YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/29943
KARAR NO : 2012/38774
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, maaş alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı işçinin yargılama sırasında devredilen Belediye Başkanlığı işyerinde ödenmeyen ücret, yıllık ücretli izin fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacağının devralan davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Bilindiği üzere; 6100 Sayılı HMK’da (keza 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur(04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay HGK. nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).
Somut olayda Mahkeme kararı “Davacı uzun süredir Toplu İş Sözleşmesince belirlenen aylık ücret alacağının ödenmediğini ileri sürmüştür. Ücretin ödendiğinin işveren tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacının işvereni olan Belediye Başkanlığı yargılama sırasında yasa ile tüzel kişiliği sona erdirilerek davalı idareye devredilmiştir. Dosyaya aylık ücretlerin ödenmesini içeren ve tahakkuk memuru imzasını içeren icmal bordroları sunulmuştur. Davalı idare devirden önceki işlemeler için denetimin devam ettiğini savunmuştur. Teftişe ilişkin belgeler ve işçilerle ilgili tüm kayıtlar getirtilmelidir. Bu kapsamda icmal bordrosu ile belirlenen ücretlerin kamu kurumu olması nedeni ile davacı adına banka hesabı açılıp açılmadığı, banka yolu ile ödenip ödenmediği araştırılmalı ve gerekirse yemin deliline dayanılmalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkeme Dairemiz bozma ilamına uymuştur.
Mahkemece banka ödeme kayıtları, bordrolar ve müfettiş raporu getirilmiş bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi bozma ilamı doğrultusunda kayıtlar üzerinde inceleme yapmak yerine müfettiş raporunda geçen sonuç miktarı tekrarlamakla yetinmiştir.
Davalı idarede yapılan teftişte davacının 2008 ve 2009 yılından alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak bu miktarın doğruluğu ve dayanak belgeleri bilirkişi tarafından denetlenmemiştir.
Teftiş raporuna göre davacının 2008 yılından 7675 TL ve 2009 yılından 3422 TL olmak üzere ödenmeyen 11.098 TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından sadece 2008 yılı ödenmeyen ücret alacağının teftiş raporundaki gibi 7675 TL olduğu rapor edilmiştir. Mahkeme bu miktar üzerinden hüküm kurmuştur.
Davanın açıldığı tarih 27.10.2008 tarihidir. Teftiş raporunda 2008 yılı alacak toplamının hangi ayları kapsadığı anlaşılamadığından dava tarihinden sonraki bir dönemi kapsaması da mümkündür. Gerçekten de yukarıda açıklandığı üzere aynı raporda davacı ve diğer bir kısım işçinin 2009 yılından alacakları da mevcuttur. Bu haliyle denetime elverişli olmayan raporun yanılgılı sonuçlara yol açacağı aşikardır.
Bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma gerekçeleri doğrultusunda yeterli araştırma yapılmadan, bilirkişiden hangi ay ücretlerinin ödendiği ve ödenmediğine ilişkin denetime elverişli şekilde rapor alınmadan ve yemin de yaptırılmadan HMK 297 maddesine aykırı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın aynı nedenle yeniden bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.