Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2012/32298 E. 2012/38254 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/32298
KARAR NO : 2012/38254
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin yıllık ücretli izin, fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının … nezdinde çalışmakta iken, 6111 sayılı kanunun 166. Maddesi kapsamında Milli Eğitim Müdürlüğüne tayin edildiğini, davacının ataması yapılırken bir kısım yıllık izin hakkının kullandırılmadığını ve yıllık izin alacağının ödenmediğini, davacının atandıktan sonra emekli olduğunu, ancak atandığı kurumda da yıllık izinleri kullandırılmadığı gibi yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, davacının kullanmadığı yıllık izinlerinin mevcut olduğunu, yıllık izin ücretlerinden davalı belediyenin sorumlu olduğunu belirterek, yıllık ücretli izin alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, devir nedeni ile davalının izinden sorumlu olmadığını, fazla mesai ve tatil çalışmaları olmadığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, alınan hesap raporuna itibar edilerek, yıllık izin alacağında günlük ücret işçinin en son aldığı çıplak aylık üzerinden hesaplanması gerektiği, yıllık izin kullandırıldığına yıllık izinlerin muntazam kullandırıldığını kullanılmamış ise ücretinin ödendiğinden işveren izin defteri ve bordrosu ile ispatlamak zorunda olduğu, yıllık izin ücretine faiz başlangıcı temerrüt tarihi olup temerrüt yoksa dava tarihi itibari ile istenebileceği, yıllık izin iş akdinin sona ermesi ile muaccel olan bir alacak kalemi olduğu, İş Kanunu’nun 53/son hükmü gereği yıllık izin süreleri ile iş sözleşmesi ile de arttırılabileceği, davalı … tarafından gelen yazıda davacının tüm süreye göre kullanmadığı izinleri bulunduğu, fazla mesai yaptığı, ücretlerinin ödenmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından fazla mesai ücretinin davalı kurum yazısına göre eksik hesaplanması ve indirim yapılması, nöbet günlerine gelen tatil günleri için tatil ücreti hesaplanmaması, fazla mesai ücretine en yüksek mevduat faizi yerine yasal faiz uygulanması nedeni ile davalı vekili tarafından ise cevap nedenleri ile temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Uyuşmazlık 6111 sayılı kanun gereğince başka kamu kurumuna iş sözleşmesi ile birlikte nakledilen davacının kullanmadığı yıllık ücretli izinlerden davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. Maddesinde işyeri devri halinde devreden ve devralan işverenin sorumluluğu düzenlenmiş olup, maddeye göre “İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır”. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ise 428. Maddesinde işyeri, 429. Maddesinde ise iş sözleşmesinin devrinde devreden ve devralan işverenlerin sorumluluğunu aynı şekilde düzenlemiştir.
İş Kanunu’nun 59. Maddesi gereğince de “İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir”. Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşyerinin devri veya iş sözleşmesinin devri halinde ortada fesih bulunmadığından sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelen yıllık ücretli izin alacağından devreden işveren sorumlu tutulamaz.
6111 sayılı kanunun 166/6 maddesine göre “Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır”.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK.’un 124/4 maddesinde “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya halinde dayanması halinde, hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliğini kabul edebileceği, bu durumda hakimin davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderine hükmedilemeyeceği” düzenlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde de yanılgının “diğer tarafın davranış ya da işlemlerinden veya hukuki ilişkinin karmaşık niteliğinden kaynaklanabileceği” belirtilmiştir.
2.a) Dosya içeriğine göre davalı … başkanlığında istihdam fazlası olarak belirlenen ve komisyon kararı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na iş sözleşmesi devredilen davacı işçi nakil kararı sonrası devreden kurumda işe başlamış ve orada halen çalışmaya devam etmektedir.
İş sözleşmesi devredildiğinden ve devir tarihinden ortada fesih bulunmadığından devreden davalı … başkanlığının doğmamış ve muaccel olmayan yıllık ücretli izinden sorumluluğu bulunmamaktadır. Yıllık ücretli izin alacağından da devralan sorumludur. Dava açıldığı tarihte devreden davalı belediyenin aslında taraf sıfatı bulunmamaktadır. Ancak Belediye Başkanlığı’nın 6111 sayılı kanun uyarınca nakle tabi tutulan davacı hakkındaki yasal düzenlemede kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklı tutulurken, fesihle muaccel olan yıllık ücretli izin alacağı konusunda bir düzenlemeye yer verilmeyerek, hukuki ilişkide karmaşıklık yaratıldığı ve davacının yanılgı içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının yıllık ücretli izin konusunda taraf sıfatında yanılgıya düştüğü kabul edilerek,
HMK.’un 124/4 maddesi uyarınca taraf değişikliği yolu ile dava dilekçesi devralan işverene tebliğ edilmeli, delilleri toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Yazılı şekilde taraf sıfatı olmayan davalı hakkında hüküm kurulması hatalıdır.
