YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8390
KARAR NO : 2023/6144
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/375 E., 2023/277 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesi 05.01.2023 tarih ve 2022/337 Esas, 2023/9 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar vermiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 06.03.2023 tarihli ve 2023/375 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Olayla ilgili yeterli araştırma yapılmadan sanık aleyhine karar verildiğini, tek delilin mağdure beyanı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre ilk hareketi başlatanın tespit edilerek sanık mağdur ayrımının yapılması gerektiğini ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; “Yapılan yargılama sonucu, suça sürüklenen çocuk savunması, mağdur, müşteki ve katılan beyanları, tanık anlatımları, Antalya Eğitim Araştırma Hastanesinin 14/07/2022 ve 24/08/2022 tarihli raporları, sosyal inceleme raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Müşteki …’ın 14/07/2022 tarihinde kolluk kuvvetlerine müracaat ederek abisinin kızı olan mağdur …’in kendisine amcasının oğlu olan suça sürüklenen çocuk … tarafından istismara uğradığını söylediğini beyan etmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlanıldığı, suça sürüklenen çocuk hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/699 sayılı iddianamesi ile Türk Ceza Kanununun 103/1-1. cümle, 103/2, 31/3, 43/1, 63 sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği hususunda Mahkememizde vicdani kanaat oluşmuştur.
Suça sürüklenen çocuk … 25/10/2022 tarihinde Mahkememizde, mağdur …’un öz amcasının kızı olduğunu, aynı evde amcası, nenesi, … ve …’in kardeşleri ile birlikte yaşadığını, … ile rızası dahilinde cinsel ilişkiye girmeye çalıştığını ancak ilişkinin tam olarak gerçekleşmediğini, olay tarihinde mutfağın yanındaki kanepede uyuduğunu, sabaha karşı …’in yanına geldiğini, kendisine ”… seninle konuşacağım, birlikte olalım” dediğini, …’in pantolonunu ve kendisinin pantolonunu indirdiğini, cinsel organını …’in poposuna sokmaya çalışmadığını, …’in bunu yapmaya çalıştığını ancak cinsel organının …’in poposuna girmediğini, daha sonra korkarak ”amcam ikimize de kızar, ikimizi de yakar” dediğini, …’in tuvalete gittiğini, bu esnada nenesinin geldiğini ve ”ne oluyor” dediğini, …’in tuvaletten çıkmasından sonra nenesinin …’e ne olduğunu sorduğunu, …’in bağırarak bir şey olmadığını söylediğini ve odasına gidip yattığını, bu esnada sesinin ağlıyor gibi geldiğini ancak tam olarak ağladığını görmediğini, olaydan sonra evden kaçmadığını, sabah olduğundan nenesinin, amcasını aradığını, telefonda amcasının kendisiyle görüşmek istediğini, görüşmede amcasının kendisini evden kovduğunu, ”geldiğimde seni o evde görmeyeceğim” dediğini, daha önce …’e dokunmadığını, …’in kaç yaşında olduğunu bilmediğini, kendi yaşını bilmediğini, …’in yaşını nenesine hiç sormadığını ancak … ile arasında fazla bir yaş farkının olmadığını söylediğini, nenesine sorduğunda ”14-15 arasındasın” dediğini beyan etmekle; mağdurun rızası ile gerçekleşen eylem ile ilgili aynı gün yakınlarına anlatarak şikayetçi olmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, mağdur ile suça sürüklenen çocuk arasında soyut suç isnadında bulunmayı gerektirir husumet bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen savunmalarına itibar edilmemiştir.
Mağdur … 18/11/2022 tarihinde Mahkememizde özetle, 13 yaşında olduğunu, babaannesi ve kardeşleriyle birlikte yaşadığını, suça sürüklenen çocuk …’un amcasının oğlu olduğunu, Kumluca’da yaşadığı dönemde …’in de kendileriyle birlikte yaşadığını, … günü evde olduğunu, bu evde halası ve çocuklarının bir odada olduğunu, babaannesinin salonda yattığını, … ve kardeşinin mutfak ile birleşik olan odada yattığını, kendisinin de diğer halası ve küçük kardeşi ile bir odada yattığını, halasının küçük kızının ağlaması üzerine süt hazırlamak için kalktığını, kalktığı sırada küçük kızın sustuğunu, süt hazırlamaktan vazgeçtiğini, bu durumun birkaç defa tekrarlandığını, sonunda süt hazırlamaya karar verdiğini, bu esnada arkasından birisinin geldiğini fark ettiğini, bu kişinin … olduğunu anladığını, …’in, kendisini ağzını kapatarak mutfak ile birleşik olan odaya çekerek götürdüğünü, donunu indirdiğini, önce cinsel organını ağzına soktuğunu, sonra poposuna cinsel organını soktuğunu, akabinde kendisini bıraktığını, donunu kaldırarak tuvalete koştuğunu, bu esnada babaannesinin kalktığını, ona ne olduğunu söylemediğini, korktuğunu, sabah olduğunda …’in evden kaçtığını, yaşananları halasına anlattığını ve şikayetçi olduklarını, bu olayın öncesinde de …’in kendisine sürekli dokunduğunu, ön özel bölgesine kıyafetlerinin içinden dokunduğunu, babaannesine söylemesi durumunda, …’in babaannesine kendisini sevdiğini söyleyeceğini, bu sebeple anlatamadığını, dokunma ve sürtünme eylemlerinin 4-5 kere yaşandığını beyan etmiş, mağdurun beyanlarının tüm aşamalarda tutarlı olduğu, eylemlere ilişkin detaylar barındırdığı ve değişmediği, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 14/07/2022 