılmakla ve dolayısıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 tarih, 2010/8-134 esas- 2010/217 karar sayılı içtihadında da açıklamış olduğu ‘Şüpheden sanık yararlanır ilkesi’ olarak ifade edilen ve masumiyet (suçsuzluk) karinesinin bir uzantısı olan ve sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğunu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceğini, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiğini, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek olacağı hususunu içinde barındıran bu evrensel hukuk ilkesinin ışığında sanık hakkında atılı suçdan CMK nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Ve Sanıklar ile Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Katılan mağdure vekilinin yokluğunda verilip 25.01.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 25.02.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları” ile aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına dair düzenlemeler ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunmadığı da dikkate alındığında, katılan mağdure vekilinin, sanıklar müdafilerinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiş bu nedenle kısmen Tebliğnameye iştirak edilmemiştir.
B. Sanık … Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık … tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ile sanık … müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik sanık … müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
C. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
D. Sanık … Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Olayın oluş şekli, sanık … ve suça sürüklenen çocuk ile tanıkların beyanlarında sanık …’in mağdurenin tutulduğu eve gittiğine dair anlatımlarının bulunmaması, mağdurenin külodunda yapılan teknik inceleme neticesinde düzenlenen 31.01.2019 günlü raporda külottaki vücut sıvısı ile karışık meni lekelerinden temin edilen DNA profilinin sanık …’in DNA’sıyla uyuşmadığının bildirilmesi, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanık …’in üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi karşısında istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan ret kararında hukuka aykırılık bulunmuştur. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğname’de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi ve Sanıklar ile Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan mağdure vekili, katılan Bakanık vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık … Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu ile Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 16.01.2023 tarihli ve 2023/226 Esas ve 2023/4 Karar sayılı kararında sanık … müdafileri ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
C. Sanık … Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (D) bölümünde yer alan nedenlerle sanık … müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 16.01.2023 tarihli ve 2023/226 Esas ve 2023/4 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanık …’in TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2023 tarihinde karar verildi.