YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12227
KARAR NO : 2014/16370
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2011
NUMARASI : 2009/532-2011/911
DAVA :Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işçinin kesinleşen işe iade kararı üzerine süresinde yaptığı başvuru üzerine işe davet edildiği ancak işçinin işyerine geldiği halde işe başlamadığını, işe iade kararı ile ilk fesih ortadan kalktığından davalının hak ettiği 4 aylık boşta geçen süre ücreti düşüldükten sonra davalıya yapılan kıdem ve ihbar tazminatından kalan bakiye kısmın iade edilmemesi üzerine ilamsız icra takibi başlattığını ancak davalı işçinin takibe haksız olarak itiraz ettiği ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, kesinleşen işe iade kararı üzerine işe iade hususunda işverene başvurulmaması halinde ilk feshin geçerli hale geleceğini, bu durumda işçiye ödenen kıdem ve ihbar tazminatının talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının kesinleşen işe iade kararı üzerine işverene başvurduğu, işverence işe davet edildiği halde işe başlamakta samimi olmadığı, ilk fesih ortadan kalktığından davacının davalı işçiye ödediği kıdem ve ihbar tazminatının iadesi için yaptığı takipte haklı olduğu ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur.
Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9‑232E, 2009/278K.).
İşveren işe iade için başvuran işçiyi (1) ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasanın 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/29383 E, 2008/27243 K.).
Somut olayda; davalı işçi kesinleşen işe iade kararı üzerine süresinde işverene başvurduğu, işveren tarafından 11.05.2009 tarihinde işe başlatılmak üzere davet edildiği dosya kapsamına göre sabittir. Davalı işçi işveren tarafından işe başlatılmadığını ileri sürerek işe iade sonrası istekler ile bir kısım işçilik alacakları yönünden işveren aleyhine Bakırköy 9. İş Mahkemesinin 2009/562 Esas sırasında dava açmıştır. Dosya içinde bu davanın akıbetine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.
Davacı işveren davalının işe davet edilmesine karşın işe başlama hususunda samimi olmadığını, işe iade kararı ile 04.04.2008 tarihinde yapılan feshin ortadan kalktığını, davacıya bu fesih sonucunda ödenen kıdem ve ihbar tazminatından davalının hak kazandığı 4 aylık boşta geçen süre ücreti düşüldüğünde kendisine fazladan ödenen 1.597,70 TL iadesi için ilamsız icra takibi başlatmış olup davalı işçi bu takibe itiraz etmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere kesinleşen işe iade kararı üzerine işçi işe iade edilmesi için başvuruda bulunmaması veya başvurusunun samimi olmaması halinde ilk yapılan fesih geçerli hale gelecektir. Davalı işçinin işverene işe iade edilmesi için yaptığı başvurunun samimi olup olmadığı hususu taraflar arasındaki derdest davada tartışılmalıdır.
Davacı işveren 04.04.2008 tarihinde yaptığı fesih üzerine işçiye ödediği kıdem ve ihbar tazminatını talep edemez. Mahkemece davacı işverenin itirazın iptali davasının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.