tarihli raporu ile, anal muayenede, cinsel istismar eylemine ilişkin bulgunun mevcut olduğu, mevcut lezyonların akut fiili livata eylemini desteklediğinin tespit edildiği, mağdur ile suça sürüklenen çocuk arasında soyut suç isnadında bulunmayı gerektirir husumet bulunmadığı hususları ile mağdur beyanının tanık anlatımları ile doğrulandığı hususu birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun beyanlarına itibar edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/06/2015 gün ve 810-268 sayılı kararı ile ”cinsel suç mağdurunun tüm aşamalarda tutarlı ve özde değişmeyen beyanının yan delillerle desteklenmesi durumunda cinsel istismar suçunun sabit olduğunun kabul edilmesi gerektiği” görüşü benimsenmiştir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdur …’in olay tarihi itibariyle aynı gün yakınlarına yaşadıklarını anlattığı, bunun akabinde aynı gün şikayetçi olduğu, olayın ortaya çıkış şeklinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, suça sürüklenen çocuk ile mağdur arasında eylem öncesinde suça sürüklenen çocuğa soyut suç isnadında bulunmayı gerektirir bir husumet bulunmadığı, mağdur ve tanık beyanlarının aşamalardaki tutarlı, özde değişmeyen ve istikrarlı beyanları ile suça sürüklenen çocuğun mağdur beyanları ve tanık anlatımlarıyla doğrulanmayan savunması birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı eylemin sübuta erdiği kabul edilmiştir…. bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdur ile suça sürüklenen çocuğun akraba olduğu, aynı evde birlikte yaşadıkları, dolayısıyla suça sürüklenen çocuğun mağdurun yaşını anlayabilecek kadar birlikte vakit geçirdikleri, kaldı ki suça sürüklenen çocuğun, …’in yaşını nenesine hiç sormadığını ancak nenesinin … ile arasında fazla bir yaş farkının olmadığını söylediğini, nenesine sorduğunda ”14-15 arasındasın” dediğini beyan etmesi karşısında mağdurun 15 yaşından küçük olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı anlaşılmakla, Türk Ceza Kanununun 30. maddesinde düzenlenen hata halinin uygulanma şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Zincirleme Suç Hükümleri Bakımından Yapılan Hukuki Değerlendirme;
Mağdur …’un aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamına göre, 14/07/2022 tarihinde suça sürüklenen çocuğun mağdurun ağzına ve arka özel bölgesine cinsel organını sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği, 14/07/2022 tarihinden önce farklı tarihlerde suça sürüklenen çocuğun mağdurun vücuduna cinsel saikle dokunmak ve cinsel organını sürtmek şeklinde eylemleri gerçekleştirdiği ve mevcut haliyle değişik tarihlerde gerçekleşen eylemlerin teselsül etmesinden dolayı son eylem tarihinin suç tarihi olduğu eylemlerin teselsül ettiği nazara alınarak yapılan değerlendirmede,… suça sürüklenen çocuğun, mağdura karşı 14/07/2022 tarihine dek süren eylemlerinden dolayı son eylem tarihi zincirleme suç tarihi kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43. maddesi hükümleri uygulanmıştır.
Açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk … hakkında Türk Ceza Kanununun 103/1-1.cümle, 103/2, 31/3, 43/1, 63 sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; eylemlerin kül halinde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk …’un mağdura karşı Nitelikli Cinsel İstismar suçunu işlediği sabit olduğundan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan Türk Ceza Kanununun 103/1-a delaletiyle Türk Ceza Kanununun 103/2-1. cümlesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki, meydana gelen zararın niteliği, failin kastının derecesi, suçun işlendiği zaman ve yer nazara alınarak takdiren 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediği anlaşıldığından Türk Ceza Kanununun 43/1 maddesi gereği verilen cezada takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak sanığın 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, suç tarihinde suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş aralığında bulunduğu anlaşılmakla Türk Ceza Kanununun 31/3 maddesi uyarınca cezasında 1/3 oranında indirim yapılarak suça sürüklenen çocuğun 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 31/3 son cümlesi gereğince suça sürüklenen çocuğun cezasının 12 yıldan fazla olamayacağı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuğun fiilden sonraki ve yargılama aşamasındaki davranışları lehine indirim sebebi kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62. maddesi gereğince cezasından taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak, sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sonuç ceza miktarı itibariyle şartları oluşmadığından Ceza Muhakemesi Kanununun 231., Türk Ceza Kanununun 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına kanunen yer olmadığına, Dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçeleriyle suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 06.03.2023 tarihli ve 2023/375 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 06.03.2023 tarihli ve 2023/375 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.10.2023 tarihinde karar verildi.