Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/8 E. 2023/2544 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8
KARAR NO : 2023/2544
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuklar …, …, … ile … hakkında katılan …’a karşı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık ile suça sürüklenen çocuklar hakkında katılan …’a karşı nitelikli yağma, katılan …’a karşı nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ile sanık … hakkında katılan …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Suça sürüklenen çocuk … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 Tarihli ve 2021/58 Esas, 2021/320 Karar Sayılı Kararı ile;
1. Sanık … hakkında
a. Katılan …’a karşı nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 168 inci maddesinin üçüncü ve ikinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Katılan …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c. Katılan …’a karşı nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 23 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d. Katılan …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Suça Sürüklenen Çocuklar …, …, … ve … hakkında;
a. Katılan …’a karşı nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 168 inci maddesinin üçüncü ve ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
b. Katılan …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
c. Katılan …’a karşı nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
d. Katılan …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

B.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.11.2021 Tarihli ve 2021/1360 Esas, 20121/1467 Karar Sayılı Kararı İle;
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık ile suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.

C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.02.2022 ve 30.12.2022 tarihli, 9-2022/18896 sayılı onama görüşlü Tebliğname ve ek Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık ile suça sürüklenen çocukların katılan mağdure Pınar’a karşı nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından üst sınırdan cezalandırılmaları ve kurum lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık … ve Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiiinin Temyiz İstemi
Katılanların iddiasını doğrulayan somut deliller bulunmadığı, sanık …’ın katılan … ile para karşılığı rızasıyla ilişkiye girdiği, cinsel birliktelikten sonra ödeme yapılmaması ve bu konuda anlaşmazlık çıkması nedeniyle olayların meydana geldiği, yağma suçunu kabul etmemekle birlikte zararın karşılandığı bu hususta cezaların alt sınırdan ve indirimlerin üst sınırdan yapılması gerektiği, olay yerinin özelliklerine göre gündüz vakti … dışı cinsel ilişki ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının işlenmesinin mümkün olmayacağı nedenleriyle sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.

C. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun katılan …’a yönelik nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği hususunun somut delillerle ispatlanamadığına, diğer olayların katılan … ile sanıklar arasında çıkan tartışma üzerine meydana geldiğine, suça sürüklenen çocuk hakkında katılanlara yönelik kurulan mahkumiyet hükümlerinde üst sınırdan ceza tayin edilmesinin ve takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde etkin pişmanlık hükümlerinin yarı oranında uygulanması gerektiğine ilişkindir.

D. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun katılanlara yönelik para alma, kredi kartı isteme, şiddet uygulama, cinsel ve hürriyeti kısıtlayıcı eylemde bulunmadığına, diğer sanıkların katılan …’a tecavüz edip etmediklerini bilmediğine, katılanların anlatımlarının suça sürüklenen çocuğun kendilerine yönelik bir eyleminin olmadığına yönelik olduğuna, suça sürüklenen çocuğun beraati gerektiğine, aksi düşünülecek olması halinde etkin pişmanlık ve diğer lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

E. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun katılanlara yönelik para alma, kredi kartı isteme, şiddet uygulama, cinsel ve hürriyeti kısıtlayıcı eylemde bulunmadığına, suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan beraati gerektiğine, aksi düşünülecek olması halinde alt sınırdan hükümler kurulması ve yasal takdiri tüm indirimlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, katılan …’un 06.06.2019 tarihinde müracaat ile … Bağlı köyü civarında beş kişinin kendisini darp ederek 50,00 TL parasını ve banka kartlarını aldıklarını beyan ederek şikayetçi olduğu, katılan …’un önceki beyanına ek olarak 10.06.2019 tarihindeki ifadesinde olay anında yanında arkadaşı katılan …’ın da bulunduğunu, şikayet ettiği söz konusu şahısların kendisinin parasını aldıktan sonra katılan …’a cinsel saldırıda bulunduklarını, katılan … ile olan gizli arkadaşlıklarından dolayı ilk ifadesinde onun ismini veremediğini beyan ettiği, bu beyan sonrasında katılan …’ın 10.06.2019 tarihinde alınan beyanında olayları doğruladığı ve olayla ilgili şikayetçi olduğu, alınan beyanlar, savunmalar, dosyadaki tutanaklar karşısında katılanların ayrı ayrı evli iken uzun zamandır arkadaşlıkları dolayısıyla ilişkilerinin bulunduğu, suç tarihinde araç ile olay mahalli olan köye geldikleri, bulundukları yerin köyün dışında tenha bir yer olduğu, sanık ve suça sürüklenen çocukların alkollü oldukları, sanık ve suça sürüklenen çocukların daha sonra katılanların bulunduğu yere geldikleri, katılanlara saldırıp darp ettikleri, katılan …’tan para istedikleri, bu sırada katılan …’ın tarlaya doğru kaçarak yardım istediği ancak yakalanıp tekrar olay yerine getirildiği, sanık ve suça sürüklenen çocukların katılanlar üzerinde sayı çoğunluğu nedeniyle birlikte ortak hakimiyet kurarak para istedikleri, katılan …’un cebinde bulunan 50,00 TL’yi verdiği, paranın az bulunması üzerine katılandan banka kartlarının istendiği, katılanın kartlarını verdiği, iki failin katılanların yanında kalarak diğer üç failin para çekmeye … merkeze geldikleri, bu şekilde katılan …’un hesabından 800,00 T L paranın çekildiği, buna ilişkin banka hesap ektresinin
dosya arasında bulunduğu, yine bankamatikten para çekme anına ilişkin kayıtların da bulunduğu, bu kayıtların katılanların beyanlarını doğrular mahiyette olduğu, para çeken faillerin tekrar katılanların bulunduğu olay mahalline geldikleri, parayı az bulmaları sebebiyle katılan …’a tecavüz etmek
istedikleri, sonrasında katılan …’ı katılan …’a ait araca zorla bindirdikleri, araç içerisinde katılan …’ı darp edip üzerindeki kıyafetleri yırttıkları ve araç içerisinde sırasıyla suça sürüklenen çocuklar … ve … ile sanık …’ın katılan … ile cinsel organlarını katılanın cinsel organına sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri, diğer iki failin ise katılanın yalvarmaları nedeniyle ve kendi istekleri ile ilişkiye girmediği, bu şekilde ortak hakimiyet kurarak birbirlerinin eylemlerinin icrasını kolaylaştırdıkları, sonrasında beş failin geldikleri araç ile olay yerinden ayrıldıkları, sanık ve suça sürüklenen çocukların savcılıkta müdafi huzurunda alınan ifadelerinde ikrarda bulundukları, bu ifadelerinin katılanların beyanını ve olayın oluşunu doğruladığı, sonradan yargılama aşamasında savunma değiştirmelerinin suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, bu itibarla,
Sanık ve suça sürüklenen çocukların suç tarihinde katılanların yanına gelerek, fikir ve eylem birliği içerisinde sayı üstünlüğünü kullanıp katılanlar üzerinde hakimiyet kurduktan sonra katılan …’tan para istedikleri, katılanın cebinden 50,00 TL çıkarıp verdiği, bu şekilde zora dayalı biçimde katılan …’tan para ve daha sonra banka kartlarını almak suretiyle birden fazla kişiyle birlikte yağma suçunu işledikleri kanaatine varılmış ve sanık ile suça sürüklenen çocukların cezalandırılmaları cihetine gidilmiş, yargılama aşamasında dosyaya ibraz edilen makbuz ile katılanların yağma suçu nedeniyle oluşan zararının giderildiği anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası yollaması ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca zararın giderildiği zaman, giderilme şekli gözetilerek takdiren 1/4 oranında indirim uygulanmıştır.
Sanık ve suça sürüklenen çocukların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, sayı üstünlüklerini kullanıp katılanlar üzerinde hakimiyet kurduktan sonra katılanların oradan ayrılma imkanlarını ortadan kaldırdıkları, katılan …’ın kaçmaya çalışmasına rağmen onu hem zor ile hem de hile ile tekrar olay mahalline getirdikleri, üç failin bankadan para çekmek için köyden ayrılıp … merkezine geldikleri aşamada iki failin katılanların kaçmasını önlemek amacıyla yanlarında kaldığı, bu şekilde katılanların hürriyetinin uzunca bir süre kısıtlandığı, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanık ve suça sürüklenen çocukların üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bu şekilde sübut bulduğu anlaşılmakla cezalandırılmaları cihetine gidilmiştir. Sanık ve suça sürüklenen çocukların katılan …’a yönelik eylemlerini cinsel amaçla gerçekleştirdikleri, nitekim eylemin sonunda amaçlanan cinsel amaçlarına ulaştıkları anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun’un 109 ucu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca artırım uygulanmıştır.
Sanık ve suça sürüklenen çocukların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, sayı üstünlüğü ile katılanlar üzerinde hakimiyet kurup onların direncini kırdıkları, daha sonra suça sürüklenen çocuklar … ve … ile sanık …’ın katılan … ile rızası dışında araç içerisinde cinsel ilişkiye girdikleri, suça sürüklenen çocuklar … ve … ilişkiye girmemiş olsa da fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ve ortak hakimiyet kurma iradesi ile hareket edilmesi ve fiilin bu şekilde icra edilmesi nedeniyle sanık ve suça sürüklenen çocukların üzerine atılı cinsel saldırı suçunun sübut bulduğu kanaatine varılmış ve cezalandırılmaları cihetine gidilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında katılan …’a yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
hüküm kurulurken, temel cezanın alt sınırı 12 yıl olmasına rağmen 11 yıl olarak tayin edilerek hatalı uygulama yapılmasının aynı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi dikkate alındığında sonuç cezaya etkili olmadığından bu husus eleştiri konusu yapılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuklar …, …, … ile … Hakkında Katılan …’a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuklar …, …, … ile … müdafilerinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık … ve Suça Sürüklenen Çocuklar …, …, … ile … Hakkında Katılan …’a Karşı Nitelikli Yağma ve Katılan …’a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçları İle Sanık … Hakkında Katılan …’a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık ve suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında düzenlenen “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve aynı Kanun’un 149 uncu maddesinde düzenlenen nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde ” Suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suçun konusunun önem ve değeri, suç kastının yoğunluğu nazara alınarak” şeklindeki gerekçeyle tayin edilen temel cezaların teşdiden belirlenmesinde ve nitelikli yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanırken ”zararın giderildiği zaman, giderilme şekli gözetilerek” şeklindeki gerekçeyle alt sınırdan indirim uygulanmasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve ” olay sırasında ve olaydan sonra gerçekleştirdikleri davranışları, olayın vahameti, bu anlamda sanık ve suça sürüklenen çocukların gelecekleri üzerindeki etkisi, takdiri indirimin kazanılmış bir hak ve zorunlu uygulama alanı olan bir uygulama olmaması gözetilerek” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

