YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21009
KARAR NO : 2012/35943
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı-karşı davalı vekili, davacı işçinin kıdem tazminatı ve fazla mesai ücret alacağının davalı-karşı davacı işverenden tahsiline, davalı-karşı davacı ise ihbar tazminatının davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, fazla mesai ücret alacağının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin ve diğer taleplerin reddine, hükmün davalı bakımından kesin olduğuna karar verilmiştir.
Kısa kararın açık olmaması nedeni ile gerekçeli kararın tebliğine göre hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı bankanın … Şubesinde çalıştığını, davalı bankanın eski çalışanları adaletsiz davrandığını, Demirbank zamanında çalışan eski çalışanların 2002 başında % 95 iken bugün çok az kişinin kaldığını, birçok yeni kişinin işe alınırken eski çalışanların daima işten kıdem tazminatı ödemeden ayrılmalarının sağlandığını, özellikle Demirkank’a el konulduğunda TMSF yönetimindeyken fazla çalışmanın arttığını, hafta sonu tatillerinde de çalıştırılmasına rağmen davacıya herhangi bir ücretin verilmediğini, çok zor durumda kalması ve artık bunalmış olmasından dolayı “çalışma ortamının sürekli olarak yaşanan uyumsuzluk nedeniyle yasal hakları saklı kalması kaydıyla” istifa dilekçesi yazdığını, davacıya ödenmesi gereken kıdem tazminatının ödenmediğini ve fazla çalışma ücret alacağı bulunduğunu belirterek, kıdem tazminatı ve fazla mesai ücret alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabı ve karşı dava isteminin özeti:
Davalı-karşı davacı vekili zamanaşımı itirazı yanında, davalının Demirbank T.A.Ş. BBDK tarafından 16.12.2000 tarihli kararı ile TMSF’ye devredildiğini, daha sonra mülkiyeti TMSF’ye ait olan Demirbank T.A.Ş. hisselerinin tamamının, davalı banka ve diğer şirketlere satıldığını, davacının davalı bankada 15.10.1997 tarihinden haksız ve tek taraflı olarak istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, son aylık ücretinin brüt 1.590,00 TL olduğunu, istifanın hukuken kıdem tazminatı hakkı doğurmadığını, fazla çalışmadan kaynaklanan bir ücret alacağının olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, karşı dava ile iş sözleşmesini haksız fesheden davacıdan ihbar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek ve karşı dava hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadan, davacının istifa ederek ayrıldığı, feshin haklı nedene dayandığını kanıtlayamadığı, fazla çalışmanın yaptığının kanıtlandığı gerekçesi ile fazla mesai ücret alacağının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin ve diğer taleplerin reddine, hükmün davalı bakımından kesin olduğuna karar verilmiş, karşı dava hakkında ise olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
D) Temyiz:
Karar taraf vekilleri tarafından cevap nedenleri ile temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.’un “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
(1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar”dan kastedilen HMK.’un 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.’un 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.’un 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Halen yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Taraflar hükmün tefhiminin HMK.’un 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.
Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.’un 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli ve zorunludur.
HMK.’un 298/2 maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece tefhim edilen kısa karar ve gerekçeli kararda karşı dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ve davalı karşı davacının talebi konusunda taraflara tanınan ve yüklenen haklar gösterilmemiş ve hükümde tereddüde yol açılmıştır. Böylece belirtilen HMK.’un 297,298 ve 321. Maddelerine aykırı davranılmıştır. Kararın salt bu nedenle sair yönleri incelenmeksizin bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı salt sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.