YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11628
KARAR NO : 2014/16273
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
MAHKEMESİ : KOCAELİ 3. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/02/2012
NUMARASI : 2009/935-2012/32
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalıya ait işyerinde 19.07.2007-16.12.2008 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalıştığını, ilk zamanlarda 2.000,00 TL net ücret, yemek ve prim şeklinde ödenen ücretin son birkaç yıldan beri 1.400,00 TL net ücret, yemek ve asgari geçim indirimi şeklinde ödenmeye başladığını, son günlerde işverenin işçilere baskı yaparak asgari ücret, asgari geçim indirimi, yemek ve bölgesel yol primi şeklinde ücret belirlemeye çalıştığını, günde 16-18 saat çalışacak şekilde araç kullanmaya zorladığını, bu şekilde yola devam edebilmek için genelde çift takometre uygulaması yapıldığını, gerçekte işçilere ödenen ücretlerin 1.200,00 -1.513,00 TL olmasına rağmen, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini ve bankaya asgari ücretten yatırıldığını, farkların elden ödendiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak sonlandırıldığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 19.07.2007-16.12.2008 tarihleri arasında yurt içi tır şoförü olarak çalıştığını, son brüt ücretinin 638,70 TL olduğunu, bunun dışında ücrete ek bir ödeme yapılmadığını, sadece şehir dışına gittiği dönemlerde yasal harcırah ödemesi yapıldığını, davalı şirketin, şirket ortaklarının kurucu ve yöneticisi olduğu narenciye şirketlerinin taşıma işini yaptığını, narenciye sezonunun Kasım ve Nisan ayları arasında olduğunu, belirtilen aylarda ağırlıklı taşıma işi yapılmakla birlikte bunun dışındaki zamanlarda durgun çalışma ortamının söz konusu olduğunu, taşımanın yoğun olduğu dönemlerde şoförlerin Haftanın İş Günlerine Bölünemeyen Çalışma Süreleri Yönetmeliği’ndeki şartlara uygun olarak çalıştırıldığını ve dört gün araçta kalıp iki gün dinlendiklerini, davacının çalışmalarının sefer görev emirleri ve araçtaki uydu takip cihazlarından alınan raporlarla sabit olduğunu, yurt içi tır şoförlerinin günlük araç kullanma sınırları dışında araç kullanması söz konusu olmadığından Yargıtay içtihatlarına göre fazla mesai alacağı isteyemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız olarak sonlandırıldığı, son net ücretinin 1.400,00 TL olduğu gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı süresi içersinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K).
Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunun bazı yerlerinde örneğin; 21.11.2008 tarihli fazla mesai hesabında olduğu gibi maddi hata yapıldığı izlenimi edinilmektedir. Ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliği’ndeki çalışma sürelerinin dosyada bulunan sefer görev emirleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, hesap hataları bulunan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.