C. Sanık … ve Suça Sürüklenen Çocuklar …, …, … ile … Hakkında Katılan …’a Karşı Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Katılanların aşamalardaki istikrarlı anlatımları, katılan mağdure Pınar’ın anlatımları ile uyumlu darp- cebir raporu, sanık ile suça sürüklenen çocukların soruşturma evresindeki ikrar içerikli savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ile suça sürüklenen çocukların üzerilerine atılı suçu işledikleri yönündeki kabulünde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanık … ve suça sürüklenen çocuklar …, …, … ile …’ın birlikte gerçekleştirdikleri kabul edilen nitelikli cinsel saldırı eylemi nedeniyle haklarında 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi gereğince cezalarında artırım yapıldığı halde, ayrıca birbirlerinin eylemlerine iştirak ettikleri ve haklarında zincirleme suç oluştuğu kabul edilerek mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde tayin edilen cezalarda aynı Kanunun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Suça sürüklenen çocuklar … ile … hakkında kurulan hükümlerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen iddianame ile ilk derece mahkemesindeki duruşmada verilen esas hakkındaki mütalaada suça sürüklenen çocukların üzerilerine atılı suçu 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında yardım eden sıfatıyla gerçekleştirdiklerinin belirtilmesi karşında, mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı şekilde ek savunma hakkı tanınmaksızın müşterek failliğe ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulama yapılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Suça sürüklenen çocuklar … ile … hakkında kurulan hükümlerde, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm kurulurken, temel cezanın alt sınırı 12 yıl olmasına rağmen 11 yıl olarak tayin edilerek hatalı uygulama yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

5. Yukarıda açıklanan bozma sebeplerine istinaden Tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuklar …, …, … ile … Hakkında Katılan …’a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlerle İlgili Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuklar …, …, … ile … müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık … ve Suça Sürüklenen Çocuklar …, …, … ile … Hakkında Katılan …’a Karşı Nitelikli Yağma ve Katılan …’a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçları İle Sanık … Hakkında Katılan …’a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlerle ilgili Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.11.2021 tarihli ve 2021/1360 Esas, 20121/1467 Karar sayılı kararında sanık ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

C. Sanık … ve Suça Sürüklenen Çocuklar …, …, … ile … Hakkında Katılan …’a Karşı Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümlerle ilgili Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (C-2,3,4) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ile suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.11.2021 tarihli ve 2021/1360 Esas, 20121/1467 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.04.2023 tarihinde karar verildi.