2.b) Kabule göre ise;
Davacı işçi dava açıldığında devralan kurumda çalışmaya devam etmektedir. Yıllık ücretli izin yukarda açıklandığı üzere fesih bulunmadığından muaccel ve istenebilir hale gelmemiştir. Keza hükme esas bilirkişi raporunda davacının kullanmadığı yıllık ücretli izin ücreti son ay bordrosunda net ödenen miktar üzerinden hesaplanmıştır. Yıllık ücretli izin alacağının günlük çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekir. Bordroda net ödenen ücret içinde davacının çıplak ücreti dışından ücretin eki niteliğindeki diğer ödemelerde vardır. Diğer taraftan davacı son yıllarda izin kullanmadığını belirtmesine rağmen, talep dışında çıkılarak tüm süre içinde kullanmadığı izinler karşılığı ücret hesaplanmıştır. Yıllık ücretli izin alacağının talep gibi son yıllar yerine tüm süre üzerinden kullanılmayan izinler için ve çıplak günlük ücret yerine, bordroda ödenen net ücret üzerinden hesaplanması hatalı olduğu gibi kabulü de isabetsizdir.
3. 4857 sayılı İş Kanunu’nun da kural olarak haftalık çalışma esası benimsenmiştir. Kanunun 41. Maddesine göre “Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz”. 63. maddeye göre ise “Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.
Ancak 4857 sayılı İş Kanunu ve kanuna ilişkin fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yönetmelik, haftalık çalışma esasının istisnalarına da yer vermiştir.
a) Günlük çalışma süresinin onbir saatten fazla olamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğinden, tespit edilen fazla sürelerin denkleştirmeye tabi tutulmaması, onbir saati aşan çalışmalar için zamlı ücret ödenmesini gerektirmesidir.
b) İş Kanununun 63 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca sağlık kuralları bakımından günde ancak 7,5 saat ve daha az çalışılması gereken işlerde, bu süreyi aşan çalışmalar fazla mesai ücreti ödenmesini gerektirir.
c) Maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon, tünel inşaatı gibi işlerin yer ve su altında yapılanlarında, günlük çalışma esası vardır.
d) En önemlisi ise gece çalışmalarında getirilen sınırlamadır. Kanunun 69/3 maddesi uyarınca “işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez”. Kanunda belirtilen bu süre günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın bir sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa dahi, günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir.
Tanık beyanlarına dayalı fazla çalışmalarda işçinin aralıksız her gün aynı şekilde yıllık izin, mazeret izni, raporlu olunan günler gibi çalışması hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğinden fazla çalışmalardan belirli oranda indirim yapılmalıdır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirim yapılmaması gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı işçi nakilden önce davalı işyerinde itfaiye elemanı olarak 24 saat çalışma ve 48 saat dinlenme esasına göre çalışmıştır. Bu çalışma şekline göre 10 saat ara dinlenme kabul edildiğinde, davacının çalıştığı gün 14 saat çalıştığı ve günde 11 saati aşan çalışma nedeni ile 3 saat fazla mesai yaptığı açıktır. Bu nedenle hükme esas bilirkişi raporunda davacının günlük esas göre fazla mesai ücretinin hesaplanması doğrudur. Ayrıcadavalı işveren iç yazışmasında davacının ayda 60 saat fazla mesai yaptığını kabul etmiştir. Diğer taraftan davacının bu çalışma şekline göre ulusal bayram ve genel tatil günlerine denk gelen nöbetinin olacağı da açıktır.
Bu tespitlere göre:
3.a) Nöbet çizelgeleri gibi kayıtlar esas alınarak fazla mesai karşılığı ücretler hesaplandığı anlaşılmaktadır. Hesaplamanın kayda dayanması nedeni ile fazla mesai karşılığı ücret alacağından indirim yapılmaması gerekir. Mahkemece kayda dayanan bu alacaklardan indirim yapılması isabetsizdir.
3.b) Ayrıca davacının çalışma şekline göre tatil günlerine denk gelen çalışması bulunduğundan, en azından 1/3 oranına isabet eden ulusal bayram ve tatil günleri için ücret alacağının hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, bu alacak isteminin reddine karar verilmesi de doğru değildir.
4. 4857 sayılı İş Kanununun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yasanın 34 üncü maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler, ikramiye, pirim, jestiyon ve benzeri ödemelerin yanı sıra, çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dahildir.
Mahkemece hüküm altına alınan fazla mesai ücret alacağına talep gibi en yüksek banka mevduat faizi yerine yasal faiz yürütülmesi de hatalı olup ayrı bir bozma nedeni yapılmıştır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.