YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16267
KARAR NO : 2014/20334
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ : KAYSERİ 3. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2012
NUMARASI : 2011/153-2012/221
DAVA :Davacı, eğitim gideri ile cezai şart alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının, müvekkili bankaya “uzman yardımcısı ünvanı ile bankacılık ve görevin gerektirdiği etkinlikleri kazanmak, mesleki ve kişisel gelişim ve davranışlarımı geliştirmek için bankaca verilecek eğitimlere katılmayı, Eğitimler sonrası Bankanın belirleyeceği görevi ve herhangi bir nedenle başlamaz ve göreve başladıktan sonra beş yıl içinde bankadan istifaen ayrılır ya da bankaca iş sözleşmem iş kanunu hükümleri doğrultusunda haklı nedenle feshedilir ise bankaya eğitim- konaklama bedelini ve 15.000 TL ödemeyi” kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalının 19 ay sonra bankadaki görevinden ayrıldığını ve bu nedenle taahhüt ettiği 15.000,00 TL ile 2.890,70 TL eğitim gideri olmak üzere toplam 17.890,70 TL’nın temerrüt tarihi olan 07/09/2010’dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, cezai şart istenebilmesi için yapılan iş sözleşmesinin belirli süreli olması gerektiğini, müvekili ile banka arasında yapılan sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu, taahhütnamenin imzalanmaması halinde işe başlatılmayacağının ifade edildiğini ve söz konusu taahhütnamenin tek taraflı olduğunu, talep edilen eğitim giderlerinin eğitin gören çalışan sayısına göre oranlanması gerektiği gibi bankanın talep ettiği eğitim giderinin hangi kriterlere göre hesapladığını belirtmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilerek eğitim gideri ve cezai şart alacakları hüküm altına alınmıştır.
D) Temyiz:
Kararı taraflar avukatları temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının Temyiz İtirazlarının İncelenmesine Gelince:
Cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve eğitim giderinin talep edilip edilemeyeceği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (Tunçomağ, Kenan: Türk Hukukunda Cezai Şart, İstanbul 1963).
Cezai şart Borçlar Kanunun 158 – 161 inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte, Dairemizce bazı yönlerden İş hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş hukukunda “İşçi Yararına Yorum İlkesi”nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir. Hizmet sözleşmeleri açısından cezai şartla ilgili olarak 818 sayılı Yasada açık bir hüküm bulunmaz iken, Dairemizin uygulamasına paralel olarak; 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 420 nci maddesi “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” hükmünü getirmiştir. Bu itibarla hizmet sözleşmelerine işçi aleyhine konulan cezai şartlar geçersiz, işçi lehine konulan cezai şartlar ise geçerli kabul edilmelidir.
Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.
İşçiye verilen eğitim karşılığı belli bir süre çalışması koşuluna bağlı olarak kararlaştırılan cezai şart tek taraflı olarak değerlendirilemez. İşçiye verilen eğitim bedeli kadar cezai şartın karşılığı bulunmakla eğitim karşılığı cezai şart hükmü belirtilen ölçüler içinde geçerlidir.
Gerek belirli gerekse belirsiz iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir. Ancak, sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Asgari süreli iş sözleşmelerine de aynı şekilde hükümler konulması mümkündür.
Somut olayda, davalının, davacı banka tarafından kısa sürelerle eğitime tabi tutulduğu sabit ise de, davalı işçinin davacıya ait işyerinde 1 yıl 7 ay 4 gün çalıştığı ve almış olduğu eğitimden davacı bankanın istifade ettiği, ayrıca, davalı işçiye imzalatılan matbu nitelikteki taahhütnamenin tek taraflı cezai şart içerdiği ve yukarıda belirtilen ilke kararımız dikkate alındığında geçerli bir cezai şarttan da söz edilemeyeceği anlaşılmakla, cezai şart ve eğitim gideri istemlerinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.