YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13127
KARAR NO : 2014/10173
KARAR TARİHİ : 25.03.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2013/280-2013/424
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmada 20/09/2012 tarihinden iş akdinin haksız olarak feshedildiği 03/04/2013 tarihine kadar genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, müvekkilinin işyerinde faydalı olabilmek için tüm özverisi ile çalıştığı halde davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olan Nuri Kaplan’ın 29/03/2013 tarihinde davacıyı odasına çağırarak ortada hiçbir geçerli neden olmadığı halde iş akdini tek taraflı olarak feshettiğini ve 01 Nisan 2013 tarihinde şirkete gelerek prosedürleri tamamlaması gerektiğini bildirdiğini, belirtilen tarihte işyerine giden müvekkilinin zimmetindeki eşyaları teslim ettiğini ancak yönetim kurulu başkanının bu kez davacıdan istifasını istediğini, davacının istifayı kabul etmemesi üzerine işe devam etmesini söylediğini, 02/04/2013 tarihinde davacının savunmasının istendiğini ve daha 2 günlük savunma süresi dolmadan 03/04/2013 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, yapılan feshin hukuka aykırı olduğu gibi şekil şartlarına da uyulmadığını belirterek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, çalışmadığı süre için 4 aylık ücretinin ödenmesine, işe iade kararına uyulmaması halinde ise 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çünkü iş yerinde günel müdür yardımcısı olarak çalışan davacının iş güvencesi hükümlerine tabi olmaması nedeniyle işe iade davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca feshin de haklı ve geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı işveren vekili tarafından dosyaya sunulan ve görev tanımını belirleyen 13/02/2012 tarihli karara göre; genel müdür yardımcısı olan davacının, genel müdüre karşı sorumlu olup şirketi diğer kurum ve kuruluşlara karşı yönetimin verdiği yetkiler dahilinde temsil yetkisine sahip olduğu, ayrıca, operasyonel konularda genel müdürün verdiği yetki çerçevesinde çalışacak olup teknik konularda ise her türlü konuda tam yetkili olduğu, ilgili karar gereğince, genel müdür yardımcısının olmadığı durumlarda yetki ve sorumlulukları sadece genel müdür tarafından yerine getirilebileceği, davacının çalıştığı işyeri, fabrika niteliğinde olmayıp işletme bazında olduğu, davacının ise genel müdür yardımcısı olup işletmenin bütününü sevk ve idare eden konumunda olduğu, bu nedenle, işe alma ve işten çıkarma yetkisinin aranmayacağı, bu hususta, tanık dinlenmesinin davanın
sonucuna bir etkisi olmayacağı gibi başkaca bir araştırmaya da gerek olmadığı, belirtilen nedenler karşısında, davacının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18/son maddesi hükmüne göre iş güvencesi hükümleri kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar).
Somut olayda, yerel mahkemece davacının işveren vekili olması nedeniyle işe iade istemi reddedilmiş ise de yerel mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır.
Yerel mahkemece yapılması gereken tarafların delillerinin toplanması, toplanan delillere göre davacının görev tanımının belirlenmesi ve buna göre davacının işveren vekili olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar vermektedir. Eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.