YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/48663
KARAR NO : 2010/6500
KARAR TARİHİ : 11.03.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 11.03.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Davacıyı çalıştıran temizlik şirketleri ile davalı Bakanlık arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin bulunduğu ve davacının Bayıktem Ltd şirketinin döneminde S.S.K. dan yaşlılık aylığı bağlanması amacıyla hizmet sözleşmesini sona erdirdiği anlaşılmaktadır. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde hizmet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ilke olarak sözleşmenin tarafları arasında yani işçi ile alt işveren arasında görülmesi gerekmekle beraber alt işverenin yükümlülüklerinden asıl işveren de birlikte (müteselsilen) sorumlu olduğundan dava her ikisine birden açılabileceği gibi sadece birine karşıda açılabilir. Ne var ki davanın hizmet sözleşmesinin tarafı olan alt işveren yerine sorumluluğu yasadan kaynaklanan asıl işverene karşı açılması halinde gerçeğin daha iyi ortaya çıkması ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin daha iyi karara bağlanması için alt işverenin de dava konusu uyuşmazlıkta taraf olmasının sağlanması ya da hiç değilse davanın ihbar olunması gerekir. Mahkemece bu yönde bir işlem yapılmamış davanın asıl işverene yöneltilerek açılması yeterli bulunarak sonuca gidilmiştir.
Diğer yandan davacının tüm çalışma süresinde hiç izin kullanmadığı kabul edilerek izin ücreti alacağı belirlenmiştir. Bir kimsenin yaklaşık 9 yıl gibi uzun bir süre hiç izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu yön dikkate alınıp davacıya izin konusunda resen yemin teklif edilmeden salt belge ibraz edilmemesi nedeniyle hiç izin kullanmadığının kabulü ile sonuca gidilmesi de isabetli olmamıştır.
Hükmün yukarıda açıklanan hususlarda gerekli işlemlerin yapılması için bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi düşünce ile oluşturduğunu onama kararına katılamıyorum.