Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2012/22326 E. 2012/38234 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22326
KARAR NO : 2012/38234
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin ücret alacağının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine ve kararın kesin olduğuna karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı … Başkanlığından Dörtyol ilçesi toplu konut yapım ihalesi ile inşaat işini üstlenen davalı …İnşaat Şirketinin işçisi olarak 2006 yılının ağustos ayından 2007 yılının mayıs ayına kadar çalıştığını, ancak davacının ücretlerinin ödenmediğini, ayrıca net maaşının 3.000,00 TL olmasına rağmen kuruma asgari ücret üzerinden bildirim yapıldığını, davalı şirkette bulunan 3 maaş tutarındaki ücretten davalının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. Maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğunu belirterek, ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, dava konusu işçilik alacakları hususunda sorumluluklarının bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Davalı T.C. Başbakanlık … ile …İnş. Tic. Turz. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşmenin anahtar teslimi suretiyle yapım işlerine ait tip sözleşme olduğu, bu sözleşmeye göre yüklenici konumunda olan …İnş. Tic. Turz. Ltd. Şti.’nin alt yüklenici çalıştırabileceği, her ne kadar davacının sigorta primlerinin …İnşaat Turizm Şirketi tarafından yatırılmış olduğu anlaşılmakta ise de, sigorta primlerinin yatırılmış olmasının, sigorta primleri yatırılan kişiyi, sigorta primlerini yatıran işverenin işçisi olarak nitelendirmek için yeterli olmadığı; tanık beyanlarına göre de; davacının, TOKİ inşaatlarında kalıp ve duvar ustası olarak çalıştığı, davacının çalıştırdığı işçilerinin bulunduğu, işçiler arasındaki iş dağılımının davacı tarafından yapıldığı, davacının kendi işçilerinin aylık ücretlerini yine elden ödediği, işçi-işveren ilişkisinin kurulabilmesi için ücret, emek ve bağımlılık ilişkisinin bulunmasının gerektiği, davacının işçi sıfatına sahip olmadığı ve davacının da …İnş. Tic. Turz. Ltd. Şirketinin alt yüklenicisi olduğu, keza yapılan işin anahtar teslimi suretiyle yapılması nedeniyle davalı T.C. Başbakanlık …’nın işçilik haklarından sorumlu tutulabileceği, bunun için davacının şartnamede belirtildiği üzere, Yapı denetim görevlisine öncelikli olarak başvurusunun bulunmasının gerektiği, ancak tüm dosya kapsamından bu şekilde bir başvurunun bulunmadığı da anlaşıldığından, 4857 sayılı İş Kanununun 36. Maddesi ile Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 35. Maddesine göre davalı T.C. Başbakanlık …’nın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Bir kişinin işveren olması için hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip olması yanında, işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olması gerekir. İşveren konumunda olan bir işverene, kendi hizmeti yanında getirdiği işçilerle birlikte çalışması, onlar adına hareket etmesi, ücretlerini alıp dağıtması, işveren sıfatı kazandırmaz. Bu tipik örneğini 4857 sayılı İş Kanunu’nun takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleridir. Bu tür sözleşmede “İşçilerden biri, birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle sözleşme yapmaktadır”. Takım kılavuzu ile sözleşme yapan kişinin işverenle aradaki ilişkisi iş ilişkisidir.
Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanununun 36 ncı maddesinde, “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre ihale makamı, işçi ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol etmek durumundadır. Yapılacak olan kontrol ya da işçinin başvurusu üzerine ödenmeyen ücretlerin bulunduğunun tespit edilmesi halinde, belli şartlarla ihale makamının sorumluluğu söz konusu olur. İhale makamının yapmış olduğu ilan üzerine işçilerin başvuruda bulunmamış olmaları, kamu kurumunun anılan madde kapsamındaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, işçilerin her hak ediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmeyeceği öngörülmüştür. Maddede sözü edilen ücret her hak ediş dönemi için “son üç aylık temel ücret” olarak değerlendirilmelidir. Yine ihale makamının ihbar ve kıdem tazminatı ile kullandırılmayan izinler sebebiyle herhangi bir sorumluluğu söz konusu değildir.
İhale makamı olan kamu kurumunun, her hak ediş dönemine ilişkin son üç aylık ücretten sorumluluğu, Yasadan doğan bir sorumluluktur. İşverenle ihale makamının birlikte dava edilmesi durumunda, müştereken müteselsilen sorumluluğa dair karar verilmelidir. İhale makamının tek başına dava edildiği durumlarda, işçinin mükerrer yararlanmasını önlemek için işverence sözü edilen ücretlerin ödenip ödenmediği araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, kayda göre davacı davalı kurumdan ihale ile anahtar teslimi iş alan dava dışı şirket işçisi olarak çalışmıştır. Tanık beyanlarına göre “davacının çalıştırdığı işçilerinin bulunması, işçiler arasındaki iş dağılımının davacı tarafından yapılması, davacının kendi işçilerinin aylık ücretlerini yine elden ödemesi” şirketin alt işvereni olduğunu göstermez. Davacının hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip olduğu, işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olduğu ve alt işveren olarak diğer şirket ile sözleşme imzaladığı kanıtlanmış değildir. Takım kılavuzu gibi hareket ederek işi üstlenen şirkete işçi temin etmesi, işçiler adına hareket etmesi işçilik sıfatını ortadan kaldırmaz.
Diğer taraftan davalı kurum 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. Maddesi uyarınca, işçi ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol etmek durumundadır. Davacının şartnamede belirtildiği üzere, Yapı denetim görevlisine öncelikli olarak başvurusunun bulunmaması, davalının bu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Mahkemece davacının sıfatında ve davalının sorumluluğunda belirttiği gerekçe doğru değildir.
Bu nedenle davacı işçinin gerçek ücreti belirlenmeli, ödenip ödenmediği araştırılmalı ve ödenmemiş ise hak ediş dönemine göre son üç aylık ücreti hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır. Yazılı gerekçe ile istemin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.